Yazar: ASR YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK A.Ş.

Monthly Allowances for Veterans of the Independence, Korean, and Cyprus Wars

In Turkey, the 1005 Law enacted on February 24, 1968, grants monthly allowances to Turkish citizens who participated in the national struggle and received the Independence Medal. This support continues throughout their lifetime.

Under the framework of the Law on Granting Honorary Pensions to Recipients of the Independence Medal, monthly allowances are provided to Turkish citizens who took part in the national struggle and were awarded the Independence Medal. Additionally, this applies to those who fought in the Korean War from October 1950, when the Turkish Brigade first landed, until the Panmunjom Armistice Agreement in 1953. It also includes Turkish citizens who actively participated in the Cyprus Peace Operations in July and August 1974. The monthly allowance is calculated by multiplying a base indicator figure of 5750 with the civil servant salary coefficient determined annually by the Budget Law. Upon the death of the beneficiary, 75% of the allowance is transferred to the surviving spouse, but it ceases if the spouse remarries. These allowances are protected from any form of seizure.

Veterans of the Independence War, Korean War, and Cyprus Peace Operation are entitled to monthly allowances. These allowances, based on an indicator system, are increased to the net amount of the minimum wage set for workers over 16 years old, provided the recipient is not engaged in compulsory insurance-required work or receiving income from any institution.

**Required Documents:**
– An application petition
– Medal Certificate

**Application Submission:**
Applications can be submitted to the Social Security Institution (SGK), specifically the Retirement Services General Directorate, Public Officials Retirement Department.

**Transfer of Allowances to Surviving Family:**
Upon the death of the veteran, 75% of the monthly allowance is transferred to the surviving spouse. No allowance is automatically provided to orphans unless they possess a full disability report from a comprehensive hospital and have no other income.


İSTİKLAL, KORE VE KIBRIS GAZİLERİNE AYLIK BAĞLANMASI

24.02.1968 tarihinde çıkarılan 1005 sayılı Kanunun ile Milli mücadeleye iştirak eden ve bu sebeple kendilerine İstiklal Madalyası verilmiş bulunan Türk vatandaşlarına, hayatta bulundukları süre boyunca maaş bağlanmaktadır.

 1005 sayılı İstiklal Madalyası Verilmiş Bulunanlara Vatani Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkında Kanun kapsamında, milli mücadeleye iştirak eden ve bu sebeple kendilerine İstiklal Madalyası verilmiş bulunan Türk vatandaşları ile 1950 yılında Türk Tugayının Kore’ye ayak bastığı Ekim ayında başlamak ve 1953 yılı Pan-Munjon Ateşkes Anlaşmasına kadar Kore’de fiilen savaşa katılmış olan Türk Vatandaşlarına ve 1974 yılında Temmuz 1 inci ve Ağustos 2 nci Barış Harekâtına Kıbrıs’ta fiilen görev alarak katılmış olan Türk Vatandaşlarına, hayatta bulundukları sürece, vatani hizmet tertibinden 5750 gösterge rakamının her yıl Bütçe Kanunu ile tespit edilen memur maaş katsayısı ile çarpılmasından bulunacak miktarda aylık bağlanır. Hak sahibinin ölümü halinde bu aylık dul eşe % 75 oranında bağlanır, ancak dul eşin tekrar evlenmesi halinde kesilir. Vatani hizmet tertibinden bağlanan aylıklar hiç bir suretle haczedilemez.

İstiklal Savaşı, Kore Savaşı ve Kıbrıs Barış Harekâtına filen katılanlara aylık bağlanmaktadır. Gösterge sisteminden bağlanan bu aylıklar ilgililerin zorunlu sigortalılığı gerektirecek çalışmasının bulunmaması ya da kurumdan aylık gelir almaması koşuluyla 16 yaşından büyük işçiler için belirlenmiş asgari ücretin net tutarı esas alınarak yükseltilmektedir.

Hangi Belgeler İstenmektedir?

– Dilekçe
– Madalya Berat Belgesi istenmektedir.

Başvurular Nereye Yapılabilmektedir?

SGK, Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Kamu Görevlileri Emeklilik Daire Başkanlığına yapılabilmektedir.

Aylıklar Dul ve Yetimlere İntikal Eder mi, Ederse Koşulları Nelerdir?

İlgilinin ölümüyle aylık dul eşe % 75 oranında intikal etmekte, yetimlere ise herhangi bir koşulda aylık bağlanmamaktadır. Ancak tam teşekküllü hastaneden alınan ağır özürlü raporu olan yetim ve hiç bir geliri olmayan yetim çocuklara yetim maaşı bağlanmaktadır.

İş ve Sosyal Güvenlik Uzmanı 

                         Hasan Basri ÖZKAN                              

KURUMLAR VERGİSİ ORAN UYGULAMASINDAKİ DEĞİŞİKLİKLER

[11:59, 05.05.2022] Büşra Asır Muhasebe: Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından istihdamın arttırılması amacıyla hazırlanmış olan kanunlar çerçevesinde işverenler teşviklerle desteklenmektedirler. İstihdam artışında katkıda bulunan işyerleri, her ay sigortalıları adına yatırmakta olduğu İşveren Priminde teşvik, destek ve indirimden yararlanabilmektedirler. Bunun yanı sıra; Türkiye Cumhuriyeti, hem sıfırdan yatırım hem de genişleme yatırımı projeleri için başlangıç maliyetlerinin en aza indirilmesi ve yatırım getirilerinin hızlandırmasını destekleyen kapsamlı bir yatırım teşvik programı sunmaktadır. Bu teşvikler aynı zamanda teknoloji transferi ve ekonomik kalkınma için önemli alanlar olarak sınıflandırılan öncelikli sektörlerdeki projeler için de uyarlanabilmektedir. Türkiye Cumhuriyeti yatırımcılara; Ar-Ge ve inovasyon projeleri ve ilâve istihdam için sunduğu destek programlarının yanı sıra ihracatçılara çeşitli hibeler, teşvikler ve krediler yoluyla da destek olmaktadır. KOSGEB, TÜBİTAK, Ticaret Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve uluslararası kuruluşların firmalara sağladıkları destek ve hibe programlarından yararlanmanız açısından proje hazırlamadan, yürütmeye kadar birçok alanda hizmet sunulmaktadır. Bu süreçte sizlerin yanında olarak amacımız, hem istidam artışını sağlamak hem de işverenin indiriminden yararlanmasını sağlamaktır.
[11:59, 05.05.2022] Büşra Asır Muhasebe: hizmetler kısmını böyle değiştirelim
[13:14, 05.05.2022] Büşra Asır Muhasebe: KURUMLAR VERGİSİ ORAN UYGULAMASINDAKİ DEĞİŞİKLİKLER

