İş Ve Sosyal Güvenlik

İŞTEN TEK TARAFLI ÇIKARMA KAOSU SONUNDA SONA ERİYOR

   Pandemi dolayısıyla çalışan personeli işten çıkarma yasağı olarak bilinen ve işverenin iş akdini feshetmesini yasaklayan, 4857 sayılı İş Kanunun geçici 10. Maddesinin birinci ve ikinci fıkrasındaki süreler 30 Haziran 2021’ de sona erecektir.
Bir yılı aşkın süredir uzatılan maddeler belirli durumlar haricinde iş sözleşmesinin feshedilmesini yasaklarken, bu süre zarfında ücretsiz izne ayırma hakkı da veriyordu.

       Yapılan bu düzenlemeyle birlikte bir süre önce uzatılan, kısa çalışma ödeneği desteği ile işten çıkarma yasağının süresi de eşitlenmiş oldu.  Cumhurbaşkanı kararı ile süresi Nisan 2021  ayında sona eren kısa çalışma ödeneği desteği, 30 Haziran’a uzatılmış idi. 01.07.2021 tarihi itibariyle işveren ister deneme süresi sonunda çalışan personeli ile çalıştırdığı kendisinden faydalanamadığı verim alamadığı çalışanın iş akdini tek taraflı olarak fesh etme yoluna gidebilecektir.

Son defa uzatılan sürenin maddesi şöyle:

4857 Sayılı Kanunun Geçici 10.maddesi;

Bu Kanunun kapsamında olup olmadığına bakılmaksızın her türlü iş veya hizmet sözleşmesi, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay süreyle 25 inci maddenin birinci fıkrasının (II) numaralı bendinde ve diğer kanunların ilgili hükümlerinde yer alan ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzeri sebepler, belirli süreli iş veya hizmet sözleşmelerinde sürenin sona ermesi, işyerinin herhangi bir sebeple kapanması ve faaliyetinin sona ermesi, ilgili mevzuatına göre yapılan her türlü hizmet alımları ile yapım işlerinde işin sona ermesi halleri dışında işveren tarafından feshedilemez.

Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç aylık süreyi geçmemek üzere işveren işçiyi tamamen veya kısmen ücretsiz izne ayırabilir. Bu madde kapsamında ücretsiz izne ayrılmak, işçiye haklı nedene dayanarak sözleşmeyi fesih hakkı vermez.

ÇALIŞAN PERSONELE HERHANGİ BİR NEDENDEN DOLAYI GELEN HACİZ YAZISI İŞVERENE ULAŞTIĞINDA İŞVEREN NE YAPILMALI?

    İşverenin uhdesine çalışan personelin her hangi bir borçtan dolayı maaşı ve diğer istihkakları için İcra Müdürlüğü’nden gelen icra müzekkeresinde belirtilen kişi iş yerinizde halen çalışıyor olabilir, daha önce çalışmış ve ayrılmış olabilir veya hiç çalışmamış olabilir. Her durumda da İcra Müdürlüğü’ne cevap verilmesi gerekir.

    Maaş haczi tebligatı alan işverenin yapması gereken; Maaş haczini tebliğ tarihinden itibaren çalışanına maaş ödemesi yaparken icra müdürlüğünün koyduğu oranda maaşını kesip, kesmiş olduğunuz tutarı icra dosyasına yatırması gerekmektedir. Haciz yazısını alan işveren, 7 gün içerisinde haczin icra edildiğini ve maaş ücretinin miktarını icra dairesine bildirmeye ve borç bitinceye kadar borçlunun maaş ücretinin gerekli miktarını hemen icra dairesine yatırmaya mecburdur.

    Aksi halde, İcra ve İflas Kanunu’nun açık hükmü gereğince; kesemedikleri veya ilk vasıta ile gönderemedikleri para ayrıca mahkemede hüküm alınmasına gerek görülmeden icra dairesince ücretlerinden ve sair mallarından tahsil edilir. İcradan size maaş haczi yazısı geldiğinde öncelikle gelen tebliğ zarfının üzerine tebligatın geliş tarihini yazınız. Tebligatın üzerine tebliğ tarihini yazmanızın sebebi hukuktaki süreleri kaçırmamanızdır. Maaş haczinde tebligatı aldıktan sonra 7 gün içerisinde ilgili icra dairesine cevap yazısı yazmanız gerekecektir. Aksi takdirde yukarıdaki cezai işlem geçerlidir.

