Yazar: ASR YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK A.Ş.

İŞVERENLERE SAĞLANAN YÜZDE 5 TEŞVİK PRİMİ

Sigortalı çalıştıran işverenler sağlanan teşvik ve desteklerden biri de 4/a (SSK) kapsamında çalıştırdığı sigortalılarla ilgili her aya ait sigorta primini takip eden ayın sonuna kadar ödeyen işverenlere sağlanan  yüzde 5 puanlık prim indirimidir. Bu indirimden yararlanan işverenler prime esas kazancın % 37,5’i yerine % 32,5’i üzerinden sigorta primi ödemektedir.

İşverenlerin söz konusu 5 puanlık sigorta prim desteğinden yararlanabilmeleri için aranan şartlardan biri de destekten yararlandığı işyeriyle ilgili olarak kanunlar çerçevesinde tecil ve taksitlendirilmiş /yapılandırılmış olup taksitlendirmesi / yapılandırması devam edenler dışında SGK’ya borcunun olmaması şartıdır. Diğer yandan bu teşvikten yararlanacak işverenlerin mevcut işyerinden başka ülke genelinde bulunan diğer işyerlerinin de  Sosyal Güvenlik Kurumuma borcu olmaması koşulu getirmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu 19 Temmuz 2021 tarihinde yayımladığı 2021/26 Genelge ile 2021/Eylül ayından itibaren 5 puanlık prim indiriminden yararlanmada aranan işverenin, Kuruma borcu olmaması şartının kapsamını genişleteceğini, yeni uygulama ile işverenin sadece destekten yararlanacağı işyeriyle ilgili olarak değil, tüm Türkiye genelinde borcunun olmaması şartının aranacağını, dolayısıyla Türkiye geneli borç sorgulaması yapacağına dair genelge yayımlamıştı. Sosyal Güvenlik Kurumu 09.09.2021 tarih ve  2021/30 sayılı Genelge ile söz konusu uygulamanın başlama tarihini ertelediğini, uygulamanın 2022/Ocak ayından itibaren başlayacağını duyurmuştu.

2022/Ocak ayı geldi ve işverenlerin 5 puanlık prim indiriminden yararlanabilmesi için Türkiye genelinde borç sorgulaması yapılması uygulaması başladı. Dolayısıyla artık Türkiye genelindeki işyerlerinden herhangi birinin yasal ödeme süresi geçmiş sigorta primi, işsizlik sigortası primi, idari para cezası ile bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcun bulunan işverenler, sadece o borcu olan işyeriyle ilgili değil yasal ödeme süresi geçmiş borcu bulunmayan diğer işyerlerinden dolayı da beş puanlık prim indiriminden yararlanamayacak.

Sosyal Güvenlik Kurumu 31.12.2021 tarihinde yayımladığı ve aşağıda belirtilen duyuru ile 5 puanlık indirimden yararlandırılmasına yönelik olarak tüm işyerlerine borç sorgulaması yapacağını belirtmektedir. 5510 sayılı Kanunun 81 inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde yer alan beş puanlık indirim uygulamasında, yasal ödeme süresi geçmiş borç sorgusu 2022/Ocak ay/dönemine ait muhtasar ve prim hizmet beyannamesinden/aylık prim ve hizmet belgesinden itibaren geçerli olmak üzere işverenin Türkiye genelindeki tüm işyerleri esas alınarak yapılacak olup, buna ilişkin usul ve esaslar 2021/26 ve 2021/30 sayılı Genelgelerde açıklanmıştır.

Bu durumda, işverenin Türkiye genelindeki işyerlerinden herhangi birinin yasal ödeme süresi geçmiş sigorta primi, işsizlik sigortası primi, idari para cezası ile bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcunun bulunması halinde, yasal ödeme süresi geçmiş borcu bulunmayan diğer işyerlerinden dolayı da beş puanlık prim indiriminden yararlanması mümkün olmayacaktır.

Diğer taraftan, 5510 sayılı Kanunun 81 inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde yer alan, “Bu fıkra ve diğer ilgili mevzuatla sağlanan sigorta prim desteklerinin aynı dönem için birlikte uygulanması halinde, bu destek öncelikle uygulanır.” hükmüne istinaden, işverenin Türkiye genelinde yasal ödeme süresi geçmiş sigorta primi, işsizlik sigortası primi, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcunun bulunması halinde, beş puanlık indirim uygulanmaksızın sadece ilgili kanunlarda yer alan sigorta prim teşvik, destek ve indirimlerinden yararlanması mümkün olacaktır.