Giriş:

Yakın dönemde yapılan değişiklikler ile kurumlar vergisi oranlarındaki düzenlemeler yapılmıştır;

7061 Sayılı Kanunun 91 inci maddesi ile 28.11.2017 tarih ile 5520 Sayılı Kanuna geçici 10 uncu madde ilave edilmiştir. Bu geçici madde ile %20 olan kurumlar vergisi oranı, kurumların 2018,2019 ve 2020 yılı vergilendirme dönemlerine ait kurum kazançları için %22 olarak uygulanacağına ait düzenleme yapılmıştır.

            Ayrıca, 22 Nisan 2021 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7316 Sayılı Kanunun 11 inci maddesi ile 5520 Sayılı Kanuna geçici 13. madde eklenmiştir. Bu hüküm ile 2021 yılı vergilendirme dönemi için kurumlar vergisi oranı %25’e, 2022 takvim yılı için ise %23 olarak uygulanmasına karar verilmiştir.

Bir diğer değişiklik ise 22.01.2022 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7351 Sayılı kanun 15 inci maddesi ile 5520 Sayılı Kanunun 32 inci maddesine eklenen fıkralar ile;

“(7) İhracat yapan kurumların münhasıran ihracattan elde ettikleri kazançlarına kurumlar vergisi oranı 1 puan indirim uygulanır.

(8) Sanayi sicil belgesine haiz ve fiilen üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların münhasıran üretim faaliyetinden elde ettikleri kazançlarına kurumlar vergisi oranı 1 puan indirimli uygulanır. Bu kazançların ihracata isabet eden kısmı için yedinci fıkra hükmüne göre ayrıca indirim uygulanmaz.

(9) Yedinci ve sekizinci fıkralardaki indirimli oranlar, bu madde kapsamındaki diğer indirimler uygulandıktan sonraki kurumlar vergisi oranı üzerinden uygulanır.” şeklinde yapılmıştır.

En son olarak 15 Nisan 2022 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7394 sayılı Kanun 25 inci maddesi ile 5520 Sayılı Kanun 25 inci maddesi birinci fıkrası

“(1) Kurumlar Vergisi, kurum kazancı üzerinden %20 oranında alınır. Şu kadar ki bankalar, 6361 sayılı Kanun kapsamındaki şirketler, elektronik ödeme ve para kuruluşları, yetkili döviz müesseseleri, varlık yönetim şirketleri, sermaye piyasası kurumları ile sigorta ve reasürans şirketleri ve emeklilik şirketlerinin kurum kazançları üzerinden, kurumlar vergisi %25 oranında alınır.” şeklinde değişmiştir.

Bu düzenlemelere göre kurumlar vergisi oranlarına ait açıklamalar aşağıda yer almaktadır.

Kurumların Faaliyet Türlerine Göre Kurumlar Vergisi (KV) Oranları

Kurumlar Vergisi Kanunu (KVK) Geçici 13 üncü madde kapsamında (7316 Sayılı Kanun ile yapılan değişiklik)

Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin 36.9 kısmındaki izahatlar de dikkate alındığında şirketin faaliyeti NORMAL/GENEL türde olanlarda 01.07.2021 tarihinden üzere verilmesi gereken beyannamelerden başlamak üzere ve 01.01.2021 tarihinden itibaren başlamak üzere 2021 yılı için %25, 2022 yılı için %23 ve 2023 yılı ve sonrası için %20 olarak uygulanması,

Kurumlar Vergisi Kanunu (KVK) Madde 32/1 ve Geçici Madde 13 Kapsamındaki Oran Uygulanması,
Finansal alanda faaliyet gösteren kurum kazançlarında uygulanmak üzere 2021 yılı için %25, 2022 yılı için %25 (birinci geçici vergi döneminde %23) ve ikinci geçici vergi döneminden itibaren %25) ve 2023 yılı ve sonrası için %25 oran uygulanması

Kurumlar Vergisi Kanunu (KVK) Madde 32/6 Kapsamında,
01.01.2021 tarihinden itibaren 7256 s.k. ile eklenen bu fıkra ile, “(G)Payları Borsa İstanbul Pay Piyasasında ilk defa işlem görmek üzere en az %20 oranında halka arz edilen kurumların ( bankalar, finansal kiralama şirketleri, faktöring şirketleri, finansman şirketleri, ödeme ve elektronik para kuruluşları, yetkili döviz müesseseleri, varlık yönetim şirketleri ve emeklilik şirketleri hariç) paylarının ilk defa halka arz edildiği hesap döneminden başlamak üzere beş hesap dönemine ait kurum kazançlarına kurumlar vergisi oranı 2 puan indirimli olarak uygulanır.”

İndirimden yararlanılan yıllar itibari ile kurum kazançlarının hesabında dikkate alınacak kurumlar vergisi oranı 2021 yılı için %23, 2022 yılı için %21 ve devam eden yıllarda ise %18 olarak uygulanacaktır. (İndirim süresi beş yılı geçemez)

Kurumlar Vergisi Kanunu (KVK) Madde 32/7 Kapsamında,
İhracatçı şirketlerin özellikle ihracat faaliyetlerinden elde ettikleri kurum kazançlarına 01.01.2022 tarihinden itibaren kurumlar vergisi oranı 1 puan indirimli olarak uygulanacaktır. Bu durumda kurumlar vergisi oranı 2022 yılı için %22, 2023 yılı ve devamında %19 olarak hesaplanmaya devam edilecektir.