   İşverenler için gelen haciz yazılarının tebliğ tarihi çok önemlidir. Cevap yazısı, icra kesinti emrinin elinize ulaştığını, kişinin bilgilerini, ücretinin ne olduğunu, kişinin sırada hali hazırda kesilmekte olan başka icrası yok ise bu emre istinaden maaşın ¼’ünün kesilmeye ve belirteceğiniz tarihte gerekli IBAN numarasına yatırılacağını içermelidir. Eğer kişinin birden fazla icrası var ise tek tek bunların hangi icra dairelerine ait olduğunu ve geleninde sıraya konacağını, diğer haciz ödemelerin bitiminde kesintinin başlanacağı bilgilerini içermelidir. Maaş haczini tebliğ aldığınız tarihten itibaren çalışanınıza maaş ödemesi yaparken icra müdürlüğünün koyduğu oranda maaş kesintisi uygulayıp kesmiş olduğunuz tutarı icra dosyasına yatırmanız gerekmektedir,

   Eğer müzekkere gönderilen kişi işten ayrılırsa ya da çalışmıyor ise bunun da yine aynı şekilde ilgili icra dairesine yazılı bir şekilde bildirilmesi gerekmektedir. Bu gibi yazışmaları 2 nüsha halinde iadeli taahhütlü yapmak, gerekli evrakları kayıt altında tutmak açısından daha sağlıklıdır. İşveren şahıs ise işverenin kendisi ya da avukatı, işveren şirket ise şirketi temsile yetkili kişi veya şirket avukatı tarafından maaş haczi cevabı verilebilir. İlgili personele gönderilecek cevabi yazılar kesinlikle iadeli posta yolu ile olmalıdır.  Eğer kesinleşmiş bir icra takibi varsa ve hakkında takip bulunan kişi SGK kayıtlarında çalışıyor görünüyorsa ve alacaklı maaş haczedilmesini talep etmişse, bu haczin engellenmesi mümkün değildir. Bu haczin kaldırılmasının ilk yolu, hacze konu olan borcun ödenmesidir. Bunun dışında, alacaklı ile veya avukatı ile anlaşma yapıp, başka bir şekilde borcu ödemek konusunda anlaşma sağlanırsa, alacaklının veya avukatının talebi ile maaş haczi kalkabilir.

   İcra ve İflas kanunu 83 Maddesinde her tür ücret maaş ve ödenek kısmen haczedilebilir denmiştir. İş Kanunu 35.Maddesi ile işçilerin aylık ücretlerinin ¼’ünün fazlasının haczedilemeyeceği düzenlenmiştir. Nafaka kesintileri ise istisnai durum olup bu 1/4 oranını ortadan kaldırır. Eğer bir nafaka tahsili söz konusu ise borcun tamamı işveren tarafından kesilip icra dairesine yatırılmalıdır. Dikkat edilmelidir ki; nafaka alacağına yönelik bu istisna; aylık olarak ödenen tutara ilişkindir ve birikmiş nafaka borçları da yine 1/4 orandan fazlasının haczedilemeyeceği genel kuralına tabidir.

   Nafaka alacakları açısından da, yine birikmiş nafaka alacağı için değil ancak güncel aylık nafaka için emekli maaşlarından da kesinti yapılabilir. Hak edilen yevmiye tutarı gibi ikramiye de ücretten sayılacağından bu paranın da 1/4`ü haciz edilebilir. İhbar tazminatı, kıdem tazminatı, izin ücretleri gibi ödentilerin ücretten sayılacağına ilişkin yasada bir hüküm bulunmadığından, bu ödentilerin tamamı haciz edilebilir. Ancak asgari geçim indirimi, devlet tarafından vazgeçilen vergi tutarı olduğundan, ücret olarak kabul edilemez. Dolayısıyla asgari geçim indirimi tutarının ücret ve tüm ek gelirler kapsamında haczinin mümkün değildir.

   Çalışana birden fazla icra gelmesi durumunda; İcra yazıları geliş tarihlerine göre sıraya konularak, sırada olan haczin borç tutarı, personelin aldığı maaş bilgisi ve kesintinin yapılmaya başlandığı tarih belirtilerek, elden veya iadeli taahhütlü olarak icra müdürlüklerine her biri için ayrı bilgi verilir. Sırada önde olan haczin kesintisi bitmedikçe, sonraki haciz için kesinti yapılamaz

   Çalışan ücretsiz izne ayrılması durumunda, o ay içerisinde hiç çalışması yok ise ücreti hiç hesaplanmayacak dolayısıyla borç tutarı o ay için tahsil edilemeyecektir. Personelin işine geri dönmesi ve bordrolarının hesaplanmaya başlaması ile icra/nafaka kesintilerine de devam edilecektir. İcra dairesine bir bildirimde bulunulmasına gerek yoktur. Ayın bir kısmında ücretsiz izinde olan bir personel için ise tahakkuk eden ücretinden yasal sınırları içerisinde icra/ nafaka kesintisi yapılabilecektir.

