Yazar: ASR YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK A.Ş.

ÇALIŞAN PERSONELE HERHANGİ BİR NEDENDEN DOLAYI GELEN HACİZ YAZISI İŞVERENE ULAŞTIĞINDA İŞVEREN NE YAPILMALI?

    İşverenin uhdesine çalışan personelin her hangi bir borçtan dolayı maaşı ve diğer istihkakları için İcra Müdürlüğü’nden gelen icra müzekkeresinde belirtilen kişi iş yerinizde halen çalışıyor olabilir, daha önce çalışmış ve ayrılmış olabilir veya hiç çalışmamış olabilir. Her durumda da İcra Müdürlüğü’ne cevap verilmesi gerekir.

    Maaş haczi tebligatı alan işverenin yapması gereken; Maaş haczini tebliğ tarihinden itibaren çalışanına maaş ödemesi yaparken icra müdürlüğünün koyduğu oranda maaşını kesip, kesmiş olduğunuz tutarı icra dosyasına yatırması gerekmektedir. Haciz yazısını alan işveren, 7 gün içerisinde haczin icra edildiğini ve maaş ücretinin miktarını icra dairesine bildirmeye ve borç bitinceye kadar borçlunun maaş ücretinin gerekli miktarını hemen icra dairesine yatırmaya mecburdur.

    Aksi halde, İcra ve İflas Kanunu’nun açık hükmü gereğince; kesemedikleri veya ilk vasıta ile gönderemedikleri para ayrıca mahkemede hüküm alınmasına gerek görülmeden icra dairesince ücretlerinden ve sair mallarından tahsil edilir. İcradan size maaş haczi yazısı geldiğinde öncelikle gelen tebliğ zarfının üzerine tebligatın geliş tarihini yazınız. Tebligatın üzerine tebliğ tarihini yazmanızın sebebi hukuktaki süreleri kaçırmamanızdır. Maaş haczinde tebligatı aldıktan sonra 7 gün içerisinde ilgili icra dairesine cevap yazısı yazmanız gerekecektir. Aksi takdirde yukarıdaki cezai işlem geçerlidir.

   İşverenler için gelen haciz yazılarının tebliğ tarihi çok önemlidir. Cevap yazısı, icra kesinti emrinin elinize ulaştığını, kişinin bilgilerini, ücretinin ne olduğunu, kişinin sırada hali hazırda kesilmekte olan başka icrası yok ise bu emre istinaden maaşın ¼’ünün kesilmeye ve belirteceğiniz tarihte gerekli IBAN numarasına yatırılacağını içermelidir. Eğer kişinin birden fazla icrası var ise tek tek bunların hangi icra dairelerine ait olduğunu ve geleninde sıraya konacağını, diğer haciz ödemelerin bitiminde kesintinin başlanacağı bilgilerini içermelidir. Maaş haczini tebliğ aldığınız tarihten itibaren çalışanınıza maaş ödemesi yaparken icra müdürlüğünün koyduğu oranda maaş kesintisi uygulayıp kesmiş olduğunuz tutarı icra dosyasına yatırmanız gerekmektedir,

   Eğer müzekkere gönderilen kişi işten ayrılırsa ya da çalışmıyor ise bunun da yine aynı şekilde ilgili icra dairesine yazılı bir şekilde bildirilmesi gerekmektedir. Bu gibi yazışmaları 2 nüsha halinde iadeli taahhütlü yapmak, gerekli evrakları kayıt altında tutmak açısından daha sağlıklıdır. İşveren şahıs ise işverenin kendisi ya da avukatı, işveren şirket ise şirketi temsile yetkili kişi veya şirket avukatı tarafından maaş haczi cevabı verilebilir. İlgili personele gönderilecek cevabi yazılar kesinlikle iadeli posta yolu ile olmalıdır.  Eğer kesinleşmiş bir icra takibi varsa ve hakkında takip bulunan kişi SGK kayıtlarında çalışıyor görünüyorsa ve alacaklı maaş haczedilmesini talep etmişse, bu haczin engellenmesi mümkün değildir. Bu haczin kaldırılmasının ilk yolu, hacze konu olan borcun ödenmesidir. Bunun dışında, alacaklı ile veya avukatı ile anlaşma yapıp, başka bir şekilde borcu ödemek konusunda anlaşma sağlanırsa, alacaklının veya avukatının talebi ile maaş haczi kalkabilir.

   İcra ve İflas kanunu 83 Maddesinde her tür ücret maaş ve ödenek kısmen haczedilebilir denmiştir. İş Kanunu 35.Maddesi ile işçilerin aylık ücretlerinin ¼’ünün fazlasının haczedilemeyeceği düzenlenmiştir. Nafaka kesintileri ise istisnai durum olup bu 1/4 oranını ortadan kaldırır. Eğer bir nafaka tahsili söz konusu ise borcun tamamı işveren tarafından kesilip icra dairesine yatırılmalıdır. Dikkat edilmelidir ki; nafaka alacağına yönelik bu istisna; aylık olarak ödenen tutara ilişkindir ve birikmiş nafaka borçları da yine 1/4 orandan fazlasının haczedilemeyeceği genel kuralına tabidir.

   Nafaka alacakları açısından da, yine birikmiş nafaka alacağı için değil ancak güncel aylık nafaka için emekli maaşlarından da kesinti yapılabilir. Hak edilen yevmiye tutarı gibi ikramiye de ücretten sayılacağından bu paranın da 1/4`ü haciz edilebilir. İhbar tazminatı, kıdem tazminatı, izin ücretleri gibi ödentilerin ücretten sayılacağına ilişkin yasada bir hüküm bulunmadığından, bu ödentilerin tamamı haciz edilebilir. Ancak asgari geçim indirimi, devlet tarafından vazgeçilen vergi tutarı olduğundan, ücret olarak kabul edilemez. Dolayısıyla asgari geçim indirimi tutarının ücret ve tüm ek gelirler kapsamında haczinin mümkün değildir.

   Çalışana birden fazla icra gelmesi durumunda; İcra yazıları geliş tarihlerine göre sıraya konularak, sırada olan haczin borç tutarı, personelin aldığı maaş bilgisi ve kesintinin yapılmaya başlandığı tarih belirtilerek, elden veya iadeli taahhütlü olarak icra müdürlüklerine her biri için ayrı bilgi verilir. Sırada önde olan haczin kesintisi bitmedikçe, sonraki haciz için kesinti yapılamaz

   Çalışan ücretsiz izne ayrılması durumunda, o ay içerisinde hiç çalışması yok ise ücreti hiç hesaplanmayacak dolayısıyla borç tutarı o ay için tahsil edilemeyecektir. Personelin işine geri dönmesi ve bordrolarının hesaplanmaya başlaması ile icra/nafaka kesintilerine de devam edilecektir. İcra dairesine bir bildirimde bulunulmasına gerek yoktur. Ayın bir kısmında ücretsiz izinde olan bir personel için ise tahakkuk eden ücretinden yasal sınırları içerisinde icra/ nafaka kesintisi yapılabilecektir.