Kurumlar Vergisi Kanunu (KVK) Madde 32/8 Kapsamında,
Bu bend uygulamasında sanayi sicil belgesini haiz ve fiilen üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların münhasıran üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlarına kurumlar vergisi oranı 1 puan indirimli olarak uygulanır. Bu kazançların ihracata isabet eden kısmı için ayrıca 1 puan indirim uygulanmaz.

Uygulama Notları

  • Yukarıda açıklaması yapılan hususlarda I. Geçici Vergi döneminden itibaren uygulanmaya başlanacak iken Finansal alanda faaliyet gösteren kurumlara 2022 yılı I. Geçici Vergi döneminde Geçici Vergi oranı %23, 2022 yılı II. Geçici Vergi döneminden itibaren %25 olarak hesaplanacaktır.
  • İhracat ve üretim faaliyetlerinin birlikte yapılması durumunda Kurumlar Vergisi oranı 1 puan indirimli olarak uygulanacaktır. Üretimi yapılan malların satışından elde edilen kazancın bir kısmı veya tamamı ihracattan kaynaklansa bile bu kazanca üretim faaliyetlerinden elde edilen kazanç olarak kurumlar vergisi oranı her hâlükârda 1 puan indirimli olarak uygulanacağı için, bu kazancın ihracata isabet eden kısmına mükerrer indirime yol açacak şekilde 1 puan indirim uygulanmayacaktır.
  • Kurumlar Vergisi Kanununda ihracat faaliyetinden elde edilen kazançların bir kısmı, kurum kazancından indirim konusu olmaktadır (KVK Madde 10/Ğ). İhracatçı mükellefin hizmet ihracatından elde ettikleri kazancın %50’lik kısmının kurumlar vergisi matrahının tespitinde indirim olarak dikkate alınması durumunda, ayrıca ihracat faaliyetlerinden dolayı indirim hakkı olan 1 puan indirimin uygulanması mümkün değildir.
  • Mükellefin üretim veya ihracat faaliyetinden dolayı elde ettiği kazancın kurumlar vergisi istisnasına konu edilmesi halinde Kurumlar Vergisi Kanunu 32 inci maddesi 7. ve 8. fıkrası kapsamında 1 puanlık kurumlar vergisi oranının indirimi mükerrerliğe yol açtığından mümkün değildir.
  • Şirketin yatırım teşvik belgesi kapsamında indirimli kurumlar vergisinden yararlanması halinde öncelikle bu indirim uygulanacak, varsa üretim veya ihracattan kaynaklı 1 puan kurumlar vergisi oranı indirimi yapabilecektir.
    2022 yılından itibaren IV. Dönem Geçici Vergi beyanları kaldırılmıştır.

DÖVİZ İLE YAPILAN İŞLEMLERDE KISITLAMA

A. Dövizli fatura ve sözleşme düzenlemedeki son durum

12.09.2018 tarihli ve 85 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı kararda değişiklik yapan 2022-32/34 nolu Tebliğ ile Türkiye’de ikamet edenlerin kendi aralarında yapacakları belirli sözleşmelerde sözleşme bedelinin ve ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak belirlenemeyeceğine dair düzenlemeler yapılmıştır.

Fakat 19.04.2022 tarihli ve 31814 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 2008-32/34 sayılı tebliğde değişiklik yapan 2022-32/66 nolu tebliğ ile yeni düzenleme yapılmıştır.

Söz konusu Tebliğ ile ilgili Tebliği(Tebliğ no: 2008-32/34)’in 8 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının sonuna “Ancak sözleşme konusu ödeme yükümlülüklerinin Türk parası cinsinden yerine getirilmesi ve kabul edilmesi zorunludur.” Cümlesi eklenmiş, on beşinci fıkrasında yer alan  “kararlaştırılması” ibaresi, , “ödenmesi ve kabul edilmesi” şeklinde değiştirilmiştir.

Bu değişikliğe göre;

-Türkiye’de ikamet eden gerçek ve tüzel kişilerin;

-19.04.2022 tarihinde itibaren düzenlenecek fatura ve sözleşmelerin bedellerinin döviz cinsinden ya da dövize endeksli olarak düzenlenebilecek, fakat bu sözleşme ve faturalarda konu ödeme yükümlülüklerinin TL cinsinden yerine getirilmesi zorunlu hale gelmiştir. Bir diğer ifade ile bu tarihten sonra emtia alışına ait faturaların düzenlenmesi döviz veya dövize endeksli olabilecek, fakat ödeme vadesinde ödeme yükümlülüğü TL cinsinden yapılacaktır.

-Yine tebliğin yayım tarihli olan 19.04.2022 tarihinden itibaren dövizli çekler düzenlenemeyecektir.

-19.04.2022 tarihinden önce düzenlenmiş faturalar ve döviz çeklerine ait ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden yerine getirilebilecektir.

-Tebliğde geçen “menkul” ibaresi gayrimenkul tanımına girmeyen her türlü mal ve eşya kapsamaktadır.

-Söz konusu değişiklik Türkiye’de ikamet eden gerçek ve tüzel kişilerin kendi aralarında düzenleyecekleri sözleşme ve faturaların konusu ödemeleri kapsaması sebebi ile Türkiye’de ikamet eden gerçek ve tüzel kişiler arasında düzenlenecek fatura ve sözleşmelere ait ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden yerine getirebilir.

-Bahsi geçen hükümlere uyulmaması halinde; işlemin tarafları için ayrı ayrı olması ve kurallara uymamanın tekrarı halinde iki kat uygulanmak üzere, 2022 yılı için 14.300 TL ila 110.175 TL arasında idari para cezası uygulanacaktır.

     B.İhracat bedellerinin yurda belli getirilmesi ve belli bir oranın bozdurulması ve alt limit değişikliği

-Merkez Bankasının 16 Ocak 2020 tarihli ihracat Genelgesi’ne Hazine ve Maliye Bakanlığının 31.12.2021 tarihli talimatı ile “İhracat Bedellerinin Merkez Bankasına Satışı” başlığı ile “Ek Madde 1.” ilave edilmiştir. Bu düzenleme ile ihracat bedelleri yurda getirilmesi kapsamında İhracat Bedeli Kabul Belgesi (İBKB) veya Döviz Alım Belgesi (DAB)’ne bağlanan ihracat bedellerinin %25’inin Merkez Bankasına satılması zorunluluğu getirilmiştir.

-Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın 15.04.2022 tarihli talimatı ile 18.04.2022 tarihinden itibaren İBKB’ye veya DAB’a bağlanan ihracat bedellerinin bozdurma oranı %25’den %40’a çıkartılmıştır. Bir diğer ifade ile ihracatçı firmalar, ihracat bedelleri geldiğinde bu faturaların en az %40’nı Merkez Bankasın satacaklardır.

-Diğer taraftan Ukrayna ve Rusya’ya gerçekleştirilecek ihracat bedellerinin döviz cinsinden beyan edilmiş olsa bile Türk lirası olarak kabulü mümkündür.

-İhracat bedellerini yurda getirilmesine ilişkin düzenleme yapıldı. İhracatta 30 bin dolar olan terkin alt limiti 25 Nisan 2022 tarihinden itibaren 15 bin dolar uygulanacak. TCMB’nin 16 Ocak 2020 tarihli ihracat genelgesinin “terkin başlıklı 28. Maddesinin” 1nci fıkrasında yer alan 30.000 ABD Doları, Hazine ve Maliye Bakanlığının 21.04.2022 tarih ve 1150193 sayılı yazısı üzerine Merkez Bankası tarafında 15000 ABD Doları olarak belirlendi. 15 bin doların üzerindeki ihracat geliri yurda getirilecek.

Bir diğer ifade ile ihracat beyannamesi başına değerlendirme yaparken, beyannamedeki ihracat bedeli 15.000 USD’nin altında ise, beyannameyi kapama zorunluluğu bulunmamaktadır.

MESLEK ODALARINA KAYITLI OLANLARIN BAĞKUR ZORUNLULUĞU

01.10. 2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “Sigortalı sayılanlar” balıklı 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde sayılmıştır. Bu nedenle Bağ-Kur sigortalıları için, 4/1-b, 4/b gibi tanımlamalar kullanılmaktadır.

Söz konusu 4/b maddesi uyarınca zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı kapsamına aşağıda belirtilenler girmektedir; Köy ve mahalle muhtarları şayet emekli aylığı almıyor iseler SGK primleri hazine tarafından ödenmektedir. Ticarî kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar.

Gelir vergisinden muaf olup, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı olanlar.

Anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortakları, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortakları, diğer şirket (limited şirket) ve donatma iştiraklerinin ise tüm ortakları.

Tarımsal faaliyette bulunanlar (ziraat odası kaydı ve/veya tarım il/ilçe müdürlüğü kaydı olanlar).

Ayrıca 4/a (SSK) kapsamında ayda 30 günden az çalışanlardan aylık prim günlerini 30’a tamamlamak için isteğe bağlı sigortalı olanlar ile yurtdışında çalışmakta olan işçileri ile ev hanımı olanlar ile isteğe bağlı sigortalılar da 4/b kapsamındadırlar.

Şayet yaşlılık aylığı alanlar ile 4/a (SSK) Kapsamında Olanlar İçin Zorunluluk Kalkıyor

Yukarıdaki maddeler kapsamına girseler bile kendi çalışmalarından dolayı yaşlılık (emekli) aylığı alanların 4/b (Bağ-Kur) sigortalısı olma zorunlulukları ortadan kalmakta, herhangi bir işyerinde hizmet akdine istinaden 4/a (SSK) kapsamında sigortalı olarak çalışanların ise bu sigortalılıkları devam ettiği sürece 4/b (Bağ-Kur) sigortalılıkları devreye girmemektedir.

Bu durumda Meslek Odası Kaydı Olanların Durumu

Yukarıda yer verilen kanun hükümlerinden de anlaşılacağı üzere; 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) numaralı alt bendi gereğince; gelir vergisinden muaf olup (herhangi bir vergi mükellefiyeti veya şirket ortaklığı bulunmayıp), sadece esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı olanlar da zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı kapsamına girmektedir.

Bu nedenle meslek odalarına üyelik kaydı yaptıranlar, kendileri SGK’ya başvurmasa, durumu SGK’ya bildirmese bile bunların 4/b (Bağ-Kur) sigortalılıkları, esnaf ve sanatkâr sicil müdürlüklerine tescil tarihi itibarıyla başlamakta, bu konudaki bildirimi esnaf ve sanatkâr sicil müdürlükleri tarafından SGK’ya yapmaktadırlar. Ziraat odasına, ziraat odası bulunmayan yerlerde ise tarım il/ilçe müdürlüğüne kaydı olanlar ise zorunlu Tarım Bağ-Kur kapsamına girmektedir.

Gelir vergisinden muaf olduğu diğer taraftan vergi mükellefi olmadığı halde, esnaf ve sanatkâr oda üyeliğinden dolayı Bağ-Kur sigortalısı olması zorunlu olanlardan; oda üyeliğinden çıkanların yani üyelik kaydını sildirenlerin Bağ-Kur sigortalılıkları üyelikten çıkış tarihi itibariyle sona ermektedir.

Meslek odası üyeliğinden çıkmak istemeyenlerden ise esnaf ve sanatkârlar odaları birliklerinden alacakları  “Sigortalılık Muafiyet Belgesi” ile aylık faaliyet gelirlerinden bu faaliyetine ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarı, aylık brüt asgari ücretten az olduğunu belgeleyen ler Bağ-Kur sigortalısı olma zorunluluğundan kurtulmaktadır, Bu durumda olanlarBağ-Kur sigortalısı sayılmamaktadır. Esnaf ve sanatkâr oda üyeliğinden dolayı Bağ-Kur sigortalılığı başlatılmış olup, söz konusu muafiyet belgesini adlıktan sonra on gün içinde SGK’ya intikal ettiren Bağ-Kur sigortalıların sigortalılıkları belgenin düzenlediği tarihten, bu süreyi geçirenlerin Bağ-Kur sigortalılıkları ise belgenin SGK kayıtlarına intikal ettiği tarihten itibaren sona erdirilmektedir, yani SGK tarafından sigorta çıkışları yapılmaktadır.