   Çalışan personelin icra kesintileri devam ederken icra borcunu kendisi toplu ödeme ile kapatan çalışan personel öncelikle bu durumu iş yerlerine bildirmelidir. İcra ödeme işleminin son bulması için personelin iş yerine icra fek yazısı iletmesi gerekmektedir. Ödeme yapılarak icra kesintilerinin son bulduğunun icra fek yazısı ile bildirilmesi ile icra kesintilerine devam edilmez. İcra dairesine bir yazı ile bildirimde bulunulmasına gerek yoktur. Daha sonra icra dairesi tarafından icra kesintisini gerçekleştiren işyerine borcun kapandığına dair bir yazı iletilecektir. İcra borcu biten kişiler için de yine icra dairesine bu ödemenin toplamının bittiğine dair bilgi yazısı yazılır. İcra dairesi dosya masrafları ve borcun kapatılmadığı süreç için ek ücret isteyebilir. Bu meblağ da aynı şekilde kesilir.

            Şayet; borç, çalışanın borcunu vaktinden evvel tüm şekilde kapatması halinde icra dairesinden borcun bittiğine dair yazı istenir. Yazının gelmesi üzerine kesintiye son verilir

ÇALIŞAN ANNELERE ÖDENEN GEÇİCİ İŞ GÖRMEZLİK ÖDENEĞİ ŞARTLARI TORBA KANUNLA DEĞİŞTİRİLDİ

 Çalışan ve ticari faaliyette bulunan annelere ödenen geçici iş göremezlik ödeneğinde değişikliğe gidilmiştir. 4a kapsamında bulunan çalışan ile 4b kapsamında bulunan esnaf, ticari faaliyetlerde bulan şirket ortağı kadınlara analık halinde geçici iş göremezlik ödeneği ödeniyor. Doğumdan sonraki ilk 8 haftalık, çoğul gebelik halinde de 10 haftalık süreye kadar olan gebelik ve analık haliyle ilgili rahatsızlık ve engellilik halleri analık hali kabul ediliyor. Bu kapsamda da sigortalı kadına iş göremezlik süresince geçici iş göremezlik ödeneği veriliyor. Ödenekten yararlanmak için de doğumdan önceki bir yıl içinde en az 120 gün sigorta primi ödenmiş olması gerekiyor idi. Doğum parası, çalışan annenin son 3 aylık brüt ücretine göre hesaplanıp,3/2 tutarındaki ücret ödenmekte iken, yeni yasa ile bu 3 aylık süre değiştirilmiş bulunmaktadır.

            Peki, neden böyle bir değişikliğe ihtiyaç duyuldu? Son zamanlarda, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), bu konuda son üç ayda yüksek prim ödemesi yapılarak sahte sigortalılık yolu ile yüksek miktarlarda iş göremezlik (Analık) ödeneği alındığını tespit etmesi kurumun iş görmezlik ödeneğinde açığın yüksek boyuta ulaşması neticesinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 15.04.2021 tarihinde kanunlaşan yasa ile hastalık ve analık sigortasından ödenecek olan geçici iş göremezlik (Analık) ödeneğine esas günlük kazancın hesabında dikkate alınan 3 aylık dönem, 12 aya çıkartılmıştır.

             İş göremezliğin başladığı tarihten önceki son bir yıl içerisinde 180 günden az kısa vadeli sigorta primi bildirilmiş olanlara hastalık ve analık halinde ödeneğe esas tutulacak günlük kazanç, iş göremezliğin başladığı tarihteki günlük prime esas kazanç alt sınırının 2 katını geçemeyecek. Kısaca asgari ücret kazancının 2 katı kadar olan tutarın 3/2 kadar ödeme yapacaktır.

8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜNDE ÇALIŞAN KADINLARIN HAKLARI