   Çalışan personelin icra kesintileri devam ederken icra borcunu kendisi toplu ödeme ile kapatan çalışan personel öncelikle bu durumu iş yerlerine bildirmelidir. İcra ödeme işleminin son bulması için personelin iş yerine icra fek yazısı iletmesi gerekmektedir. Ödeme yapılarak icra kesintilerinin son bulduğunun icra fek yazısı ile bildirilmesi ile icra kesintilerine devam edilmez. İcra dairesine bir yazı ile bildirimde bulunulmasına gerek yoktur. Daha sonra icra dairesi tarafından icra kesintisini gerçekleştiren işyerine borcun kapandığına dair bir yazı iletilecektir. İcra borcu biten kişiler için de yine icra dairesine bu ödemenin toplamının bittiğine dair bilgi yazısı yazılır. İcra dairesi dosya masrafları ve borcun kapatılmadığı süreç için ek ücret isteyebilir. Bu meblağ da aynı şekilde kesilir.

            Şayet; borç, çalışanın borcunu vaktinden evvel tüm şekilde kapatması halinde icra dairesinden borcun bittiğine dair yazı istenir. Yazının gelmesi üzerine kesintiye son verilir

ÇALIŞAN ANNELERE ÖDENEN GEÇİCİ İŞ GÖRMEZLİK ÖDENEĞİ ŞARTLARI TORBA KANUNLA DEĞİŞTİRİLDİ

 Çalışan ve ticari faaliyette bulunan annelere ödenen geçici iş göremezlik ödeneğinde değişikliğe gidilmiştir. 4a kapsamında bulunan çalışan ile 4b kapsamında bulunan esnaf, ticari faaliyetlerde bulan şirket ortağı kadınlara analık halinde geçici iş göremezlik ödeneği ödeniyor. Doğumdan sonraki ilk 8 haftalık, çoğul gebelik halinde de 10 haftalık süreye kadar olan gebelik ve analık haliyle ilgili rahatsızlık ve engellilik halleri analık hali kabul ediliyor. Bu kapsamda da sigortalı kadına iş göremezlik süresince geçici iş göremezlik ödeneği veriliyor. Ödenekten yararlanmak için de doğumdan önceki bir yıl içinde en az 120 gün sigorta primi ödenmiş olması gerekiyor idi. Doğum parası, çalışan annenin son 3 aylık brüt ücretine göre hesaplanıp,3/2 tutarındaki ücret ödenmekte iken, yeni yasa ile bu 3 aylık süre değiştirilmiş bulunmaktadır.

            Peki, neden böyle bir değişikliğe ihtiyaç duyuldu? Son zamanlarda, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), bu konuda son üç ayda yüksek prim ödemesi yapılarak sahte sigortalılık yolu ile yüksek miktarlarda iş göremezlik (Analık) ödeneği alındığını tespit etmesi kurumun iş görmezlik ödeneğinde açığın yüksek boyuta ulaşması neticesinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 15.04.2021 tarihinde kanunlaşan yasa ile hastalık ve analık sigortasından ödenecek olan geçici iş göremezlik (Analık) ödeneğine esas günlük kazancın hesabında dikkate alınan 3 aylık dönem, 12 aya çıkartılmıştır.

             İş göremezliğin başladığı tarihten önceki son bir yıl içerisinde 180 günden az kısa vadeli sigorta primi bildirilmiş olanlara hastalık ve analık halinde ödeneğe esas tutulacak günlük kazanç, iş göremezliğin başladığı tarihteki günlük prime esas kazanç alt sınırının 2 katını geçemeyecek. Kısaca asgari ücret kazancının 2 katı kadar olan tutarın 3/2 kadar ödeme yapacaktır.

e-Fatura ve e-Arşiv Fatura Uygulamasına Geçiş Zorunluluğu

Mükelleflerin e-Uygulamalar kapsamındaki e-Fatura, e-Arşiv Fatura, e-İrsaliye, e-Serbest Meslek makbuzu, e-Müstahsil makbuzu, e-Gider Pusulası, e-Bilet, e-Sigorta Komisyon Gider Belgesi, e-Sigorta Poliçesi, e-Döviz Alım-Satım Belgesi, e-Dekont gibi uygulamalarda tabii olacağı durumlar 19.10.2019 tarihli ve 30923 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 509 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile açıklanmıştır.

e-Fatura Uygulamasına Geçiş Zorunluluğu

a) Aşağıda sayılan mükellef gruplarının e-Fatura uygulamasına dâhil olmaları ve bu Tebliğin “V.7.” ve “VIII.” numaralı bölümlerinde belirtilen istisnai durumlar haricinde, e-Fatura uygulamasına kayıtlı diğer kullanıcılara faturalarını e-Fatura olarak düzenlemeleri ve bunlardan e-Fatura olarak almaları zorunludur.

1- 2018 veya müteakip hesap dönemleri brüt satış hasılatı (veya satışları ile gayrisafi iş hasılatı) 5 Milyon TL ve üzeri olan mükellefler.

2- 6.6.2002 tarihli ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli I sayılı listedeki malların imali, ithali, teslimi vb. faaliyetleri nedeniyle Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK)’ndan lisans alan (bayilik lisansı dâhil) mükellefler.

3- Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (III) sayılı listedeki malları imal, inşa ve/veya ithal edenler.

4- Mal veya hizmetlerin alınması, satılması, kiralanması veya dağıtımı işlemlerinin gerçekleştirilmesine aracılık etmek üzere internet ortamında 23.10.2014 tarihli ve 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanunda tanımlanan başkalarına ait iktisadi ve ticari faaliyetlerin yapılmasına elektronik ticaret ortamını sağlayan gerçek ya da tüzel kişi aracı hizmet sağlayıcıları, internet ortamında gerçek ve tüzel kişilere ait gayrimenkul, motorlu araç vasıtalarının satılmasına veya kiralanmasına ilişkin ilanları yayınlayan internet sitelerinin sahipleri veya işleticileri ile internet ortamında reklamların yayınlanmasına aracılık faaliyetinde bulunan internet reklamcılığı hizmet aracıları.

5- 11.3.2010 tarihli ve 5957 sayılı Sebze ve Meyveler ile Yeterli Arz ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun hükümlerine göre komisyoncu veya tüccar olarak sebze ve meyve ticaretiyle iştigal eden mükellefler.

b) e-Fatura uygulamasına dâhil olma zorunluluğu bulunan mükelleflerin, sattıkları mallar ve/veya ifa ettikleri hizmetler için düzenleyecekleri faturaları, bu Tebliğin “V.7.” ve “VIII.” numaralı bölümlerinde belirtilen istisnai durumlar haricinde e-Fatura olarak düzenlemeleri ve almaları zorunludur.

c) 10.12.2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli cetvellerde yer alan idare, kurum ve kuruluşlar ile iktisadi kamu kuruluşlarının e-Fatura uygulamasından yararlanma zorunluluğu, usul ve esasları Muhasebat Genel Müdürlüğü’nce tespit edilen Bütünleşik Kamu Mali Yönetim Sistemi çerçevesinde belirlenir.