Bu bağlamda, teşvikli belge ile bildirim yapan işverenlerimizce;

  • Türkiye genelinde herhangi bir işyerinden yasal ödeme süresi geçmiş borcu bulunup bulunmadığına ilişkin gerekli sorgulamaların yapılması,
  • Yasal ödeme süresi geçmiş borcunun bulunduğunun anlaşılması halinde borcun ödenmesini müteakip teşvikli belge düzenlenmesi,
  • Yasal ödeme süresi geçmiş borçların, cari aya ait belge verme süresinin son gününde ödenmesi durumunda işverenlerimizin teşvikli belge düzenleyememe sorunu yaşamamaları için yasal ödeme süresi geçmiş borçların, cari aya ait belge verme süresinin bitiminden en az bir gün önce ödenmesine dikkat edilmesi,
  • Yasal ödeme süresi geçmiş borç nedeniyle teşvikli belge verilememesi cari aya ait muhtasar ve prim hizmet beyannamesinin/aylık prim ve hizmet belgesinin verilme yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağından, ilgili aya ait muhtasar ve prim hizmet beyannamesinin/aylık prim ve hizmet belgesinin yasal süresi içinde verilmesi,

Önem arz etmektedir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur…

ASGARİ ÜCRETTEN ALINAN GELİR VERGİSİ SONA ERİYOR

7349 Sayılı Kanun ile Gelir Vergisi Kanunun 23 üncü maddesinde değişiklik yapılmak suretiyle hizmet erbabına ödenen tutarın asgari ücretin aylık brüt tutarından işçi SGK prim payı ve işsizlik sigorta primi düşüldükten sonra kalan tutara isabet eden ücretlerin gelir vergisinden istisna tutulmuştur. Bu kanun ile Gelir Vergisi Kanunun 64 üncü maddesinde düzenlenen diğer ücretlerde vergileme uygulaması sona ermiştir.

 27/01/2022 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 319 nolu Gelir Vergisi Tebliğinde Asgari ücretten alınan gelir vergisinin kaldırılmasına ilişkin uygulama esasları yayımlanmıştır.

Bu uygulama ile asgari ücret vergi dışı bırakılmış ve asgari ücretin üzerinden ücret geliri elde edenlerin, asgari ücrete isabet eden gelir ve damga vergileri istisna kapsamına alınmıştır.

  1. Vergilendirme Esasları

GVK 61.madde de ücret, çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile mesai, prim, aylık ücret, ikramiye, gider karşılığı ve benzeri adlarla sağlanan tüm ödemeler ücret olarak değerlendirilir.

Ücret gelirleri tevkif suretiyle vergilendirmekte olup, işverenler tarafından muhtasar ve hizmet prim beyannamesi ile beyan edilmek suretiyle ödenmektedir. Öte yandan, bu düzenleme ile kaldırılmış olan GVK 64, diğer ücretler, yani vergilendirilmemiş diğer ücretler ise tutarı ne olursa olsun yıllık beyanname ile beyan edilecektir.

            Ücret gelirleri için yıllık beyanname verilmesi halinde, GVK 89.maddesindeki indirimlerden eğitim ve sağlık harcamaları ile bağış ve yardımlar gibi bazı harcamalar indirim konusu yapılabilmektedir.

  1. İstisnanın Uygulanması  

            Asgari ücretin aylık brüt tutarından işçi SGK Prim payı ve işsizlik sigorta primi düştükten sonraki tutara karşılık gelen ücretler gelir vergisinden istisna edilmiştir.

İstisnayı aşan ücret gelirinin vergilendirilmesinden çalışanların ilgili aydaki gelirine ilişkin verginin hesaplanmasında karşılık gelen gelir dilimi tutarı ve oranları, istisna kapsamındaki tutarlarda dikkate alınacaktır. Örneğin, Ocak/2022 maaşı brüt 8000 TL olan bir çalışanın hesaplanan gelir vergisi 1.020 TL iken, asgari ücretin vergisi 638,01 TL istisna olarak düşülüp, kalan 381,99 TL kesilecek gelir vergisi olarak beyan edilecektir.

Aynı dönemin damga vergisi hesabında 8.000 TL Brüt ücretten asgari ücret kadar kısım düşülecek   [(8000-5004)*0,0075] ve 22,74 TL damga vergisi hesaplanacaktır.

Çalışanın birden fazla işverenden ücret alması halinde istisna sadece en yüksek olan ücrete uygulanacaktır. İlgili ayda ücret ve ücret sayılan ödemelerin toplamına ücret istisnası bir defa uygulanmaktadır.

Ücret sayılan ödemeler de bu istisna kapsamındadır. Yönetim ve denetim kurulu üyelerine ödenen huzur hakkı, bilirkişilere, resmi arabuluculara, eksperlere, spor hakemlerine, sporculara yapılan ödemeler gibi ücret sayılan ödemelerin vergilendirilmesinde bu ücret istisnası uygulanabilecektir.

            Asgari ücret üzerinden ücret alan ve engellilik halinden dolayı vergi indirimi hakkına sahip olan çalışanların, vergi matrahının yeterli olması halinde, hem engellilik indiriminden hem de asgari ücret vergi istisnasından faydalanabileceklerdir.

            Tam zamanlı çalışmayan hizmet erbabına yapılan ücret ödemeleri ile yeni işe başlayan ve işten ayrılan çalışanlara kıst dönem için yapılan ücret ödemelerinde istisna tam olarak uygulanacaktır.

            Aynı zamanda birden fazla işverenden ücret alınması durumunda, istisna uygulaması, sadece en yüksek ücretin elde edildiği işverence uygulanacaktır. Bu durumu işverene bildirme yükümlülüğü çalışana aittir.

  1. Teşvik ve İstisnalar Açısından Ücret Ödemeleri

Türk Uluslararası Gemi Sicili Kanunu, Serbest Bölgeler Kanunu, Teknoloji Geliştirme Bölgeler Kanunu, Araştırma Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Kanunu vb. kanunlarda teşvik kapsamında ücret ödemeleri de istisna kapsamında bulunmaktadır.