 -Ülkemizde kadın istihdamının maalesef düşük olduğu ülkelerden biridir. Bir ülkenin refah seviyesinin yükselmesi ve insan kaynaklarının daha iyi değerlendirilebilmesi için nüfusun son yıllarda yarıdan fazlasını oluşturan kadınlarımızın sanayide, ticarette, eğitim ve kamusal alanlarda istihdamlarının artırılması büyük önem taşımaktadır.
        – 4857 sayılı İş Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca iş ilişkisinde cinsiyet ayrımı yapılamaz. İşveren, biyolojik veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu kılmadıkça, bir işçiye, işe alımda, çalışma şartlarının oluşturulmasında, çalışma sırasında ve işten çıkarmada cinsiyet veya gebelik nedeniyle doğrudan veya dolaylı farklı işlem yapamaz. Aynı veya eşit değerde bir iş için cinsiyet nedeniyle daha düşük ücret veremez. İşçinin cinsiyeti nedeniyle özel koruyucu hükümlerin uygulanması, daha düşük bir ücretin uygulanmasını haklı kılmaz. Bu kurallara aykırı davranıldığında işçi dört aya kadar ücreti tutarındaki ayrımcılık tazminatının yanı sıra yoksun bırakıldığı haklarını da talep edebilir.
         -Evlenen kadın çalışanın, Kıdem tazminatı normalde emeklilikte diğer taraftan 08.09.1999 tarihinden önce sigortası olan kadın çalışan 15 yıl sigortalılık 3600 prim günü , 08.09.1999 25 yıl sigortalılık 4500 prim günü 01.05.2008 sonra çalışmaya başlayan kadınlar 5400 gün gibi yaş dışındaki emeklilik koşullarının yerine getirilmesi, işçinin haklı nedenle iş akdini feshetmesi, işverenin işçiyi işten çıkartması gibi hallerde ödenir.
Bekâr kadın çalışan, evlendiği tarih itibariyle işçilere resmi nikâh tarihinden itibaren bir yıl içinde işten ayrılırsa kıdem tazminatı alabilmektedirler.
           – Kadın çalışanı, işveren işçisinin hamile olduğuna dair rapor kayıtlara geçmesi ile birlikte sağlığını ve güvenliğini riske atacak şekilde çalıştıramaz. Çalışma koşullarını buna göre değiştirmek, gerekirse daha hafif işte çalıştırmak zorundadır. Çalışma şartlarındaki bu değişikliklerden dolayı ücretinde indirim yapamaz. İşyerinde hamile kadını çalıştırmaya uygun hafif bir iş yoksa ücretsiz izin verme yoluna gidebilir. Hamile kadınlar, doğuma kadar geçen sürede 20.00-06.00 saatleri arasında çalışmaya zorlanamaz. Yarısından fazlası 20.00-06.00 arasına denk gelen gece vardiyalarında çalıştırılamazlar. Yeni doğum yapmış kadınlar, doğumu izleyen bir yıl boyunca da gece çalıştırılamazlar. Bir yıllık sürenin sonunda sağlık ve güvenlik açısından sakıncalı olduğuna ilişkin sağlık raporu alınması halinde, raporda belirtilen süre boyunca gece çalıştırma yasağı devam eder. Hamile ve emziren kadınların günlük çalışma süresi de 7,5 saati aşamaz.
              -Kadın işçiler kamu, özel dâhil olmak üzere doğumdan önce ve sonra 8’er hafta analık izni kullanır. Analık izninde kadın sigortalıya son 3 aylık dönemdeki ortalama prime esas kazancının 3’te 2’si oranında iş göremezlik ödeneği verilir. Bu haktan yararlanabilmek için son bir yılda 90 gün sigorta primi ödemesi yapılması gerekmektedir.
            – Analık izninin bitiminden itibaren, çocuğun hayatta olması şartıyla kadın işçi ve memur ile üç yaşını doldurmamış çocuğu evlat edinen kadın veya erkek işçi/memurlara istekleri hâlinde yarım çalışma izni verilir. Kadın çalışanlar, birinci doğumda 2 ay, ikinci doğumda 4 ay, sonraki doğumlarda ise 6 ay süreyle yarım gün çalışabilirler. Çoğul doğum hâlinde bu sürelere 30’ar gün eklenir. Çocuğun engelli doğması hâlinde ise bir yıl süreyle yarım gün çalışma hakkı tanınır.
            -Özel sektörde işveren, yarım gün ücretsiz çalışma hakkının kullanıldığı dönemde yarım aylık ücret öder. İşsizlik Fonu’ndan da brüt asgari ücretin yarısı tutarında ödeme yapılır. 2021 yılı için İşsizlik Fonu’ndan ayda 1.788,75 TL ödeme yapılıyor. Yarı zamanlı çalışma döneminde yarım maaş hakkından yararlanabilmek için, işçi adına son 3 yılda en az 600 gün prim bildirilmesi gerekiyor. Her hangi bir İŞKUR merkezine analık hali izninin bitiminden itibaren 30 gün içinde yazılı başvuruda bulunanlar yarım maaş hakkından yararlanabilir.
             – 5510 sayılı kanun ile getirilen yasa ile başkasının bakımına muhtaç derecede ağır engelli çocuğu bulunan annelerin, 1 Ekim 2008 tarihinden sonraki çalışma günlerine her yıl 90 gün eklenir. Eklenen bu süreler emeklilik yaş ve prim gün sayısından indirilmektedir. Örneğin engelli çocuğu hayatta iken 25 yıl çalışan kadının çalışma süresine 6 yıl ilave edilip, emeklilik yaşı da 6 yıl öne çekilmektedir.  Yaş haddinden indirilecek süre konusunda bir sınırlama bulunmuyor. Getirilen bu haktan yararlanabilmek için engelli çocuğu olan çalışan çocuğun ağır engelli olduğuna dair tam teşekküllü hastaneden alınan sağlık kurulu raporu alınarak çalışanın bağlı bulunduğu Sosyal Güvenlik Kurumu Merkezlerine verilmesi gerekmektedir.1 Ekim 2008 tarihinden önce çalışan kadın sigortalılar anılan tarih öncesi engelli çocuk yıpranma indiriminden yararlandırılmamaktadır.
               – Çocuk Esirgeme Kurumu veya diğer yollardan 3 yaşını doldurmamış çocuğu evlat edinen eşlerden birine veya evlatlığı sahiplenen eşten birine, çocuğun aileye teslim edildiği tarihten itibaren 8 hafta analık izni kullandırılır.
              -Kadın işçilere bir yaşından küçük çocuklarını emzirmeleri için günde 1,5 saat süt izni verilir. Kadın memurlara ise analık izin süresinin bitiminden itibaren ilk altı ayda günde 3 saat, ikinci altı ayda günde 1,5 saat süt izni kullandırılır.
            – Kadın çalışan doğum izninin bitiminden itibaren, çocuğun hayatta olması şartıyla kadın işçi ve memur çalışan ile üç yaşını doldurmamış çocuğu evlat edinen kadın veya erkek memur veya işçi çalışanlara istekleri hâlinde yarım çalışma izni verilir. Kadın çalışanlar, birinci doğumda 2 ay, ikinci doğumda 4 ay, sonraki doğumlarda ise 6 ay süreyle yarım gün çalışabilirler. Çoğul doğum hâlinde bu sürelere otuzar gün eklenir. Çocuğun engelli doğması hâlinde ise bir yıl süreyle yarım gün çalışma hakkı tanınır.
            -Doğum yapan kadın işçiler ise 16 haftalık analık izni süresinin bitiminden itibaren 6 aya kadar ücretsiz izin kullanabilir.        
 Kadın çalışan memur, talep ederse 16 haftalık analık izninin veya 6 aya kadar olan yarım gün çalışma döneminin bitiminden itibaren 24 aya kadar ücretsiz izin kullanabilir.
          -10.Şubat 2016 yılında çıkartılan kanunla kadın işçi ve memurlara, çocuk okula başlayıncaya kadar yarım zamanlı çalışma hakkı tanınmıştır.