ç) e-Fatura uygulamasından yararlanan kayıtlı kullanıcıların güncel listesi ebelge.gib.gov.tr adresinden yayımlanır.

d) Bu Tebliğle belirlenen hadlerin altında kalan mükellefler de istemeleri halinde e-Fatura uygulamasından yararlanabilir.

e) e-Fatura uygulamasına geçme zorunluluğu olan mükelleflerin; tam bölünme, birleşme (devralma şeklinde birleşme ve yeni kuruluş şeklinde birleşme) veya tür (nev’i) değişikliğine gitmeleri halinde devrolunan veya birleşilen tüzel kişi mükellefler ile tam bölünme veya tür (nev’i) değişikliği sonucunda ortaya çıkan yeni tüzel kişi mükellefler e-Fatura uygulamasına geçmek zorundadır. Uygulamalara geçme süresi hiçbir koşulda işlemin ticaret siciline tescil tarihini izleyen ayın başından itibaren 3 ayı geçemez.

f) Başkanlık, yapılan analiz veya inceleme çalışmaları neticesinde riskli ya da vergiye uyum düzeyi düşük olduğu tespit edilen mükellefleri veya mükellef gruplarını, faaliyet, sektör ve ciro tutarına bağlı olmaksızın, yazılı bildirim yapmak ve geçiş hazırlıkları için en az 3 ay süre vermek suretiyle e-Fatura uygulamasına geçme zorunluluğu getirmeye yetkilidir.  Kendisine yazılı bildirim yapılan mükelleflerin, yazılı bildirimde belirtilen süreler içinde e-Fatura uygulamasına dâhil olması gerekmektedir. Yazılı bildirim yapılan mükelleflerin, yazıda belirtilen süreler içinde e-Fatura uygulamasına dahil olması ve e-Fatura uygulamasına kayıtlı kullanıcılara düzenleyecekleri faturaları e-Fatura olarak düzenlemeleri gerekmektedir.

Bu zorunluluğa uymayan mükellefler hakkında Kanunda öngörülen hükümler uygulanır.

8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜNDE ÇALIŞAN KADINLARIN HAKLARI

 -Ülkemizde kadın istihdamının maalesef düşük olduğu ülkelerden biridir. Bir ülkenin refah seviyesinin yükselmesi ve insan kaynaklarının daha iyi değerlendirilebilmesi için nüfusun son yıllarda yarıdan fazlasını oluşturan kadınlarımızın sanayide, ticarette, eğitim ve kamusal alanlarda istihdamlarının artırılması büyük önem taşımaktadır.
        – 4857 sayılı İş Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca iş ilişkisinde cinsiyet ayrımı yapılamaz. İşveren, biyolojik veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu kılmadıkça, bir işçiye, işe alımda, çalışma şartlarının oluşturulmasında, çalışma sırasında ve işten çıkarmada cinsiyet veya gebelik nedeniyle doğrudan veya dolaylı farklı işlem yapamaz. Aynı veya eşit değerde bir iş için cinsiyet nedeniyle daha düşük ücret veremez. İşçinin cinsiyeti nedeniyle özel koruyucu hükümlerin uygulanması, daha düşük bir ücretin uygulanmasını haklı kılmaz. Bu kurallara aykırı davranıldığında işçi dört aya kadar ücreti tutarındaki ayrımcılık tazminatının yanı sıra yoksun bırakıldığı haklarını da talep edebilir.
         -Evlenen kadın çalışanın, Kıdem tazminatı normalde emeklilikte diğer taraftan 08.09.1999 tarihinden önce sigortası olan kadın çalışan 15 yıl sigortalılık 3600 prim günü , 08.09.1999 25 yıl sigortalılık 4500 prim günü 01.05.2008 sonra çalışmaya başlayan kadınlar 5400 gün gibi yaş dışındaki emeklilik koşullarının yerine getirilmesi, işçinin haklı nedenle iş akdini feshetmesi, işverenin işçiyi işten çıkartması gibi hallerde ödenir.
Bekâr kadın çalışan, evlendiği tarih itibariyle işçilere resmi nikâh tarihinden itibaren bir yıl içinde işten ayrılırsa kıdem tazminatı alabilmektedirler.
           – Kadın çalışanı, işveren işçisinin hamile olduğuna dair rapor kayıtlara geçmesi ile birlikte sağlığını ve güvenliğini riske atacak şekilde çalıştıramaz. Çalışma koşullarını buna göre değiştirmek, gerekirse daha hafif işte çalıştırmak zorundadır. Çalışma şartlarındaki bu değişikliklerden dolayı ücretinde indirim yapamaz. İşyerinde hamile kadını çalıştırmaya uygun hafif bir iş yoksa ücretsiz izin verme yoluna gidebilir. Hamile kadınlar, doğuma kadar geçen sürede 20.00-06.00 saatleri arasında çalışmaya zorlanamaz. Yarısından fazlası 20.00-06.00 arasına denk gelen gece vardiyalarında çalıştırılamazlar. Yeni doğum yapmış kadınlar, doğumu izleyen bir yıl boyunca da gece çalıştırılamazlar. Bir yıllık sürenin sonunda sağlık ve güvenlik açısından sakıncalı olduğuna ilişkin sağlık raporu alınması halinde, raporda belirtilen süre boyunca gece çalıştırma yasağı devam eder. Hamile ve emziren kadınların günlük çalışma süresi de 7,5 saati aşamaz.
              -Kadın işçiler kamu, özel dâhil olmak üzere doğumdan önce ve sonra 8’er hafta analık izni kullanır. Analık izninde kadın sigortalıya son 3 aylık dönemdeki ortalama prime esas kazancının 3’te 2’si oranında iş göremezlik ödeneği verilir. Bu haktan yararlanabilmek için son bir yılda 90 gün sigorta primi ödemesi yapılması gerekmektedir.
            – Analık izninin bitiminden itibaren, çocuğun hayatta olması şartıyla kadın işçi ve memur ile üç yaşını doldurmamış çocuğu evlat edinen kadın veya erkek işçi/memurlara istekleri hâlinde yarım çalışma izni verilir. Kadın çalışanlar, birinci doğumda 2 ay, ikinci doğumda 4 ay, sonraki doğumlarda ise 6 ay süreyle yarım gün çalışabilirler. Çoğul doğum hâlinde bu sürelere 30’ar gün eklenir. Çocuğun engelli doğması hâlinde ise bir yıl süreyle yarım gün çalışma hakkı tanınır.
            -Özel sektörde işveren, yarım gün ücretsiz çalışma hakkının kullanıldığı dönemde yarım aylık ücret öder. İşsizlik Fonu’ndan da brüt asgari ücretin yarısı tutarında ödeme yapılır. 2021 yılı için İşsizlik Fonu’ndan ayda 1.788,75 TL ödeme yapılıyor. Yarı zamanlı çalışma döneminde yarım maaş hakkından yararlanabilmek için, işçi adına son 3 yılda en az 600 gün prim bildirilmesi gerekiyor. Her hangi bir İŞKUR merkezine analık hali izninin bitiminden itibaren 30 gün içinde yazılı başvuruda bulunanlar yarım maaş hakkından yararlanabilir.
             – 5510 sayılı kanun ile getirilen yasa ile başkasının bakımına muhtaç derecede ağır engelli çocuğu bulunan annelerin, 1 Ekim 2008 tarihinden sonraki çalışma günlerine her yıl 90 gün eklenir. Eklenen bu süreler emeklilik yaş ve prim gün sayısından indirilmektedir. Örneğin engelli çocuğu hayatta iken 25 yıl çalışan kadının çalışma süresine 6 yıl ilave edilip, emeklilik yaşı da 6 yıl öne çekilmektedir.  Yaş haddinden indirilecek süre konusunda bir sınırlama bulunmuyor. Getirilen bu haktan yararlanabilmek için engelli çocuğu olan çalışan çocuğun ağır engelli olduğuna dair tam teşekküllü hastaneden alınan sağlık kurulu raporu alınarak çalışanın bağlı bulunduğu Sosyal Güvenlik Kurumu Merkezlerine verilmesi gerekmektedir.1 Ekim 2008 tarihinden önce çalışan kadın sigortalılar anılan tarih öncesi engelli çocuk yıpranma indiriminden yararlandırılmamaktadır.
               – Çocuk Esirgeme Kurumu veya diğer yollardan 3 yaşını doldurmamış çocuğu evlat edinen eşlerden birine veya evlatlığı sahiplenen eşten birine, çocuğun aileye teslim edildiği tarihten itibaren 8 hafta analık izni kullandırılır.
              -Kadın işçilere bir yaşından küçük çocuklarını emzirmeleri için günde 1,5 saat süt izni verilir. Kadın memurlara ise analık izin süresinin bitiminden itibaren ilk altı ayda günde 3 saat, ikinci altı ayda günde 1,5 saat süt izni kullandırılır.
            – Kadın çalışan doğum izninin bitiminden itibaren, çocuğun hayatta olması şartıyla kadın işçi ve memur çalışan ile üç yaşını doldurmamış çocuğu evlat edinen kadın veya erkek memur veya işçi çalışanlara istekleri hâlinde yarım çalışma izni verilir. Kadın çalışanlar, birinci doğumda 2 ay, ikinci doğumda 4 ay, sonraki doğumlarda ise 6 ay süreyle yarım gün çalışabilirler. Çoğul doğum hâlinde bu sürelere otuzar gün eklenir. Çocuğun engelli doğması hâlinde ise bir yıl süreyle yarım gün çalışma hakkı tanınır.
            -Doğum yapan kadın işçiler ise 16 haftalık analık izni süresinin bitiminden itibaren 6 aya kadar ücretsiz izin kullanabilir.        
 Kadın çalışan memur, talep ederse 16 haftalık analık izninin veya 6 aya kadar olan yarım gün çalışma döneminin bitiminden itibaren 24 aya kadar ücretsiz izin kullanabilir.
          -10.Şubat 2016 yılında çıkartılan kanunla kadın işçi ve memurlara, çocuk okula başlayıncaya kadar yarım zamanlı çalışma hakkı tanınmıştır.