Yukarıda sayılan kanunlar kapsamında bulunan ücret ödemelerinde istisna uygulaması yapılırken ayrıca GVK 23 Maddesi kapsamında asgari ücret vergi istisna uygulaması söz konusu değildir.

  1. Yıllık Gelir Vergi Beyannamesi Verilmesi Halinde İstisna Uygulaması

Çalışanların yıllık ücret gelirlerinin GVK 86 Maddesine göre yıllık beyanname beyan edilmesi gerektiği halde yıl içinde istisna uygulamasından faydalanıldığı için yıllık beyannamede söz konusu istisna uygulamasına yer verilmeyecek ve yıllık beyannamede ücret gelirlerinin toplamı üzerinden hesaplanan vergiler mahsup edilecektir.

            Tevkif suretiyle vergilendirilmemiş ücret gelirlerinin yıllık matrahının asgari ücretin yıllık gelir vergisi matrahını aşmaması durumunda bu gelirler beyan edilmeyecektir.

            Basit usulde vergilendirilen mükelleflerin yanında çalışanlar, elde ettikleri ücretler tevkif suretiyle vergilendirilmemekte GVK 64. Madde Diğer Ücretler Kapsamında vergilendirilmektedir. Son yapılan yasal düzenleme ile bu uygulamaya son verilmiştir.

Basit usulde çalışanların yanında ve  GVK 64. Maddede sayılan işlerden vb. ücret geliri elde edenlerin söz konusu gelirleri asgari ücretin yıllık gelir vergisi matrahını aşması halinde bu gelirlerin tamamı beyan  edilecek ve hesaplanan gelir vergisinde asgari ücretin yıllık matrahı üzerinden hesaplanan gelir vergisi indirim konusu yapılacaktır.

E BELGE UYGULAMALARINDA SON DÜZENLEMELER

 22 Ocak 2022 tarihinde Resmi Gazete ’de yayımlanan VUK 535 nolu kurul Tebliğ ile 509 nolu VUK Genel Tebliğinde değişiklik yapılmıştır.

            Söz konusu tebliğ ile e-fatura, e-arşiv fatura ve diğer birkaç konuda yeni düzenlemeye gidilmiştir.

  1. e-Fatura uygulamasındaki yeni düzenlemeler e-fatura uygulaması kapsamında zorunlu olarak geçişle alakalı yıllık ciro hadleri kademeli olarak yeniden düşürülmüştür.
  2. Brüt satış hasılatı (Satışları ile gayrisafi iş hasılatı)
  • 2018, 2019 veya 2020 dönemleri için 5 Milyon TL,
  • 2021 dönemi için 4 Milyon TL,
  • 2022 veya sonraki dönemler için 3 Milyon TL’yi geçen mükellefler,

b)Faaliyet konuları gayrimenkul veya motorlu taşıt, inşa, imal, alım-satım veya kiralama işlemlerini yapanlar ile bu işlemlere aracılık faaliyetlerinde bulunan mükelleflerden brüt satış hasılatı (satışları ile gayrisafi hasılatı),

      –  2020 veya 2021 hesap dönemleri için 1 Milyon TL,

      –  2022 veya sonraki dönemleri için 500 Bin TL ve üzeri olan mükellefler,

c)Kültür ve Turizm Bakanlığı ile belediyelerden yatırım veya işletme belgesi almak suretiyle konaklama hizmeti veren otel işletmeler (yıllık ciro şartı olmaksızın),

d)Kendilerine veya aracı hizmet sağlayıcılarına ait internet sitelerinde veya diğer her türlü elektronik ortamda mal veya hizmet satışını gerçekleştiren mükelleflerden 2020 veya 2021 hesap dönemleri için 1 Milyon TL, 2022 veya müteakip hesap dönemleri için 500 Bin TL ve üzeri brüt satış hasılatı olanlar, (Amazon, N11, Trendyol gibi platformlardaki kendi mağazalarından satış yapanlar dahil),

Olan mükelleflerin 01.07.2022 tarihine kadar gerekli hazırlıklarını yaparak e-fatura ve e-arşiv fatura uygulamasına geçme zorunluluğu bulunmaktadır.

Yukarıda sayılan mükelleflerin 01.01.2023 tarihinden itibaren e-defter uygulamasına başlamak zorunda oldukları aşikârdır.

  1. e-Arşiv fatura uygulamasındaki yeni düzenlemeler;

Hâlihazırdaki uygulamada e-Arşiv faturaları için 5000 TL’den 2.000 TL’ye, vergi mükellefi olmayanlarca 30.000 TL’den 5.000 TL’ye indirildi. Bu uygulamaya 01 Mart 2022 tarihinden itibaren düzenlenecek faturalar baz alınacak.

  1. e-İrsaliye uygulamasındaki yeni düzenlemeler;

e-Fatura uygulamasına kayıtlı olan 2018,2019 ve 2020 hesap dönemlerinde gayrisafi hasılatı 25 Milyon TL’yi geçen mükellefler, e-irsaliye düzenleme zorunluluğunda idiler.

e-İrsaliye kapsamı genişletilmiş olup, 2021 yılı ve takip eden hesap dönemlerinde gayrisafi hasılatları 10 Milyon TL ve üzeri olan mükelleflerde e-irsaliye kapsamına 01.07.2022 tarihinden itibaren dahil olacaklardır.