          -Diğer yandan erkeklere tanınan çalışma sürelerinin öncesi askerlik hizmeti borçlanmaları, çalışma süresi öncesi doğum yapan kadın işçi, memur, esnaf sigortalılarına sağlanmamıştır.

           -Türkiye Büyük Millet Meclisinde her yasa döneminde büyük umutlarla beklenen hep kırıklığına sebep olan bu düzenlemenin bir an önce hayata geçirilmesi elzemdir.

            – Doğumdan sonra primsiz geçen sürelerinin 2 yıla kadar olan kısmı için borçlanma yapabiliyor. Borçlanma hakkı, 3 çocuğa kadar kullanılabiliyor. Üç çocuğu bulunan anne, boşta geçen sürelerinin toplam 6 yıla kadar olan kısmı için doğum borçlanması yapabilir. Kadın çalışanların doğum borçlanma hakkından yararlanabilmek için, normalde doğumdan önce işçi, esnaf ve memur olarak sigortalı olmak gerekmektedir. Okul dönemi stajyer olarak sigortalı olan kadın çalışanlar staj sonrası doğumlarını borçlanma haklarına sahiptirler.

ÇALIŞANLAR İŞTEN ÇIKIŞ YAPMADAN SGK‘DAN YAŞLILIK AYLIĞI TALEBİNDE BULUNABİLECEKLER

    5510 sayılı kanunun 4’üncü maddenin a bendi kapsamında bulunan sigortalıların mağduriyetinin giderilmesine yönelik olarak AYM 3 Mart 2021 tarihli ve 31412 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2019/104 Esas ve 2021/3 Karar sayılı Anayasa Mahkemesi Kararı ile yaşlılık aylığı bağlanacak sigortalıların “işten ayrılmaları” kuralına dair önemli bir iptal kararı alınmış bulunmaktadır.

             Anayasa Mahkemesi’nin ilgili kararı 4a kapsamındaki sigortalılar sigortalılık başlangıç tarihinin ve yaşlılık aylığına hak kazanılmasının tespitine ilişkin Yargıtay’da açılan bir davada mülga 506 sayılı Kanun’daki çalıştığı işten ayrıldıktan sonra yaşlılık aylığının bağlanması ilgili kanunun Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun AYM’ye itirazı ile gerçekleşmiştir.

               Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun itiraz yoluyla başvurusu sonucu alınan kararda 17/7/1964 tarihli ve mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun mülga 62. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “…çalıştığı işten ayrıldıktan sonra…” ibaresinin Anayasa’nın 2., 10., 48., 49. ve 60. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline ve yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmesi talep edilmiştir. Anayasa Mahkemesi söz konusu talebi kabul ederek ilgili yasa hükmünün iptaline karar vermiş bulunmaktadır.