          -Diğer yandan erkeklere tanınan çalışma sürelerinin öncesi askerlik hizmeti borçlanmaları, çalışma süresi öncesi doğum yapan kadın işçi, memur, esnaf sigortalılarına sağlanmamıştır.

           -Türkiye Büyük Millet Meclisinde her yasa döneminde büyük umutlarla beklenen hep kırıklığına sebep olan bu düzenlemenin bir an önce hayata geçirilmesi elzemdir.

            – Doğumdan sonra primsiz geçen sürelerinin 2 yıla kadar olan kısmı için borçlanma yapabiliyor. Borçlanma hakkı, 3 çocuğa kadar kullanılabiliyor. Üç çocuğu bulunan anne, boşta geçen sürelerinin toplam 6 yıla kadar olan kısmı için doğum borçlanması yapabilir. Kadın çalışanların doğum borçlanma hakkından yararlanabilmek için, normalde doğumdan önce işçi, esnaf ve memur olarak sigortalı olmak gerekmektedir. Okul dönemi stajyer olarak sigortalı olan kadın çalışanlar staj sonrası doğumlarını borçlanma haklarına sahiptirler.

ÇALIŞANLAR İŞTEN ÇIKIŞ YAPMADAN SGK‘DAN YAŞLILIK AYLIĞI TALEBİNDE BULUNABİLECEKLER

    5510 sayılı kanunun 4’üncü maddenin a bendi kapsamında bulunan sigortalıların mağduriyetinin giderilmesine yönelik olarak AYM 3 Mart 2021 tarihli ve 31412 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2019/104 Esas ve 2021/3 Karar sayılı Anayasa Mahkemesi Kararı ile yaşlılık aylığı bağlanacak sigortalıların “işten ayrılmaları” kuralına dair önemli bir iptal kararı alınmış bulunmaktadır.

             Anayasa Mahkemesi’nin ilgili kararı 4a kapsamındaki sigortalılar sigortalılık başlangıç tarihinin ve yaşlılık aylığına hak kazanılmasının tespitine ilişkin Yargıtay’da açılan bir davada mülga 506 sayılı Kanun’daki çalıştığı işten ayrıldıktan sonra yaşlılık aylığının bağlanması ilgili kanunun Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun AYM’ye itirazı ile gerçekleşmiştir.

               Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun itiraz yoluyla başvurusu sonucu alınan kararda 17/7/1964 tarihli ve mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun mülga 62. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “…çalıştığı işten ayrıldıktan sonra…” ibaresinin Anayasa’nın 2., 10., 48., 49. ve 60. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline ve yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmesi talep edilmiştir. Anayasa Mahkemesi söz konusu talebi kabul ederek ilgili yasa hükmünün iptaline karar vermiş bulunmaktadır.

                İptal kararında yaşlılık aylığı talebinde bulunabilmek için çalışılmakta olan işten ayrılmayı öngörmesi nedeniyle çalışma hak ve özgürlüğünü ihlal ettiği ifade edilmiştir. Kararda, 29/4/1986 tarihli ve 3279 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle yaşlılık aylığı bağlananların sosyal güvenlik destek primi ödemek suretiyle hem aylık almalarının hem de çalışmalarının mümkün olduğu, bu durumda yaşlılık aylığı için işten ayrılma koşulunun aranmasının bir öneminin kalmadığı, nitekim itiraz konusu kuralla öngörülen şekli şartı yerine getirmek için sigortalının çalıştığı işten çıkışını yaptırıp yazılı tahsis talebinde bulunduktan sonra sosyal güvenlik destek primi ödemek suretiyle ertesi gün işbaşı yapabileceği, koşulları taşıyan sigortalıya mevzuat uyarınca tahsis talebinden itibaren üç ay içinde Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından aylığın bağlanması gerektiği ancak uygulamada bu sürenin çok daha uzun olduğu, bu durumda kural uyarınca işten ayrılmış olan sigortalının aylık bağlanıncaya kadar hiçbir gelirinin olmayacağı, hizmet akdi ile çalışanların da 5434 sayılı Emekli Sandığı iştirakçileri gibi çalıştıkları işten ayrılmaksızın talepte bulunabilmelerinin ve talebin kabul edildiği tarihe kadar çalışabilmelerinin eşitlik ilkesine uygun olacağı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 10., 48., 49. ve 60. Maddelerine aykırı olduğu ifade edilmiştir.