Üyelikten çıktığı veya muafiyet belgesi alarak SGK’ya verdiği için Bağ-Kur sigortalılığından çıkışı yapılanların, sigorta çıkış tarihine kadar tahakkuk etmiş olup ödemedikleri sigorta primlerini ise ödemeleri gerekmektedir, çünkü sigorta çıkışları yapılsa bile birikmiş prim borçları silinmemektedir, diğer yandan 5 yılı aşan ve hiç prim ödemesi yapılmayan Bağkur borçları silinmekle birlikte şayet emeklilik durumunda borçtan dolayı silinen hizmetler ihya yolu ile tekrar alınmaktadır.

“Sigortalılık Muafiyet Belgesi”ne istinaden Bağ-Kur sigortalılıkları sona erdirildikten sonra tekrar Bağ-Kur sigortalısı olmak isteyenlerin ise aylık faaliyet gelirlerinden bu faaliyetine ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın, aylık brüt asgari ücretten fazla olduğunu yine esnaf ve sanatkârlar odaları birliğinden alacakları belge ile belgelemeleri gerekmektedir. On beş gün içinde bu belge ile birlikte sigortalı işe giriş bildirgesini Kuruma intikal ettirenlerin Bağ-Kur sigortalılıkları belgenin düzenlendiği tarihten, bu süreyi geçirenlerin Bağ-Kur sigortalılıkları ise belgenin SGK kayıtlarına intikal ettiği tarihten itibaren başlatılmaktadır.                     

İHRACAT BEDELLERİNİN YURDA GETİRİLMESİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILDI

Merkez Bankasınca yayımlanan ihracat genelgesinde iki konuda değişikliğe gitmiştir.

  1. Döviz satışına ilişkin uygulama talimatı

Hazine ve Maliye Bakanlığı 31.12.2021 tarihli talimatı ile İhracat Genelgesine EK 1 madde ilave ederek İhracat Bedeli Kabul Belgesi (İBKB) veya Döviz Alım Belgesi (DAB)’ne bağlanan ihracat bedellerinin %25’ini ilgili Banka üzerinden Merkez Bankasına satılması ve Merkez Bankasının bunun TL karşılığının ihracatçı firmanın banka hesabına aktarılması şeklinde bir düzenlemeye gitmiştir. Hazine ve Maliye Bakanlığının 15.04.2022 tarihli talimatı ile 18.04.2022 tarihinden itibaren yürürlüğe girmek üzere İhracat Bedellerinin Merkez Bankasına satılma zorunluluğu %25’den %40’a yükseltilmiştir.

 İlgili mevzuat,

İhracat Bedellerinin Merkez Bankasına Satışı,

EK Madde 1 – (1) Bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren İBKB’ye veya DAB’a bağlanan ihracat bedellerinin en az %40’ı İBKB’yi veya DAB’ı düzenleyen bankaya satılır. Bu bedeller bankaca Merkez Bankası tarafından ilan edilen ve işlem günü için geçerli döviz alış kuru üzerinden aynı gün Merkez Bankasına satılır ve Merkez Bankasının banka nezdindeki hesabına aktarılır. Söz konusu tutarın tam karşılığı banka tarafından ihracatçıya Türk parası olarak ödenir”. şeklindedir.

  1. Rusya ve Ukrayna’dan getirilecek ihracat bedelleri

Rusya’nın, Ukrayna’yı işgali ile Türkiye’den bu ülkelere yapılan ihracat bedellerinin yurda getirilmesinde sorunlar yaşanmaktadır. Hazine ve Maliye Bakanlığının 07.04.2022 tarihli talimatı ile bu konuda düzenleme yapılmıştır. Rusya ve Ukrayna’ya yapılan ihracat bedellerinin döviz cinsinden beyan edilmiş olsa dahi Türk Lirası olarak kabul edilmesi mümkün hale getirilmiştir.

İhracat Genelgesine Geçici 1.madde olarak ek yapılmıştır. Düzenleme metni aşağıdaki gibidir;

Döviz olarak beyan edilen ihracat bedellerinin Türk Lirası olarak kabulü,

Geçici Madde 1- (1) Ukrayna ve Rusya’ya gerçekleştirilmiş veya gerçekleştirilecek ihracat işlemleriyle ilgili olarak ihracat bedellerinin döviz cinsinden beyan edilmiş olsa dahi Türk Lirası olarak da kabulü mümkündür.” şeklinde yer almıştır.

İŞ AKDİ FESHİNDE GEÇERLİ SEBEP ŞARTI

Bir çalışan personelin, çalışmakta olduğu işyerinden işvereni tarafından işten çıkartılması, günümüzde sıkça karşılaşılan bir durumdur. Nitekim işveren bazı nedenlerden dolayı çalıştırdığı personel ile yollarını ayırmak isteyebilir. Ancak işveren tarafından böyle bir tercihte bulunulmuşsa 4857 sayılı iş kanunun kurallarına da uyması gerekmektedir. Aksi durumda işçi işe iadesini isteyebiliyor.  

4857 sayılı kanun işveren bir işçisini işten çıkarmak isterse ihbar sürelerine de uymak şartıyla geçerli bir sebebe dayanması gerekmiyor. Yani işveren önceden haber vererek ve sebep göstermeden işçisini işten çıkartabilir.

Ancak bunun istisnası var… Bazı durumlarda işveren işçisini çıkarmak istiyorsa mutlaka geçerli bir sebep göstermelidir.

Eğer işyerinde 30’dan fazla işçi çalışıyorsa, belirsiz süreli bir iş sözleşmesi varsa ve işçinin de en az altı aylık kıdemi varsa işveren işçisini çıkartırken geçerli bir sebep göstermelidir.

Yani işveren işten çıkarmayı, işçi sayısının yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayandırmak zorundadır.