                İptal kararında yaşlılık aylığı talebinde bulunabilmek için çalışılmakta olan işten ayrılmayı öngörmesi nedeniyle çalışma hak ve özgürlüğünü ihlal ettiği ifade edilmiştir. Kararda, 29/4/1986 tarihli ve 3279 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle yaşlılık aylığı bağlananların sosyal güvenlik destek primi ödemek suretiyle hem aylık almalarının hem de çalışmalarının mümkün olduğu, bu durumda yaşlılık aylığı için işten ayrılma koşulunun aranmasının bir öneminin kalmadığı, nitekim itiraz konusu kuralla öngörülen şekli şartı yerine getirmek için sigortalının çalıştığı işten çıkışını yaptırıp yazılı tahsis talebinde bulunduktan sonra sosyal güvenlik destek primi ödemek suretiyle ertesi gün işbaşı yapabileceği, koşulları taşıyan sigortalıya mevzuat uyarınca tahsis talebinden itibaren üç ay içinde Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından aylığın bağlanması gerektiği ancak uygulamada bu sürenin çok daha uzun olduğu, bu durumda kural uyarınca işten ayrılmış olan sigortalının aylık bağlanıncaya kadar hiçbir gelirinin olmayacağı, hizmet akdi ile çalışanların da 5434 sayılı Emekli Sandığı iştirakçileri gibi çalıştıkları işten ayrılmaksızın talepte bulunabilmelerinin ve talebin kabul edildiği tarihe kadar çalışabilmelerinin eşitlik ilkesine uygun olacağı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 10., 48., 49. ve 60. Maddelerine aykırı olduğu ifade edilmiştir.

               Mülga 506 sayılı Kanun’da yer alan hükme göre hizmet akdine bağlı olarak çalışan sigortalının yaşlılık aylığına hak kazanabilmesi için yaş, prim gün sayısı ve sigortalılık süresi şartlarının yanı sıra yazılı olarak tahsis talebinde bulunmadan önce kural uyarınca çalıştığı işten ayrılması gerekmektedir. Başka bir ifade ile “işten ayrılarak, aktif çalışma yaşamından uzaklaşmak” emekli olabilmenin koşulu sayılmıştır.

                Söz konusu düzenleme, 5510 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesinde ise “(a) ve (b) bentlerinde belirtilen sigortalılardan yaşlılık aylığına hak kazananlara, yazılı istek tarihinden sonraki, kamudan emekli olma talebinde bulunanlar için ayın 15’i özel sektörden emekli olmak isteyenlerin yaşlılık aylıkları takip eden aybaşından itibaren aylık bağlanır.” Hükmü yer almaktadır.

               Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi kararı sonrasında yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunabilmesi için yaşlılık aylığı talebi için öngörülen işten ayrılma durumu iptal edilerek mevcut çalışma durumunda olanlar için Sosyal Güvenlik Kurumundan yaşlılık aylığı bağlanması için işten ayrılmama zorunluluğu 14.01.2021 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiş bulunmaktadır.

              Bununla Anayasa Mahkemesinin iptal etmiş olduğu mevcut kanunun boşluğundan dolayı oluşabilecek mağduriyetlerin giderilmesine yönelik Türkiye Büyük Millet Meclisinden kanun düzenlemesi ile birlikte Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığınca yönetmelik ve genelge çıkartılması elzemdir. 

GENEL SAĞLIK SİGORTASI BORÇLARINDA SON FIRSAT

7256 Sayılı kanun ile Kamuya olan vergi, trafik cezası, Kredi Yurtlar Kurumu’na (KYK) olan öğrenim kredisi borçları vergi dairelerine ödenmesi gereken borçların ilk taksitini ödeme süresi 1 Mart 2021’de sona erecek. Bu borçların ikinci taksiti ise 30 Nisan 2021’de yapılacak.

    Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) olan prim borçlarını yapılandırmış olanlar, ilk taksiti 31 Mart 202’de ikinci taksiti ise 31 Mayıs 2021’de ayında ödeyecekler. İlk iki taksit hariç olmak üzere, yapılandırılan borçlar için bir yılda ikiden fazla taksitin de aksatılmaması gerekiyor. Bununla birlikte öğrenimini tamamladığı halde herhangi bir işe girmemiş olanlar ile sigortalı bir işte çalışmayanlara çıkartılmış olan genel sağlık sigortası (GSS) prim borçları için tanınan ödeme kolaylığı süreci 31 Mart 2021’e devam ediyor. Gelir tespiti başvurusu, kişilerin ikametgâhının bulunduğu il/ilçedeki Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma (SYD) Vakfına yapılır. Gelir testinde hane içinde kişi başına gelir, asgari ücretin 3’te 1’inden az çıkarsa prim ödenmiyor. 2021 yılında yıl gelir testine girenlerin prim ödemekten kurtulabilmesi için hane içinde fert başına gelir 1.192.50 TL’den az olmalıdır. Genel sağlık sigortası prim borcu bulunanlar 30 Nisan 2021 tarihine kadar e-Devlet üzerinden interaktif vergi dairesine girerek prim borcunun anaparasını ödedikleri takdirde gecikme cezası ve gecikme zammının tamamı silinecek. Anapara ödemesinin tamamını tek seferde yapma zorunluluğu yok ancak borç anaparasının tamamının 30 Nisan 2021’e kadar ödenmesi zorunlu.