İhracat Bedellerinin Yurda Getirilmesine İlişkin Notlar

Merkez Bankasının 16 Ocak 2020 tarihli İhracat Genelgesi’ne “Hazine ve Maliye Bakanlığının 31.12.2021 tarihli talimatı ile “ İhracat Bedellerinin Merkez Bankasına Satışı” başlığı ile Ek Madde 1, ilave edilmiştir.

Bu maddeye göre, “Bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren İhracat Bedeli Kabul Belgesi (İBKB) veya Döviz Alım Belgesi (DAB)’ne bağlanan ihracat bedellerinin %25’i İBKB’yi veya DAB’ı düzenleyen bankaya satılır. Bu bedeller bankaca, Merkez Bankası tarafından ilan edilen ve işlem günü için geçerli döviz alış kuru üzerinden aynı gün Merkez Bankasına satılır ve Merkez Bankasının banka nezdindeki hesabına aktarılır. Söz konusu tutarın tam karşılığı banka tarafından ihracatçıya Türk Parası olarak ödenir.” şeklindedir.

Devamında Merkez Bankası “ İhracat Genelgesinin Ek 1’inci maddesi kapsamında T.C. Merkez Bankasına yapılacak Döviz Satışına İlişkin Uygulama Talimatını” 03.01.2022 tarihinde yayımlamıştır. Bu uygulama talimatına göre;
   İhracat Bedeli Kabul Belgesi (İBKB) veya Döviz Alım Belgesine (DAB) bağlanan ihracat bedeli dövizin %25’i düzenlendiği tarihteki döviz kuru üzerinden Merkez Bankasına satılmak üzere İBKB veya DAB’ı düzenleyen bankaya satılır.
   İhracat genelgesine göre sadece ABD Doları, Euro ve İngiliz Sterlini cinsinden İBKB veya DAB’a bağlanan ihracat bedeli dövizler uygulama talimatı kapsamında olacaktır. Diğer döviz türleri kapsama dahil değildir.
   Bu uygulama 3 Ocak 2022 tarihinden itibaren başlamıştır.
16.01.2020 tarihli ihracat Genelgesi ile aşağıda sayılan ihracat işlemleri bu uygulamadan istisna edilmiştir;* Hizmet ihracatı,* Transit ticaret,* Türkiye’de ikamet etmeyenlere KDV hesaplanarak yapılan satış,* Mikro ihracat,* Serbest bölge işlem formu kapsamında gerçekleştirilen 5.000 USD veya eş değer TL’yi geçmeyen ihracat işlemlerinde bedellerinin tamamı ile,* Genelge ekinde yer alan ülkelerden(Ek 3) Azerbaycan, Cezayir, Fas, Kazakistan, Mısır, Özbekistan, Tunus, Türkmenistan, Ukrayna ve Yemen’e yapılan ihracat işlemlerinde bedellerin yüzde ellisinin tasarrufu serbesttir.

Yine İhracat Genelgesine göre, “her bir gümrük beyannamesi” itibariyle 30.000 USD’ye kadar ihracat hesapları doğrudan bankalarca terkin ettirilir. İhracata aracılık eden bankalar kambiyo mevzuatı açısından 30.000 USD altında kalan bedelli ihracatlar ile ilgilenmemekte, sistem ihracat beyannamesini otomatik olarak kapatmaktadır. Aracı banka 30.000 USD tutarı üzerindeki ihracat beyannamelerinin kapatılıp kapatılmadığını sorgulamakta olup olumsuz durumda vergi dairesine bildirimde bulunmaktadır.
İhracat bedelinin en az %80’nin satılması (DAB’a bağlanması) zorunluluğu kaldırılmıştır. 31.12.2019 tarihli Resmi Gazete ’de yayımlanan “İhracat Bedelleri Hakkında” 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ No:2018-32/48 ile ihracat bedelinin %80’ini bozdurma zorunluluğu sona ermiştir. Bundan böyle ihracat bedelinin ihracat tarihinden itibaren 180 gün içinde yurda getirilmesi ve %25’i tutarında Merkez Bankasına satılması yeterli olacaktır.
Yer alan son düzenlemeler ile bankalarca ihracat bedellerinin yurda getirildiğine dair,
“Döviz Alım Belgesi (DAB)” uygulaması sona ermiş, bunun yerine “İhracat Bedeli Kabul Belgesi (İBKB)” uygulamasına geçilmiştir.
İhracat bedellerinin nakit olarak yolcu ile beraber yurda getirilmesi halinde Nakit Beyan Formu(NBF)’nun gümrük idarelerine beyan edilmesi gerekir.
İhracat Genelgesinin Ek 2’de yer alan ülkelere (Afganistan, Angola, Belarus, Benin, Cibuti, Etiyopya, Fildişi Sahili, Filistin, Gabon, Gana, Gine, İran, Kamerun, Kenya, Kırgızistan, Kuzey Kore, Küba, Liberya, Lübnan, Moldova, Nijerya, Senegal, Somali, Sudan, Suriye, Suudi Arabistan, Tacikistan, Tanzanya, Venezuela) yapılan ihracatlara ait bedellerin yurda getirilmesinde istisna tanınmıştır. Bir diğer ifade ile, 32 Sayılı Karara İlişkin İhracat Bedellerinin Hakkında Tebliğ No: 2018-32/48’in Madde 3’deki ihracat bedellerinin yurda getirilmesi koşulları aranmaz.
Tayin edilen sürelerde ihracat bedelini yurda getirmeyenler, yurda getirmekle yükümlü olunan ihracat bedellerinin %5’i kadar idari para cezasıyla cezalandırılırlar.