İşyerinde 30 işçi çalışıyorsa ve işten çıkartılacak işçi de 9 aydır bu işyerinde çalışıyorsa işverenin sebep göstermeden işçisine kapıyı göstermesi mümkün değil. Şunu belirtelim ki 6 aylık kıdem şartı maden işlerinde çalışan işçilerde aranmıyor. Yani 30’dan fazla işçi çalışan bir maden işyerinde yeni işe başlayan bir işçi bir gün bile çalışmış olsa işten çıkartılırken geçerli bir sebep göstermeli.

Otuz işçi sayısının belirlenmesinde belirli-belirsiz süreli, tam- kısmi süreli, daimi-mevsimlik iş sözleşmesi ile çalışanlar arasında bir ayırım yapılamaz. Fesih bildirimin yapıldığı tarihte 30 işçi sayısının tespitinde göz önünde bulundurulacak işçinin iş sözleşmesinin devam etmekte olması yeterli olup, ayrıca fiilen çalışıyor olması gerekmemektedir. Ancak hastalık, iş kazası, gebelik ya da normal izin ve benzeri nedenlerle ayrılan işçi yerine bu süre için yerine çalışan temin edilmiş ise, 30 işçi sayısında ikame edilen işçi dikkate alınmayacaktır. Konumu itibarıyla güvence kapsamı içerisinde olmayan işveren vekillerinin ve yardımcılarının da işyerinde çalışan işçi sayısının belirlenmesinde dikkate alınması gerekir.

İşveren işçisini işten çıkarırken belirttiğimiz durumlarda geçerli bir sebebe dayanması gereklidir. Ancak işveren tarafından öne sürülen her sebep geçerli olmayabilir. Yani sebebin kabul edilebilir olması gerekli.

İş Kanunu’na göre özellikle aşağıdaki hususlar fesih için geçerli bir sebep oluşturmaz:    

 -Sendika üyeliği veya çalışma saatleri dışında veya işverenin rızası ile çalışma saatleri içinde sendikal faaliyetlere katılmak,        

-İşyeri sendika temsilciliği yapmak,                                                 

 -Mevzuattan veya sözleşmeden doğan haklarını takip veya yükümlülüklerini yerine getirmek için işveren aleyhine idari veya adli makamlara başvurmak veya bu hususta başlatılmış sürece katılmak,

 -Irk, renk, cinsiyet, medeni hal, aile yükümlülükleri, hamilelik, doğum, din, siyasi görüş ve benzeri nedenler,

-Hamilelikte öngörülen ve kadın işçilerin çalıştırılmasının yasak olduğu sürelerde işe gelmemek, 

-Hastalık veya kaza nedeniyle Kanunda öngörülen bekleme süresinde işe geçici devamsızlık,

Peki geçerli sebepler neler olabilir?

Yargıtay kararları incelendiğinde aşağıda saydığımız ve bunlara benzer haller geçerli sebep olarak kabul edilebiliyor;                              

 -İşçinin yetersizliği,                                

-İşe yatkın olmama,                            

-Sık sık hastalanma,                        

 -Emeklilik yaşını doldurması,           

 -İşverene çalıştığı makine ve ekipmana zarar verme

–Çalışma arkadaşlarına rahatsızlık vermek ve kavga etmek,

-İşini yavaşlatmak ve akışını durduracak hareketlerde bulunmak,                                              

 -İşyerinde geçimsizlik yapmak,     

-İşyerinin talep ve siparişin azalması,                                                 

 -Ekonomik kriz ve işlerin daralması,

4857 sayılı kanunda belirtilen iş sözleşmesinin feshinde “son çare ilkesi” geçerlidir. Yani işçiden kaynaklanan bir durum varsa öncelikle işçi uyarılmalı ve feshin sebebi mümkünse ortadan kaldırılmalı. Söz konusu sebep ortadan kaldırılamıyorsa iş sözleşmesinin feshi yoluna gidilmeli. 

İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle, İş Mahkemeleri Kanunu hükümleri uyarınca arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren, iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir.

İşverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece tespit edilirse, işveren işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır.

İşveren işçinin 1 ay içinde işbaşı başvurusu üzerine 1ay içinde işe başlatmaz ise, işçiye en az 4 aylık ve en çok 8 aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur. Ayrıca kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye 4 aya kadar doğmuş bulunan her türlü ücret ve diğer hakları da ödemek zorundadır.            

SON DÜZENLEMELER IŞIĞINDA YENİ KDV ORANLARI

    29 Mart 2022 tarihli ve 31793 Sayılı Resmi Gazete ’de yayımlanan 5359 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile bazı mal ve hizmet teslimlerinde KDV Oranlarında değişiklik yapılmıştır. Bahsi geçen değişiklikler 1 Nisan 2022 tarihinden itibaren yürürlüğe girecektir. Yapılan değişiklikler aşağıdaki gibidir;

  1. KONUT KDV ORANLARINDAKİ DEĞİŞMELER
  1. KDV oranlarının düzenlendiği ilgili kararın 1 inci maddesinin altıncı fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. Bu madde (I) Sayılı listenin “B)DİĞER MAL VE HİZMETLER” bölümünün 11 inci sırasında yer alan büyükşehirlerdeki net alanı 150m2’ye kadar konutlardaki KDV oranı 2013 yılından itibaren büyükşehir sınırları içinde bulunup bulunmaması, taşınmazın yer aldığı arsanın belediyedeki emlak vergisi değeri ve inşaatın yapı sınıfı kıstaslara göre belirlenmekte, pozisyona göre KDV oranı %1,8 ve 18 olarak uygulanıyordu.
  1. Dairenin net kullanım alanı 150 m2 ve üzerinde olan konutlarda KDV oranı %18 olarak uygulanıyordu. Yapılan yeni düzenleme ile kademeli vergilendirmeye geçildi. Konutların net alanın 150 m2’ye kadar olan kısmında KDV oranı % 8 olarak belirlenmiştir. Konutların net alanının 150 m2’yi geçen kısmı için KDV oranı %18’dir.