    Öğrenimini tamamladığı halde işe giremeyen gençler, işini kaybedenler bu durumun ortaya çıktığı andan itibaren bir ay içinde gelir testine girerek ödeme güçleri olmadığını belgeledikleri takdirde haklarında GSS prim borcu çıkartılmaz. Gecikmeli olarak gelir testine başvurduklarında ise ödeme güçleri olmadığı belgelense bile teste girinceye kadar olan döneme ait borçları ödemek zorunda kalırlar. Bu nedenle, bakmakla yükümlü olunan sıfatını yitirenler veya işsiz kalanlar, gelir testi için bir aylık süreye dikkat etmeliler. 5510 sayılıKanuna göre, GSS prim borcu bulunanlar SGK üzerinden sağlık hizmeti alamıyorlar. Vatandaşın mağduriyetinin giderilmesine yönelik olarak belirli süreler dâhilinde geçici düzenlemeler ile prim borcu olanlara da sağlık hizmetinden yararlanma hakkı tanınıyor. Bu defa Cumhurbaşkanlığı makamlarının 23 Ocak 2021 tarihli Kararı uyarınca, GSS prim borcu bulunanlar 31.12.2021 sonuna kadar devlete ait hastaneler ile devlet üniversitelerine ait hastanelerden sağlık hizmeti alabilecekler. Ancak özel hastanelerden ise sağlık hizmeti alamayacaklar.

ÇALIŞIR İKEN COVİD 19′ A YAKALANAN İŞÇİ VE İŞVERENİN HASTALIK DURUMU

İş yerinde çalışır iken Covid-19 hastalığına yakalanan işveren ve işçi hastalık yönünden iş kazası ve meslek hastalığı kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceğine dair  Sosyal Güvenlik Kurumu konu ile ilgili bir genelge yayımlamıştır.

SGK Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından 07 Mayıs 2020 tarihinde yayımlanan Koronavirüs (COVID-19) konulu ve 2020/12 sayılı Genelgede;

• Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkan yeni tip Koronavirüsün (COVID-19), çok hızlı bir küresel yayılım göstererek neredeyse tüm Dünya ülkelerini etkilediği ve Dünya Sağlık Örgütünce pandemik (salgın) bir hastalık olarak ilan edildiği, Ülkemizin de söz konusu salgından olumsuz yönde etkilendiği,

• 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 15 inci maddesinde; “4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalının, iş kazası ve meslek hastalığı dışında kalan ve iş göremezliğine neden olan rahatsızlıklar, hastalık halidir.” hükmü yer aldığı,

• Buna göre; COVID-19 virüsünün bulaşıcı bir hastalık olduğu dikkate alındığında, söz konusu salgına maruz kalan ve sağlık hizmet sunucularına müracaat eden sigortalılara hastalık kapsamında provizyon alınması gerektiği,

açıklamalarına yer verilmiştir.

Mevcut durumda;

4/b (Bağ-Kur) kapsamında sigortalı sayılan işverenler de iş kazası ve meslek hastalığı sigortasına tabi olmakla birlikte, bu işverenlerin de işyerinde bulundukları sırada veya yürüttükleri iş nedeniyle covid-19  pandemi (küresel salgın) hastalığına yakalanmaları olayı iş kazası veya meslek hastalığı değil hastalık sayılacak, 4/a kapsamında işçilerin işyerinde bulunduğu sırada veya işveren tarafından yürütülen iş nedeniyle Covid-19 pandemi (küresel salgın) hastalığına yakalanmaları iş kazası olayı veya meslek hastalığı değil, hastalık sayılacak.

GENÇ GİRİŞİMCİYE BAĞKUR SİGORTA PRİM DESTEĞİ

18/05/2018 tarih ve 30425 sayılı Resmi Gazetede 7143 sayılı Torba Kanunun 22. Maddesi ile 5510 sayılı SGK Kanunun 81. Maddesi birinci fıkrasına (k) bendi ilave edilmiştir. Buna göre;

‘193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun mükerrer 20. Maddesi kapsamında genç girişimcilerde kazanç istisnasından faydalanan ve mükellefiyet başlangıç tarihi itibariyle 18 yaşını doldurmuş ve 29 yaşını doldurmamış olanlardan, bu Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi kapsamında 01/06/2018 tarihinden itibaren ilk defa sigortalı sayılan gerçek kişilerin primleri, 1 yıl süreyle 82. madde uyarınca belirlenen prime esas kazanç alt sınırı üzerinden Hazinece karşılanır. Adi ortaklıklar ve Şahıs şirket ortaklıklarında sadece bir ortak bu fıkra hükmünden faydalanır.’ denmektedir.

A) Kapsam Ve Faydalanma Şartları

                -İşe başlama bildirimi G.V.K. mükerrer 20. maddesi gereği kanuni süresi içinde bildirmiş olması. Yani, sigorta teşviğinden başlama tarihi olarak vergi kaydının başladığı tarih esas alınacaktır.