               Mülga 506 sayılı Kanun’da yer alan hükme göre hizmet akdine bağlı olarak çalışan sigortalının yaşlılık aylığına hak kazanabilmesi için yaş, prim gün sayısı ve sigortalılık süresi şartlarının yanı sıra yazılı olarak tahsis talebinde bulunmadan önce kural uyarınca çalıştığı işten ayrılması gerekmektedir. Başka bir ifade ile “işten ayrılarak, aktif çalışma yaşamından uzaklaşmak” emekli olabilmenin koşulu sayılmıştır.

                Söz konusu düzenleme, 5510 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesinde ise “(a) ve (b) bentlerinde belirtilen sigortalılardan yaşlılık aylığına hak kazananlara, yazılı istek tarihinden sonraki, kamudan emekli olma talebinde bulunanlar için ayın 15’i özel sektörden emekli olmak isteyenlerin yaşlılık aylıkları takip eden aybaşından itibaren aylık bağlanır.” Hükmü yer almaktadır.

               Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi kararı sonrasında yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunabilmesi için yaşlılık aylığı talebi için öngörülen işten ayrılma durumu iptal edilerek mevcut çalışma durumunda olanlar için Sosyal Güvenlik Kurumundan yaşlılık aylığı bağlanması için işten ayrılmama zorunluluğu 14.01.2021 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiş bulunmaktadır.

              Bununla Anayasa Mahkemesinin iptal etmiş olduğu mevcut kanunun boşluğundan dolayı oluşabilecek mağduriyetlerin giderilmesine yönelik Türkiye Büyük Millet Meclisinden kanun düzenlemesi ile birlikte Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığınca yönetmelik ve genelge çıkartılması elzemdir. 

Veri Kaybı İçin Özel Rapor Düzenleme

Siber saldırı, Elektronik arıza, Donanım, Yazılım kaynaklı sebepler yüzünden elektronik ortamda tutulan muhasebe verilerinin ve özellikle e-defter verileri silinme, bozulma, zarar görme, yok olma ile karşılaşan mükelleflerin durumu aşağıda açıklandığı gibidir.

1. e-Defter Dosyaları, Berat Dosyaları ve Muhasebe Fişlerinin Muhafaza ve ibrazı

     – Vergi Usul Kanunu ve diğer vergi kanunlarında defter, kayıt ve belgelere ilişkin olarak yer alan hükümler elektronik defter, kayıt ve belgeler için de geçerlidir. Bu nedenle, Vergi Usul Kanununun defterlerin Muhafazası ve ibrazı başlıklı 253. Ve 256. maddesi e-defterler için de uygulanacaktır.

  • Defter ve vesikaları muhafaza:

Madde 253 – Bu Kanuna göre defter tutmak mecburiyetinde olanlar, tuttukları defterlerle üçüncü kısımda yazılı vesikaları, ilgili bulundukları yılı takip eden takvim yılından başlayarak beş yıl süre ile muhafaza etmeye mecburdurlar.

  • Defter ve belgelerle diğer kayıtların ibraz mecburiyeti:

Madde 256 – (Değişik: 22/7/1998-4369/4 md.);

Geçen maddelerde yazılı gerçek ve tüzel kişiler ile mükerrer 257. madde ile getirilen zorunluluklara tabi olanlar, muhafaza etmek zorunda oldukları her türlü defter, belge ve karneler ile vermek zorunda bulundukları bilgilere ilişkin mikro fiş, mikro film, manyetik teyp, disket ve benzeri ortamlardaki kayıtlarını ve bu kayıtlara erişim veya kayıtları okunabilir hale getirmek için gerekli tüm bilgi ve şifreleri muhafaza süresi içerisinde yetkili makam ve memurların talebi üzerine ibraz ve inceleme için arz etmek zorundadırlar. Bu zorunluluk Maliye Bakanlığınca belirlenecek usule uygun olarak, tasdike ve 3568 sayılı Kanunun 8/A maddesi uyarınca düzenlenecek katma değer vergisi iadesine dayanak teşkil eden rapora konu hesap ve işlemlerin doğrulanması için gerekli kayıt ve belgelerle sınırlı olmak üzere, bu hesap ve işlemlere doğrudan ya da silsile yoluyla taraf olanlara, defter ve belgelerinin tetkiki amacıyla yeminli mali müşavirler ve serbest muhasebeci mali müşavirler tarafından yapılan talepler için de geçerlidir.

– 1 seri nolu elektronik Defter Genel Tebliğinin 4. Maddesinde;

Elektronik defter oluşturma konusunda izin alanların muhafaza ve ibraz yükümlülüklerine ilişkin açıklamalar yapılmıştır. Buna göre; Bu Tebliğ kapsamında, e-Defter uygulamasına dâhil olanlar, muhafaza ve ibraz ödevlerini yerine getirirken aşağıdaki hususlara uygun hareket etmek zorundadırlar:

a) e-Defter dosyaları ve bunlara ait berat dosyaları birbirleri ile ilişkili şekilde elektronik ortamda, muhasebe fişleri ise kağıt ve/veya elektronik ortamda, istenildiğinde ibraz edilmek üzere muhafaza edilmek zorundadır.

b) e-Defter dosyaları,  berat dosyaları ve elektronik ortamda oluşturulan muhasebe fişlerinin veri bütünlüğünün sağlanması ile kaynağının inkâr edilmezliği, NES veya Mali Mühür ile garanti altına alındığı için kâğıt ortamında saklanmayacak (kağıt ortamda tutulması tercih edilen muhasebe fişleri hariç) ve elektronik ortamdaki bu dosyaların kağıt ortamdaki hali hukuken hüküm ifade etmeyecektir.

c) Defterlerini elektronik ortamında tutanlar, e-Defter dosyaları, elektronik ortamda oluşturulan muhasebe fişleri ve ilgili berat dosyalarını vergi kanunları, Türk Ticaret Kanunu ve diğer düzenlemelerde yer alan süreler dâhilinde elektronik, manyetik veya optik ortamlarda (kağıt ortamda tutulması tercih edilen muhasebe fişleri kağıt ortamda) muhafaza ve istenildiğinde elektronik, manyetik veya optik araçlar vasıtasıyla eksiksiz ve okunabilir şekilde ibraz etmekle yükümlüdür.