ÇALIŞMA HAYATINDA ÇOK SIK RAPOR ALAN İŞÇİNİN DURUMU

 İş yaşamında işçiler için en önemli hususlardan birisi, işçinin işyerindeki faaliyeti bir engel olmadığı müddetçe sekteye uğratmadan çalışması ve bu şekilde işvereni zor durumda bırakmamasıdır. Burada en önemli unsurlardan birisi de işçinin devamlılığıdır. İşçinin devamsızlık göstermesi halinde işveren tarafından iş sözleşmesinin feshedilmesi kuralları İş Kanunu’nda net bir şekilde açıklanmıştır. Ancak söz konusu devamsızlığın işçinin sık sık hastalanması ve rapor alması şeklinde gerçekleşmesi halinde nasıl hareket edilebileceği hususunda nasıl bir yol izlenmeli? Çok sık rapor alan ve hastalanan çalışanın neden hastalandığı iş sözleşmesinin işveren tarafından iş akdi feshi açısından önemli bir nedendir.
                 1475 sayılı İş Kanunu’nun 25 inci maddesine göre, işçinin kendi kastından veya derli toplu olmayan yaşayışından yahut kötü alışkanlıklardan dolayı  meydana gelen  bir hastalığa yakalanması veya engelli hâle gelmesi durumunda, bu sebeple doğacak devamsızlığın ardı ardına üç iş günü veya bir ayda beş iş gününden fazla sürmesi halinde işveren iş sözleşmesini derhal haklı nedenle feshin etme söz konusudur..

Bu durumda işverenin herhangi bir bildirim süresine uyma yükümlülüğü de yoktur. Ancak bu durumda işveren tarafından bir yıldan fazla kıdemi bulunan işçiye kıdem tazminatını ödemesi gerekmektedir.
                  1475 sayılı İş Kanunun da belirtilen 25 inci maddesine göre, işçinin tutulduğu hastalığın tedavi edilemeyecek nitelikte olduğu ve işyerinde çalışmasında sakınca bulunduğunun Sağlık Kurulunca saptanması durumunda işveren iş sözleşmesini derhal haklı nedenle feshedebilmektedir. Ancak burada bildirimsiz (derhal) fesih hakkı devamsızlık süresinin bildirim süresini  altı hafta aşması halinde doğacaktır.
               Örneğin, işçi işyerinde bir yıldır çalışıyorsa ihbar süresi 4 hafta olduğundan bu 4 haftaya 6 hafta daha eklenecek ve işçinin devamsızlığı 10 haftayı aşar ise işverenin fesih hakkı doğacaktır. Burada en önemli detay çalışmanın sakıncalı olduğu tam teşekkülü sağlık kurulunca belirlenmesi gerekir.
              Bir başka önemli husus da iş akdi fesihte son çare ilkesine uyulmasıdır. Eğer çalışanı daha hafif bir bölümde veya durumda çalıştırılması durumunda ise iş yaşamına devamlılık gösterebilecekse işverene iş akdi fesih hakkını uygulayamaz.  Bu durumda çalışan işe dönüş davası açabilir.
              1475 sayılı İş Kanunu 25 inci maddedeki haller dışında farklı zamanlarda hastalanarak ve raporlar alarak iş yerindeki işlerin önemli derecede aksamasına neden oluyorsa işveren geçerli neden göstererek ve ihbar sürelerine uyarak iş sözleşmesini feshedebilir.


                Bunun için en önemli unsur, Yargıtay’ın bu konuda verdiği kararlar bulunmakta. Örneğin bir kararında (Yrg. 9. HD., E.2015/3531 K. 2015/8561), işçinin üç ay içerisinde farklı branşlardan toplam 53 gün rapor kullandığı görülmüş ve bu durumun iş yerinde iş akışını olumsuz etkilediği, davalı işverenliğin davacıyla çalışma ilişkisini devam ettirmesinin beklenemeyeceği sonucuna varılmış ve geçerli nedenle yapılan fesih kabul edilmiştir.  
                 Diğer bir örnekte ise Yargıtay  (Yrg. 9 HD., E.2014/14918, K. 2014/17763), 6 aylık süre içerisinde işçinin bir kısmı aynı bir kısmı farklı rahatsızlıklara ilişkin 10 ayrı raporla toplam 67 gün rapor kullandığı görülmüş ve bunun işyerinde çalışma hayatında olumsuzluklara neden olduğu, bu nedenle işverenden çalışma ilişkisini sürdürmesinin beklenemeyeceği kabul edilmiştir. 1475 sayılı iş kanunun ilgili maddesine istinaden iş akdinin geçerli nedenle feshedilmesinden dolayı işçinin ihbar süresi kullandırılmamış ise ihbar tazminatı ve 1 yıllık kıdem süresini doldurmuş ise kıdem tazminatının işçiye ödenmesi gerekmektedir.