Örneğin; Konutun 180 m2 olduğu varsayılırsa, bu konutun 150m2’ye kadar olan kısmı için %8, 150 m2’nin üzerinde olan 30 m2 ise %18 KDV oranı uygulanacaktır.

  1. Söz konusu değişiklik ile daha öncesinde 150 m2’nin altında kalan daire satışlarındaki KDV oranı %1’den %8’e yükseltildi. %7’lik KDV artışı söz konusu olmuştur.
  1. 16.05.2012 tarihli ve 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamındaki rezerv yapı alanı ve riski alan olarak belirlenen yerler ile riskli yapıların bulunduğu yerlerde dönüşüm projeleri çerçevesinde yapılan konutların net alanın 150 m2’ye kadar olan kısmı için KDV oranı %1’dir.

Söz konusu yerlerde inşaa edilen konutların net alanının 150 m2 ve üstünde olması halindeyse, KDV kademeli olarak uygulanacaktır. Bu konutların net alanının 150 m2’ye kadar olan kısım için %1’ i aşan kısmı için yüzde %18 oranında uygulanacaktır.

  1. İlgili Cumhurbaşkanı kararı ile 1 Nisan 2022 tarihinde itibaren arsa ve arazi teslimlerinde uygulanmakta olan KDV oranı %18’den %1’e indirilmiştir.
  1. Konut teslimine ilişkin olarak belirlenen yeni KDV oranları 1 Nisan 2022 tarihinden itibaren alınacak yapı ruhsatları veya kamu kurum ve kuruluşları ile bunların iştirakları tarafından ihalesi yapılacak projeler kapsamında üretilecek konutlar için geçerli bulunmaktadır. 1 Nisan 2022 tarihinden önce yapı ruhsatı alınmış veya kamu kurum ile kuruluşları ile bunların iştirakları tarafından ihalesi yapılmış projeler kapsamında inşaa edilen konutların 1 Nisan 2022 tarihinden sonra tesliminde eski hükümleri uygulanacaktır.

Devam eden projelerden %1 KDV ile konut satın alanlarda, bu konutlar 1 Nisan 2020’den sonra teslim alınsa bile teslimlerinde %1 KDV hesaplanacaktır.
 

  1. DİĞER KDV ORANLARINA AİT DÜZENLEMELER

    a. %1 KDV oranına tabi kalemlerin yer aldığı (I) Sayılı listenin “B)DİĞER MAL VE HİZMELER” bölümünün 5 inci sırasında Tohum ve fidanlar tek tek sayılırken, yeni düzenleme ile “5-Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından sertifikalandırılan tohumluk ve fidan şeklinde almıştır.
    b. Galerici esnafın yani ikinci el motorlu taşıtlar ticareti ile uğraşan mükelleflerce %18 KDV oranı uygulanarak satın alınan araçların (ticari araçlar) tesliminde ve özel matrah (binek oto) uygulanarak yapılan teslimlerde de KDV oranı % 18 olarak uygulanacaktır
    c. Yatlar, kotralar, tekneler ve pozitif gemileri için %1 olarak uygulanan KDV oranı %18 olarak değiştirilmiştir. Söz konusu taşıtların yurt içi teslimlerinde ve ithallerinde yeni veya eski olmalarına bakılmaksızın KDV oranı %18 olarak uygulanacaktır.

    d.Kararın eki (II) Sayılı listeye;

Sabun, şampuan, deterjan, dezenfektan, ıslak mendil(sabun, deterjan veya solüsyon emdirilmiş olsun olmasın), tuvalet kağıdı, kağıt havlu, kağıt mendil ve peçete, dış fırça ve macunu, diş iplikleri. Bu temizlik ürünlerinin daha önceki KDV oranı %18 iken, yapılan değişiklikle yeni KDV oranı %8’e düşürülmüştür.

  1. Kararın eki (II) Sayılı listenin 28 inci sırasında yer alan satır “84.34 süt sağma makinaları ve sütçülükte kullanılan makine ve cihazlar” olarak değiştirilmiş olup, bı ürünlerde KDV oranı %8 olarak uygulanmaktadır.
  2. Kararın eki (II) Sayılı listenin 24 üncü satırında yer alan “(birinci sınıf lokanta ruhsatı ya da işletme belgesine sahip olan yerler ile üç yıldız ve üzeri oteller, tatil köyleri ve benzeri tesislerin bünyesindeki lokantalar hariç)” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.

Yeme içme hizmetlerindeki %18 olan bütün KDV oranları %8’e indirilmiştir. Alkollü içecek servisine ilişkin KDV oranı %18 olarak uygulanmaya devam edecektir. Bu şekilde yıldız sayımı ayırt edilmeksizin tüm oteller ve tatil köylerindeki yeme içme hizmetleri, işletme belgesi niteliğine bakılmaksızın %8’e indirilmiştir.

  1. Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan “Tıbbi Cihaz Yönetmeliği “ ve “In Vitro Tanı amaçlı Tıbbi Cihaz Yönetmeliği” hükümlerine KDV oranı %18 iken, yeni düzenleme ile %8 KDV oranına düşürülmüştür.

EMEKLİ ÇALIŞAN RAPOR PARASI ALABİLİR Mİ?

   Bir emekçi, çalışmaya başladığı tarih itibariyle 4/a kapsamında sigortalı sayılmakta ve bu tarihten itibaren genel sağlık sigortası kapsamına girmektedir.  Sosyal Güvenlik Kurumu uygulamalarına göre esasen iki tür yardımdan yararlanılabilmektedir. Birincisi sigortalıların tetkik, teşhis, tedavi, ilaç, ortez-protez cihazlar sağlanması gibi sağlığını geri kazanmaya dönük hizmetler, ikincisi ise çalışamadığı dönemlerde uğrayacağı gelir kayıplarını telafi edecek geçici iş göremezlik veya iş kazalarında sürekli iş göremezlik ödenekleri verilmesidir. Genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler, sağlık hizmeti sunucusuna başvurduğu tarihten önceki son bir yıl içinde toplam 30 gün genel sağlık sigortası prim ödeme gün sayısının olması halinde sağlık yardımlarından faydalanabilirler.