ç) Muhafaza ve ibraz yükümlülüğü, e-Defter dosyalarının, elektronik ortamda oluşturulan muhasebe fişlerinin ve berat dosyalarının doğruluğuna, bütünlüğüne ve değişmezliğine ilişkin olan (elektronik imza ve mali mühür değerleri dâhil) her türlü elektronik kayıt ve veri ile doğrulama ve görüntüleme araçlarının tümünü kapsamakta olup, e-Defterlere istenildiğinde kolaylıkla erişebilmeyi, anlaşılabilir ve eksiksiz bir biçimde görüntüleyebilmeyi ve okunabilir kâğıt baskılarını üretebilmeyi sağlayacak biçimde yerine getirilmelidir.

d) e-Defter ve berat dosyalarının e-Defter uygulamasına dâhil olan mükelleflerin kendilerine ait bilgi işlem sistemlerinde muhafaza edilmesi mecburidir. Üçüncü kişiler nezdinde ya da yurt dışında muhafaza işlemi, muhafaza ve ibraz sorumluluğunu ortadan kaldırmamakta ve Başkanlık ve Genel Müdürlük açısından herhangi bir hüküm ifade etmemektedir. Muhafaza yükümlülüğünün Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde ve Türkiye Cumhuriyeti kanunlarının geçerli olduğu yerlerde yerine getirilmesi zorunludur.

2. Elektronik Defter Verilerinin Silinmesi, Zarar Görmesi, Siber Saldırıya Uğraması Halinde Yapılması Gerekenler


– Elektronik Defter Tebliğinin 7. Maddesine göre Başkanlığa başvuru:

7. Diğer Hususlar (Değişik:RG-19/10/2019-30923)  ;

  • e-Defter tutanlar, Vergi Usul Kanununda belirtilen “Mücbir Sebep” halleri nedeniyle e-Defter veya beratlarına ait kayıtlarının bozulması, silinmesi, zarar görmesi veya işlem görememesi ve e-Defter ve berat dosyalarının muhafaza edildiği e-Defter saklama hizmeti veren özel entegratör kuruluşlardan veya Başkanlıktan ikincil örneklerinin temin edilemediği hallerde, söz konusu durumların öğrenilmesinden itibaren tevsik edici bilgi ve belgeleri ile birlikte 15 gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yetkili mahkemesine başvurarak kendisine bir zayi belgesi verilmesini istemelidir.
  • Mahkemeden zayi belgesinin temin edilmesini müteakip, zayi belgesi ile birlikte durumun Başkanlığa yazılı olarak bildirilmesi ve Başkanlık tarafından istenilen bilgi ve belgelerin (talep edilecek bilgi ve belgeler e-Defter Uygulama Kılavuzunda açıklanır) ibraz edilmesi halinde, mükelleflerin zayi olan e-Defter kayıtlarının yeniden oluşturulması ve bunlara ait yeni oluşturulan e-Defter ve berat dosyalarının e-Defter uygulaması aracılığı ile Başkanlık sistemine yeniden yüklenmesi için Başkanlık tarafından yazılı izin verilir.
  • Yeminli Mali Müşavir tarafından hazırlanacak Özel Amaçlı Rapor ile Başkanlığa başvuruda bulunulması gerekmektedir.

Kaynaklar :

https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=213&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=4

https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=15570&MevzuatTur=9&MevzuatTertip=5

E-FATURA ve E-ARŞİV FATURA UYGULAMALARINDAKİ DEĞİŞİKLİK

    09.02.2021 Tarih ve 31390 nolu Resmi Gazetede yayımlanan 526 nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile e-fatura ve e-arşiv fatura uygulamalarında yeni düzenlemeler yapılmıştır.

Bahsi geçen tebliğ ile yapılan değişiklikler şunlardır:

1)Sosyal Güvenlik Kurumu ile Sözleşme imzalayan sağlık hizmet sunucuları ve medikal malzeme ve ilaç temin eden tüm mükellefler (tıp merkezleri, eczaneler, laboratuvarlar, ecza depoları vb) 01.07.2021 tarihinden itibaren e-fatura uygulamasına geçmek zorundadırlar.

2)e-arşiv Fatura uygulamasına dâhil olmayan mükelleflerce düzenlenecek faturaların vergiler dahil toplam tutarının 30 Bin TL’yi, vergi mükelleflerine düzenlenenler açısından vergiler dahil toplam tutarı 5 Bin TL’yi aşması halinde, GİB e-Belge düzenleme portalından ya da özel entegratör kuruşların sistemleri aracılığıyla düzenlenmesi zorunluluğu getirilmiştir.

3)e-Adisyon uygulaması; masada servis yapılan ve gerçek usulde (şahıs işletmeleri)vergilendirilen hizmet işletmeleri ( lokanta, kafeterya, pastane, gazino vb.) tarafından kullanma zorunluluğu bulunan, kayıt ortamda düzenlenen “adisyonun elektronik olarak düzenlenebilmesi imkânı getirilmiştir. e -Adisyon uygulaması zorunlu bir uygulama olmayıp, isteğe bağlı tercih edilebilir.

e-Adisyon uygulamasına dahil olmak isteyen mükellefler;

  • e-Fatura ve e-Arşiv Fatura uygulamalarına dahil olması,
  • e-Adisyon belgesi düzenleyebilme, muhafaza ve ibraz edebilme bilgilerini elektronik ortamda GİB’e iletebilme konusunda alt yapısının tamamlanmış olması,
  • Özel Entegretör firması aracılığı ile e-Adisyon uygulamasına dâhil olması gerekir.

4)e-Fatura, e-Arşiv Fatura gibi düzenlenen e-belgelere ait olarak Türk Ticaret Kanunu 18/3 maddesi uyarınca noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak,  kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılan ihbar veya ihtarlar ile e-belge iptal portalındaki kılavuzdan yer alan usul ve süreler içerisinde elektronik ortamda GİB bilgi işlem sistemine 01.05.2021 tarihinden itibaren bildirme zorunluluğu getirilmiştir.

KDV’de Tevkifat Uygulaması Genişletildi

 16 Şubat 2021 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 35 Seri nolu KDV Uygulama Genel Tebliği, KDV tevkifatından birkaç başlıkta değişiklik yapılmıştır.