EN DÜŞÜK 1.500 TL EMEKLİ MAAŞI ALANLAR, UZUN SÜRE EMEKLİ AYLIK ARTIŞINDAN YARARLANMAYACAKLAR

 Türkiye’de en düşük emekli aylığının 1.500-TL’nin altında olmayacağına dair karar  26.03.2020 tarihli ve 31080 mükerrer sayılı Resmi Gazete de yayımlanan 25.03.2020 tarihli ve 7226 sayılı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile yürürlüğe girmiş ve 2020 Nisan ayından itibaren uygulanmaya başlamıştır.

      Bu durum neticesinde emeklilerin “aylık geliri” 1.500 liraya çıkartıldığı için 200 binin üzerindeki emeklinin, tamamına yakını uzun süre zamlardan yararlanamayacak. Şöyle ki; yeni bir düzenleme yapılmazsa on binlerce emekli 8 ve 9 yıla yakın bir zamanda zam farkından yararlanamayacak ve uzun süre 1.500 lira almaya devam edecek. Son yapılan düzenleme ile her 6 ayda bir enflasyon üzerinden yapılan emekli maaşlarındaki artış da Hazine’nin sağlayacağı katkıdan düşmeye devam edecek. Benzer durum daha önce en düşük emekli gelirinin 1.000 liraya çıkartılmasında da yaşanmıştı.

      Hazine’den sağlanacak, ek destek ile emeklinin aylık eline geçen geliri 1.500 liraya çıkaran karar, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmesi ile birlikte yaklaşık 2 yıla yakın süredir alınan emekli aylığı, bu karara göre, örneğin;  aylığı en düşük 650 lira olan emeklilere 850 lira da Hazine’den destek sağlanarak ele geçen gelir 1.500 liraya yükseltilmiştir.

    Her 6 ayda bir bağkur ve işçi emeklilerine verilen enflasyon oranında verilen maaş zammı 1.500 liraya değil, emekli aylığı olan 650 liraya yapılacak. Böylece örneğin; %7,5 zam yapıldığında emekli aylığı 48.75 lira artarak 698,75 liraya çıkacak. Hazine’nin emekliye yapacağı ek ödeme de 850 liradan 801,25 liraya düşecek. Emeklinin aylık geliri yine 1.500 lirada kalacak. Bu sistem emeklilerin aylığı 1.500 liraya ulaşana kadar böyle devam edeceği için emeklilerin aylığı yıllar boyunca hep 1.500 lirada kalacak, ayrıca enflasyon üzerinden reel zam alamamış olacaktır.

İŞVERENE TEBLİGATLAR SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNCA ELEKTRONİK ORTAMDA YAPILACAK

Sosyal Güvenlik Kurumu’nun 24.09.2021 tarihli resmi gazetede yayımladığı yönetmeliğe istinaden bundan böyle (SGK) tebligatlarını Elektronik ortamda yapılacaktır. Tebligat sistemine dâhil olacak işverenler 4A ve 4C statüsünde işçi  ve kamu personeli çalıştıranlar olarak belirlendi. Ticari faaliyetlerinden dolayı 4B statüsündeki esnaf ve ticaret erbabı muaf tutuldu. Buna göre, hangi belgelerin elektronik ortamda tebliğ edilebileceğini SGK belirleyecek. Sigortalı işçi çalıştıran her işveren elektronik tebligat adresi alacak. Yönetmelik, 1 Ekim gününden itibaren yürürlüğe girecek. Yönetmelikle mevcut işverenlere 1 Ekim’i takip eden üç ay içinde başvuru yapmak zorunluluğu getirildi. Yönetmelik yürürlük tarihinden (1 Ekim 2021) sonra sigortalı çalıştırmaya başlayan işverenler faaliyete başladıkları ayı takip eden aydan başlamak üzere üç ay içinde başvuru yapmak zorunda olacak. Kapsamda olmayan işverenler isteğe bağlı olarak elektronik tebligat sistemine dâhil olabilecektir.    

     Sosyal Güvenlik Kurumunca Elektronik Ortamda Yapılacak Tebligata İlişkin Yönetmeliğe göre SGK ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Kanunu ve diğer mevzuattaki bazı evraklar elektronik ortamda tebliğ edilebilecek. Yönetmelik gereği tebliği gereken tüm evraklar muhataplara ilişkin bu yönetmelikte belirlenen hükümler çerçevesinde elektronik ortamda tebliğ edilir.” denildi. Yönetmelikte, elektronik tebligata tabi “işveren” tanımı, “Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihte ve sonrasında 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentlerine göre sigortalı sayılan kişileri çalıştıran gerçek veya tüzel kişiyi yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar” olarak yapıldı. Böylece, tek başına çalışan esnaflar kapsam dışında kaldı ancak yanında işçi çalıştıran tüm işverenler elektronik tebligat kapsamına girmiş oldu.                                        

  Elektronik tebligat adresi, SGK tarafından ilan edilecek sistem üzerinden yapılacak. Bu konuda Maliye Bakanlığının altyapısı bulunuyor. SGK il müdürlüğü, sosyal güvenlik merkezi veya merkez teşkilatı tebliğ edeceği evrakı elektronik olarak imzalayarak, muhatabın almış olduğu, e-devlet veya başka sistem üzerinde oluşturulmuş elektronik tebligat adresine (e-mail) gönderecek. Bu adrese ulaşan tebligat, ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda tebliğ edilmiş sayılacak. Bütün bu süreçler gün ve saat olarak sistemde kayıtlı olacak.                            