                -Kendi işinde bizzat çalışması ve iş organizasyonunun kendisi tarafından yapılması gerekir.

                -Faaliyetin adi ortaklık veya şahıs şirketi şeklinde olması durumunda her bir ortağın teşvik şartlarını ayrı ayrı taşıması gerekir ve ortaklardan sadece biri teşvikten faydalanır.

                -Sigortalının vergi kaydı başlangıcı ve  sigortalılık tarihi itibarı ile 18 yaşını doldurmuş ve 29 yaşını doldurmamış olması gerekmektedir.

                -Hali hazırda faaliyetine devam eden işletmeye sonradan ortak olunmaması gerekir.

B) Sigortalıların Tescil İşlemleri

                Teşvikten yararlanmak isteyen sigortalılar, bağlı oldukları vergi dairesinden, Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 20. maddesi kapsamında ‘genç girişimci kazanç istisnasından’ faydalandığına dair belgeyi alarak, ilgili Sosyal Güvenlik Merkezi Müdürlüğüne müracaatları gerekmektedir.

C) Teşvikten Yararlanma Süreleri

                Prim teşvik tutarı, sigortalıların aylık prime esas kazançları, günlük prime esas kazanç alt sınırının otuz katı olarak belirlenmiş olup, bu tutar üzerinden tahakkuk ettirilecektir. Sigortalılar söz konusu teşvikten tescil tarihinden itibaren bir yıl süreyle yararlanacaklardır.

Asgari Ücret Desteği Hakkında

27/03/2018 tarihli ve 30373 sayılı (2.Mükerrer) Resmi Gazetede yayımlanan 7103 Sayılı Kanun ile 5510 Sayılı Kanuna Geçici 75.Madde eklenmiştir.

Bu madde ile 2018 yılı Ocak ile Eylül ayları için uygulanacak  asgari ücret destek tutarının belirlenmesinde Bakanlar Kurulu yetkili kılınmıştır. Bununla ilgili Bakanlar Kurulu Kararı 20/06/2018 tarihli ve 30454 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Asgari ücret desteğinin uygulanmasına yönelik SGK genelgesi 20/06/2018 tarihinde 2018/20 no ile açıklanmıştır. Buna göre;

– Destek miktarının hesaplanmasında ilgili ayda verilecek aylık prim ve hizmet belgesindeki veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesindeki prim ödeme gün sayısının 3,33 TL rakamı ile çarpımı suretiyle hesaplanan tutar, takip eden aydan doğan sigorta prim borcuna mahsup edilecektir.

– Aylık prim ve hizmet belgesinin yasal süresi içinde verilmemesi halinde, belgelerin yasal süresinde verilmediği aylar için destekten yararlanılamayacaktır.

– İşverenin, kuruma prim idari para cezası ile bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcunun bulunması halinde bu destekten faydalanamaz.

10’dan fazla ve 50’den az işçinin çalıştığı iş yerlerinde çalışanların BES sistemine dahil olmaları.

Özet: Bireysel Emeklilik Sistemine (BES) 01.07.2018 tarihinden itibaren uygulanmak üzere 10’dan fazla ve 50’den az işçinin çalıştığı iş yerlerinde çalışanların BES sistemine dahil olmaları.

4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanununda yapılan düzenleme ve buna ilişkin çıkarılan yönetmelik ile çalışanların otomatik olarak bir emeklilik planına dahil edilmesi zorunluluğu kademeli olarak 01.01.2017 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir.

Buna göre, 01.07.2018 tarihinden itibaren çalışan sayısı 10 ve üzerinde ancak 50’den az olan işyerleri bu kapsama dahil olmuştur.

– Türk vatandaşı olan ve 45 yaşını doldurmamış tüm çalışanlar bu sisteme işverenleri aracılığı ile dahil edilmeleri zorunludur.

– Çalışanların maaşları yüzde 3 oranında her ay zorunlu olarak kesilecek ve emeklilik şirketi hesabına aktarılacaktır.

– Çalışanlar, emeklilik planına dahil olduğunun kendilerine bildirildiği tarihi takip eden iki ay sistemde kalıp,üçüncü ayda cayma hakkını kullanabilir.

– Çalışanların ödediği katkı paylarına %25 oranında Devlet katkısı teşviği verilecektir.

– Cayma süresinden sonra da sistemde kalmaya devam eden çalışanlara 4632 Sayılı Kanuna göre bir defaya mahsus 1.000,00 TL tutarında Devlet katkısı ayrıca sağlanacaktır.

– Birden fazla işyeri olan işveren çalışanının belirlenmesinde, işverene ait olan bütün işyerlerinde çalışanların toplamı dikkate alınacaktır. İşyerlerinin başka illerde olması bu durumu değiştirmeyecektir.

Scroll to top