  1. KDV Tevkifat Uygulamasında sorumlu tutulacak taraflara bu tebliğ ile ilave yapılmıştır. Kısmi tevkifat uygulaması kapsamında bulunan mal ve hizmetlerin teslimi yapılacak muhataplar arasına (tanımlanmış alıcılar), teslimi yapılacak sendikalar ve üst kuruluşlar, Vakıf Üniversitesindeki ve mobil elektronik haberleşme işletmecileri de dahil edilmiştir.
  2. Kısmi KDV Tevkifatı bölümünde sorumlu sayılanlar iki sınıfa ayrılmış olup, bu kısmın(a) bölümündeki KDV mükelleflerine karşı ifa edilen ve bedeli 5 milyon TL üzerinde olan yapım işleri (b) ayrımında sayılanlara karşı ifa edilip yapım işleri ile bu yapım işleriyle birlikte ifa edilen mühendislik, mimarlık ve etüt-proje hizmetlerinde, alıcılar tarafından (4/10) oranında KDV tevkifatı uygulanır.   Projenin genişlemesi, sözleşme bedelinin güncellenmesi ve benzeri nedenlerle iş bedelinin daha sonra 5 milyon TL’yi geçmesi halinde bu durumda ortaya çıktığı tarihten itibaren tevkifat uygulanır.
  3. Kısmi tevkifat uygulamasında tanımlı alıcılara sunulan Makine, Teçhizat, Demirbaş ve Taşıtlara ait Tadil, Bakım ve Onarım Hizmetlerinde tevkifat oranı (5/10)’dan (7/10)’a yükseltilmiştir.
  4. Kısmi tevkifat uygulamasında “Fason olarak yaptırılan Tekstil ve Konfeksiyon İşleri, Çanta ve Ayakkabı Dikim İşleri ve Bu İşlere Aracılık Hizmetleri’nde tevkifat oranı (5/10)’dan (7/10)’a yükseltilmiştir.
  5.  Kısmi tevkifat uygulamasında, “Temizlik, Çevre ve Bahçe ve Bakım Hizmetlerinde” tevkifat oranı (7/10)’dan (9/10) oranına yükseltilmiştir.
  6. Kısmi tevkifat uygulamasında yeni bir hizmet türü data ilave edilmiştir. KDV mükelleflerine ve tanımlı alıcılara sunulan “Yük Taşımacılığı” hizmetinde (2/10) oranında KDV tevkifatı uygulanacaktır. (Fatura tutarı, 1.000 TL ve üzerinde olan faturalarda tevkifat uygulanacaktır.)
  7. Kısmi KDV tevkifat uygulamasında “ Her Türlü Baskı ve Bakım Hizmetleri” işlerinde (5/10) oranı, (7/10) oranına yükseltilmiştir.
  8. KDV mükellefleri tarafından, 5018 sayılı Kanuna ekli cetveller kapsamındaki idare, kurum ve kuruluşlar, kanunla kurulan kamu kurum ve kuruluşları, döner sermayeli kuruluşlar, kamu kurum niteliğindeki meslek kuruluşları, bankalar, sigorta ve reasünans şirketleri, kanunla kurulan veya tüzel kişiliği haviz emekli ve yardım sandıkları ile kalkınma ajanslarına ifa edilen ve bu tebliğde özel olarak belirlenmeyen diğer tüm hizmet ifalarında söz konusu alıcılar tarafından (5/10) oranında KDV tevkifatı uygulanır.
  9. Kısmi KDV tevkifat uygulamasında, tüm KDV mükelleflerine ve tanımlı alıcılara “Ticari Reklam Hizmeti” alışlarında (3/10) oranında KDV tevkifatı yapılacaktır. Bu yeni uygulanmaya başlanmıştır.
  10. KDV mükelleflerine tarafından Devlet Malzeme Ofisi Genel Müdürlüğüne yapılan ve bu tebliğde özel olarak belirlenmeyen diğer tüm teslimlerde söz konusu kurum tarafından (2/10) oranında KDV tevkifatı uygulanır.
  11. Kısmi Tevkifalı KDV iade taleplerinde, alıcı tarafından 2 nolu KDV Beyannamesi ile beyan ve tahakkuk ettirilen KDV’nin “ödenmiş olması” şartı getirilmiştir.
  12. Yukarıda bahsi geçen tüm düzenlemeler 01.03.2021 tarihinden itibaren yürürlüğe girecektir.

GENEL SAĞLIK SİGORTASI BORÇLARINDA SON FIRSAT

7256 Sayılı kanun ile Kamuya olan vergi, trafik cezası, Kredi Yurtlar Kurumu’na (KYK) olan öğrenim kredisi borçları vergi dairelerine ödenmesi gereken borçların ilk taksitini ödeme süresi 1 Mart 2021’de sona erecek. Bu borçların ikinci taksiti ise 30 Nisan 2021’de yapılacak.

    Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) olan prim borçlarını yapılandırmış olanlar, ilk taksiti 31 Mart 202’de ikinci taksiti ise 31 Mayıs 2021’de ayında ödeyecekler. İlk iki taksit hariç olmak üzere, yapılandırılan borçlar için bir yılda ikiden fazla taksitin de aksatılmaması gerekiyor. Bununla birlikte öğrenimini tamamladığı halde herhangi bir işe girmemiş olanlar ile sigortalı bir işte çalışmayanlara çıkartılmış olan genel sağlık sigortası (GSS) prim borçları için tanınan ödeme kolaylığı süreci 31 Mart 2021’e devam ediyor. Gelir tespiti başvurusu, kişilerin ikametgâhının bulunduğu il/ilçedeki Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma (SYD) Vakfına yapılır. Gelir testinde hane içinde kişi başına gelir, asgari ücretin 3’te 1’inden az çıkarsa prim ödenmiyor. 2021 yılında yıl gelir testine girenlerin prim ödemekten kurtulabilmesi için hane içinde fert başına gelir 1.192.50 TL’den az olmalıdır. Genel sağlık sigortası prim borcu bulunanlar 30 Nisan 2021 tarihine kadar e-Devlet üzerinden interaktif vergi dairesine girerek prim borcunun anaparasını ödedikleri takdirde gecikme cezası ve gecikme zammının tamamı silinecek. Anapara ödemesinin tamamını tek seferde yapma zorunluluğu yok ancak borç anaparasının tamamının 30 Nisan 2021’e kadar ödenmesi zorunlu.

    Öğrenimini tamamladığı halde işe giremeyen gençler, işini kaybedenler bu durumun ortaya çıktığı andan itibaren bir ay içinde gelir testine girerek ödeme güçleri olmadığını belgeledikleri takdirde haklarında GSS prim borcu çıkartılmaz. Gecikmeli olarak gelir testine başvurduklarında ise ödeme güçleri olmadığı belgelense bile teste girinceye kadar olan döneme ait borçları ödemek zorunda kalırlar. Bu nedenle, bakmakla yükümlü olunan sıfatını yitirenler veya işsiz kalanlar, gelir testi için bir aylık süreye dikkat etmeliler. 5510 sayılıKanuna göre, GSS prim borcu bulunanlar SGK üzerinden sağlık hizmeti alamıyorlar. Vatandaşın mağduriyetinin giderilmesine yönelik olarak belirli süreler dâhilinde geçici düzenlemeler ile prim borcu olanlara da sağlık hizmetinden yararlanma hakkı tanınıyor. Bu defa Cumhurbaşkanlığı makamlarının 23 Ocak 2021 tarihli Kararı uyarınca, GSS prim borcu bulunanlar 31.12.2021 sonuna kadar devlete ait hastaneler ile devlet üniversitelerine ait hastanelerden sağlık hizmeti alabilecekler. Ancak özel hastanelerden ise sağlık hizmeti alamayacaklar.