             Elektronik tebligat sistemine girenler sistem dışına çıkamayacak. Ancak, birleşme ve nevi değişikliği dâhil ticaret sicilinin silinmesi halinde, gerçek kişilerde kişinin ölümü halinde elektronik tebligat adresi silinecek. Muhataplar işlem bilgi ve zaman kayıtları ile olay kayıtlarına erişebilecek. SGK işlem zaman bilgilerini 10 yıl, erişim kayıtlarını on yıl, olay kayıtlarını ise otuz yıl saklamakla yükümlü olacaktır.

ADRESİ OLMAYAN ÇALIŞANIN İŞAKDİ NE ŞEKİLDE FESH EDİLİR

  İşçinin ikametgâh adresi önemli bilgilerdendir. 4857 sayılı İş Kanunu gereğince işveren işçisi ile yazılı hizmet sözleşmesi yapılmak zorundadır.  Bu sözleşmede, işçinin ikametgâh veya tebligat adresinin yazılı olması şarttır. Üstelik yazılı olması yetmez, şu şekilde bir ibarenin de konulması yerinde olacaktır: “Sözleşmede yazılı olan tebligat-ikametgâh adresinde değişiklik olduğunda en geç bir hafta içinde yazılı olarak işverene bildireceğimi taahhüt ederim. Tarafların bu sözleşmede yer alan adresleri olup, adres değişikliği yazılı şekilde bildirilmediği takdirde ilgili adreslere yapılacak tebligatlar geçerli olacaktır.”

   Şayet işverenin işçisi ile yapmış olduğu hizmet sözleşmesinde bu tür bir ibare veya yazılı bir adres yoksa öncelikle işçi işyerine geldiğinde tebliğ edilmelidir. Tebligattan imtina ederse, birkaç işçinin şahitliğinde yazılı metni okuyup işçiye duyurması ve bunu da orada bulunanların imzalayacakları bir tutanakla tespit edilmesi yerinde olur.  Ayrıca bunlardan hiçbiri yapamıyorsa, yerel veya ulusal bir gazetede işçinin iş akdinin feshedildi ilan edilmesi de diğer bir yöntemdir.       

ÖZEL HASTANELER SÖZLEŞMELİ HEKİM SİGORTALILIĞINDA ÖNEMLİ AYRINTI

Kanun koyucu yapmış olduğu kanunlar ile Sosyal Güvenlik mevzuatımızda sigortalılık statüsü, çalışma ilişkisine ve yerine göre farklılık göstermektedir. Her ne kadar SGK kapsamında olanların hangi statüde sigortalı olacağı Kanun’da net bir şekilde belirlenmiş olsa da bazı sektörlerde ve meslekli sigortalılıklarında farklılık olabiliyor. Bunlardan birisi de özel hastanelerde çalıştırılan hekimlerle ilgilidir. Nitekim özel hastanelerde hekimlerin çalışması farklı statüde olabilmektir.  Özel hastanelerde çalıştırılan hekimlerin sigortalılık statüsü 5510 sayılı kanunun 4/a kapsamında sigortalı sayılmalarıdır. Nitekim bu kişiler özel hastane ile hizmet akdi imzalamaktadırlar. Bu durum da 4/a kapsamındaki sigortalılığın asli unsurudur. Ancak bazı durumlarda 4/a kapsamındaki sigortalılığı ortadan kaldıran haller söz konusu olabilmektedir.

 Şirket ortağı olan veya mesleğini serbest olarak icra eden hekimler, özel hastanelerde hizmet vermeleri halinde, hizmet alım sözleşmelerinde aksine bir hüküm bulunmadığı sürece 4/b kapsamında sigortalı sayılıyorlar.

Bu kişilerin özel hastaneler tarafından 4/a kapsamında bildirimlerinin yapılması halinde, hizmet alım sözleşmesinin onaylı bir örneğinin SGK’ya sunulması gerekiyor. SGK, sözleşme metninde çalışmanın 4/a kapsamında bildirilip bildirilmeyeceğine ilişkin bir hükmün olup olmadığı kontrol eder. Şayet sözleşmede çalışmanın 4/a kapsamında bildirilmesine ilişkin bir hükmün varsa bu bildirimler kabul edilir. Aksi halde yapılan bildirimler iptal edilir ve hekim 4/b kapsamında sigortalı sayılmaktadırlar.