MİKRO İHRACAT UYGULAMALARI

     Elektronik ticaretin gittikçe artan şekilde kullanım alanı bulması, özellikle küçük imalatçılar için ihracata konu ürünlerin daha az bürokratik işlemle, düşük maliyetle ve hızlı bir yöntemle ihraç etmelerini sağlamaktadır. Bu yol ile işlemlerin basitleşmesi sonucu Gümrük İdaresinin, ticareti kolaylaştırma ve sağlıklı kılma politikası aracılığı ile hızlı kargo; havayolu ve posta taşımacılığı için bir takım düzenlemeler getirilmiştir.

  1. Yasal Düzenleme
  • 4458 Sayılı Gümrük Kanunun 5911 Sayılı Kanun ile değişik 225 inci maddesinin birinci fıkrasında, posta yolu veya hızlı kargo taşımacılığı kapsamında gelen ya da gönderilen miktarı ve değeri Bakanlar Kurulunca belirlenecek eşyanın gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabii tutulması faaliyetlerinin takip edilip sonuçlandırılmasında posta idaresi ya da hızlı kargo taşımacılığı yapan şirketler dolaylı temsilci olarak yetkili kılınmıştır.
  • Bu Kanun maddesine istinaden 2009/15481 sayılı Gümrük Kanunun bazı maddelerinin uygulanması hakkında Karar’ın 126,127 ve 128 inci maddelerinde düzenleme yapılmıştır.
  • Bu düzenlemeye göre, posta yolu ve hızlı kargo taşımacılığı kapsamında gelen ya da gönderilen miktarı brüt 30 kilogramı ve değeri 1.500 Auro’yu geçmeyen ihracat rejimine konu eşya ve aynı miktar ve değeri geçmeyen serbest dolaşıma giriş rejimine konu ticari miktar ve maliyet arz etmeyen eşya ile numunelik eşya ve modellerin gümrük beyanı dahil tüm gümrük işlemlerinin posta idaresi ile hızlı kargo taşımacılığı yapan şirketler tarafından dolaylı temsil yoluyla takip edilip sonuçlandırılabileceği düzenlenmiş, bu işlemler için vekaletname ibrazı istenmeyecektir.
  • Bu kapsamda 28.01.2010 tarihli Resmi Gazete’de 1 seri no’lu Gümrük Genel Tebliği (Posta ve Hızlı Kargo Taşımacılığı) yayımlanmıştır. Bu tebliğ ile mikro ihracat kapsamındaki eşyanın gümrük beyanı dahil tüm gümrük işlemlerinin bu kişiler tarafından dolaylı temsil yoluyla takip edilip sonuçlandırılmasına ilişkin usul ve esasları belirler. 
  1. Uygulama Esasları

  • Küçük çapta olsa ihracat yapmak isteyen ancak gümrük beyannamesi düzenlemek, gümrük müşaviri ile anlaşma yapmak, ihracat birliğine üyelik, aidat ödeme gibi bürokratik işlemler nedeniyle maliyeti elde edeceği karı geçtiği için bu ihracattan vazgeçen küçük işletmelerin 1.500 Auro’ya kadar yapacakları ihracatta, hızlı kargo firmaları ya da posta idaresi tarafından gönderi işletmenin tesisinden alınarak ihracat beyanı verilebilecek ve hem ihracatın maliyetini düşürecek hem de bürokratik işlemler bedeniyle ortaya çıkan zaman ve emek kaybını ortadan kaldıracağı için, ihracatçı için de bir teşvik unsuru olacaktır.
  • Operatörler, yetki kapsamındaki gönderileri özel olarak bu işlem için oluşturulan elektronik ticarete ilişkin beyan programı kullanarak gümrük beyannamesi vermek suretiyle beyan edilecektir.(ETGB- Elektronik Ticaret Gümrük Beyannamesi)
  • Yetki kapsamında gönderiler risk analizine dayalı kontrol ve muayeneye tabi tutulacaklardır.
  • Operatör, yetki kapsamındaki yapacağı beyanda gelen eşyada alıcı, gönderilen eşyada ise gönderici ile birlikte müteselsilen sorumlu olacak ve eşyanın cins, ve tanımı ile değerinin doğru ve eksiksiz olarak beyan edilmesi operatörün sorumluluğunda bulunacaktır.
  1. İhracat Sayılma Kanıtı, Ödeme ve Tahsilat Şekli

  • Mikro ihracatta, elektronik ticaret gümrük beyannamesinde KDV nüshası vb. gibi basılı beyannameleri ve evraklar bulunmaktadır. Mikro ihracat sonrasında operatör( posta işletmesi veya hızlı kargo taşımacısı), mikro ihracat yapan firmanın mail adresine ETGB-Elektronik Ticaret Gümrük Beyannamesi bilgilerini yollamaktadır. Operatör firmanın web sitesinden mikro ihracat beyanname bilgilerine ulaşılabilmektedir.
  • Operatör firma, mikro ihracata konu olan mallar ile ilgili ATR Belgesi, konşimento ve faturayı hazırlarken destek hizmeti vermektedir.
  • Mikro ihracat gümrük işlemlerinin yapılabilmesi için gerekli evraklar olarak dolaylı temsil yetki belgesi, iş emri (mikro ihracat gönderi bilgi formu) , maliye onaylı faturanın aslı ve yurtdışı için Türkçe faturayla tutarlı İngilizce fatura, mikro ihracat gönderilerinde ihracat bedelleri, alıcıya ait operatör hesabına yansıtılacak şekilde yurt dışı edilebilen, bir diğer ifade ile ihracat yenilen firma ödemeyi operatör firma aracılığı ile ödeyebilir.
  1. Sonuç
  • Mikro ihracat yoluyla ihracat yapan firmaların KDV iadelerini alabilmesi mümkündür. Posta ve hızlı kargo taşımacılığı yolu ile yapılan ihracatın, kargo şirketi adına düzenlenen, malı yurt dışına gönderilen mükellefin bilgisinin yer aldığı ve gümrük müdürlüğü tarafından elektronik ortamda onaylanan ve VEDOP (Vergi Daireleri Otomasyon Projesi) sistemine aktarılan ETGB (Elektronik Ticaret Gümrük Beyannamesi) ile tevsiki mümkündür. Bu şekilde yapılan ihracatın tevsiki için ETGB’nin çıktısının vergi dairesine ibrazı yeterli olup, ayrıca ıslak imzalı ve mühürlü ETGB’nin ibrazına gerek yoktur.

Buna göre;

  • İhraç kaydıyla alınan ve kargo taşımacılığı yoluyla ihracatı gerçekleştirilen mallara yönelik olarak imalatçı tarafından, KDV ödenerek alınan ürünün posta (kargo) yoluyla yurtdışına gönderilmesinde ise kargo şirketi adına düzenlenen ETGB İhracat Beyannamesi (Mikro İhracat) yapılan ihracatlar da 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunun 11 inci maddesi ve KDV Genel Uygulama Tebliğinde belirlenen esaslar gereğince iade talep edilebilecektir.
Scroll to top