​Bununla birlikte şirket ortağı olan veya mesleğini serbest olarak icra eden hekimlerin 6645 sayılı Kanunun yayımlandığı 23.4.2015 tarihinden önce özel hastanelerle yaptıkları sözleşmelerinde herhangi bir hüküm bulunmamakla birlikte çalışmalarının 4/a kapsamında bildirilmiş olması halinde, bu bildirimlerin 23.4.2015 tarihine kadar olan kısmı geçerli kabul edildi. Bu tarihten itibaren ise yeniden 4/b kapsamında sigortalılıkları başlatılmaktadır.

Şirket ortağı olan veya mesleğini serbest olarak icra eden hekimlerin 4/a kapsamında çalışmaları devam ederken, özel hastane bünyesinde 6645 sayılı Kanunun yayımlandığı 23.4.2015 tarihinden sonra hizmet alım sözleşmesi imzalamak suretiyle hizmet vermeye başlamaları ve sözleşmelerinde aksine bir hüküm bulunmaması halinde, hizmet alım sözleşmesinin imzalandığı tarih itibariyle 4/b kapsamında sigortalılıkları başlatılmaktadır

Özel hastaneler çalıştırmış oldukları hekimlerin sigortalılık bildirimini diğer sigortalılardan farksız bir şekilde SGK’ya yapmaları gerekiyor. Ancak SGK ile imzalanan hizmet alım sözleşmesine istinaden başka bildirim yükümlülükleri de var.

Özel hastaneler, SGK ile yaptıkları sözleşme kapsamında yer alan her bir branşta/sağlık hizmetinde ayrı ayrı olmak üzere görev yapan hekimlerin (acil serviste görev yapan hekimler hariç olmak üzere) en az %60’ı üzerinden hizmet sunmak zorunda. Özel hastanede görev yapan tüm hekimlerin sözleşme başvurusu sırasında SGK’ya bildirilmesi gerekiyor.

Özel hastaneler, sözleşmenin yürürlükte kaldığı süre içinde göreve başlayacak olan hekimlerini ise başlangıç tarihinden itibaren 5 iş günü içinde Kuruma SGK’ya bildirmek zorundadır. Özel hastane, bildirim sırasında hekimlere ait Sağlık Bakanlığı mevzuatı gereğince düzenlenen personel çalışma belgesini, çalışma süresini gösterir hekim ve mesul müdür imzalı formu, noter onaylı imza sirküsünü ve adli sicil kaydını gösterir belgeyi Kuruma eksiksiz olarak teslim edilmelidir.

Özel hastane, SGK ile sözleşme yaptığı branşlarda/ sağlık hizmetlerinde görev yapan hekimlerin geçici (izin, rapor, eğitim vs.) veya sürekli ayrılmaları halinde bu kişileri ayrılış tarihleri itibarıyla MEDULA sisteminde pasif hale getirmesi gerekmektedir.

Ayrıldığı halde MEDULA sisteminde pasif hale getirilmeyen hekimler tarafından sunulan hizmet bedelleri ödenmez. Sürekli ayrılanlar 5 iş günü içinde SGK’nın ilgili birimine bildirim yapılmalıdır.

İŞTEN TEK TARAFLI ÇIKARMA KAOSU SONUNDA SONA ERİYOR

   Pandemi dolayısıyla çalışan personeli işten çıkarma yasağı olarak bilinen ve işverenin iş akdini feshetmesini yasaklayan, 4857 sayılı İş Kanunun geçici 10. Maddesinin birinci ve ikinci fıkrasındaki süreler 30 Haziran 2021’ de sona erecektir.
Bir yılı aşkın süredir uzatılan maddeler belirli durumlar haricinde iş sözleşmesinin feshedilmesini yasaklarken, bu süre zarfında ücretsiz izne ayırma hakkı da veriyordu.

       Yapılan bu düzenlemeyle birlikte bir süre önce uzatılan, kısa çalışma ödeneği desteği ile işten çıkarma yasağının süresi de eşitlenmiş oldu.  Cumhurbaşkanı kararı ile süresi Nisan 2021  ayında sona eren kısa çalışma ödeneği desteği, 30 Haziran’a uzatılmış idi. 01.07.2021 tarihi itibariyle işveren ister deneme süresi sonunda çalışan personeli ile çalıştırdığı kendisinden faydalanamadığı verim alamadığı çalışanın iş akdini tek taraflı olarak fesh etme yoluna gidebilecektir.

Son defa uzatılan sürenin maddesi şöyle:

4857 Sayılı Kanunun Geçici 10.maddesi;

Bu Kanunun kapsamında olup olmadığına bakılmaksızın her türlü iş veya hizmet sözleşmesi, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay süreyle 25 inci maddenin birinci fıkrasının (II) numaralı bendinde ve diğer kanunların ilgili hükümlerinde yer alan ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzeri sebepler, belirli süreli iş veya hizmet sözleşmelerinde sürenin sona ermesi, işyerinin herhangi bir sebeple kapanması ve faaliyetinin sona ermesi, ilgili mevzuatına göre yapılan her türlü hizmet alımları ile yapım işlerinde işin sona ermesi halleri dışında işveren tarafından feshedilemez.

Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç aylık süreyi geçmemek üzere işveren işçiyi tamamen veya kısmen ücretsiz izne ayırabilir. Bu madde kapsamında ücretsiz izne ayrılmak, işçiye haklı nedene dayanarak sözleşmeyi fesih hakkı vermez.

Scroll to top