Örneğin, bir kişi ilk defa 01.01.2022 tarihinde çalışmaya başlamış ise ve bu tarihe kadar hiç SGK’lı olmamış ise 30 gün prim ödendiğinde 01.02.2022 tarihi itibariyle sağlık hizmetlerinden yararlanabilecektir. Ayrıca, 4/a kapsamındaki sigortalıların iş kanunlarında ücretsiz izin sayılan süreler haricinde ayrıca bir takvim yılı içerisinde toplam 30 günü aşmayan ve işverenlerince belgelendirilen ücretsiz izin sürelerinde genel sağlık sigortalılıkları devam edecek. Şöyle ki bir takvim yılı içinde bir ayı aşmayan anlaşmalı ücretsiz izin hallerinde genel sağlık sigortalısı sayılmaya ve sağlık yardımı almaya devam edeceklerdir. 4/a kapsamında tüm sigorta kollarına tabi çalışanların hastalık sebebiyle iş göremezliğe uğranılması halinde, iş göremezliğin başladığı tarihten önceki bir yıl içinde en az 90 gün kısa vadeli sigorta primi bildirilmiş olması şartıyla SGK’dan geçici iş göremezlik ödeneği (istirahat parası) alma imkânı vardır.

Tüm sigorta kollarına tabi çalışanlara geçici iş göremezlik ödeneği ödenebilmesi için;

a- İstirahatin başladığı tarihte sigortalılık niteliğinin sona ermemesi, (sigortalı olarak çalışıyor veya işten çıkmışsa 10 günlük sürenin geçmemesi)

b- İş göremezliğin başladığı tarihten önceki 1 yıl içinde en az 90 gün kısa vadeli sigorta primi bildirilmiş olması,

c- Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması gerekmektedir.

Bununla birlikte, emekli olduktan sonra sosyal güvenlik destek primi ödeyerek çalışanların, hastalık veya analık raporu nedeniyle istirahat raporu almaları durumunda geçici iş göremezlik ödeneği verilmez. Sosyal güvenlik destek primi (SGDP) ödeyerek çalışanların sadece iş kazasına uğramaları durumunda geçici iş göremezlik ödeneği verilmektedir.

Örneğin, 30 gün SGK prim ödemesi tamamlandıktan sonra hastalığı sebebiyle 15 günlük rapor alan bir kişiye kendisine SGK tarafından geçici iş göremezlik ödeneği (rapor parası) verilmeyecektir. Çünkü hastalığın anlaşıldığı tarihten önce 90 gün prim ödemesi yoktur. 90 gün tamamlandıktan sonra rapor alınması halinde rapor parası ödenecektir. Öte yandan emekli olduktan sona 2 yıl ve daha fazla çalışan emekli işyerinde sosyal güvenlik destek primi ödeyerek çalışan bir emekli işçinin hastalığı nedeniyle 3 ay rapor alması durumunda kendisine herhangi bir geçici iş göremezlik ödeneği (istirahat parası) ödenmeyecektir. Sonuç olarak Sosyal Güvenlik Destek primi ödenerek çalışan emekli yalnızca iş kazası ve meslek hastalığı nedeniyle almış olduğu rapor süresince istirahat parası alabilir.            

İŞVEREN ÇALIŞTIRDIĞI PERSONELİNE YEMEK ÜCRETİ ÖDEMEK ZORUNDA MIDIR?

4857 sayılı iş kanununda işverenin çalıştırdığı personeline yemek ücretini ödemesi ile ilgi olarak herhangi bir zorunluluğu bulunmuyor. Bu tür yan haklar kapsamına girdiğinden dolayı toplu iş ve işverenle yapılan iş sözleşmesi kapsamındaki hükümlere tabiidir. Çalışanlar yemek yardımı konusunda işletme sahibi ile konuşup iş sözleşmesinde yer vermelidir. İş sözleşmesinde yemek yardımı/ücreti konusunda herhangi bir madde geçmezse ise yemek ücreti ödemek zorunluluğu oluşmaz.

Yemek Ücretinin Vergilendirilme ile yemek kartları ve yemekhanenin vergisel avantajları çalışanlara verilen yemek ücreti çözümleri; nakit, yemek fişi, yemek çeki, yemek kartları ve yemekhane olarak ayrılıyor.

Eğer bir şirket nakit olarak bir yemek yardımı yapıyorsa, ücret bordrolarında bu işlemi vergilendirilmelidir.

Eğer yemek kartı, yemek çeki gibi çözümler tercih edilecekse yasa gereği günlük yemek bedeli sınırına kadar vergi kalemlerinden bazılarından muaf tutulur.   

  • SGK işveren hissesi                            
  • SGK işçi prim hissesi                    
  • Damga vergisi.                                    
  • Gelir vergisi                             

Bunlarla birlikte yemek kartı, çeki kullanımlarının muhasebe muhasebe kayıtlarında masraf olarak kayıt alınması gerekir. Yemek bedeli istisna tutar üzerinde kalan rakam için hesaplanır.

Yemek fişleri ise muhasebe personeline ek yük getirmektedir. Her ay çalışanların ay boyunca kullandığı fişlerinin hepsinin ayrı ayrı kayıtlara girilmesi gerekmektedir.

İşletmeler yemek çözümü olarak yemekhane tercih ettiğinde ise işveren masrafı olarak görünür, çalışan için SGK Primi ve damga vergisi ödeme zorunluluğu ortadan kalkar yapılan tüm harcamalar gider olarak kayıtlara alınır Hepimizin bildiği üzere yemek molaları çalışan motivasyonunu artırmada büyük öneme sahip. Yemek ve çay molaları olarak bildiğimiz bu kısa aralar çalışanların zihinlerini temizlemesine yardımcı olur, verimliliklerini yükseltir. Bu yüzden de günümüzde birçok işveren yan hak olarak yemek molalarını tercih ediyor.

Yemek molalarında şirketler birçok yemek çözümü kullanıyor. Bunlar arasında en popüler çözümler yemekhane ve yemek kartlarıdır. Çözümleri kısaca sıralarsak;

  • Nakdi yemek yardımı,
  • Yemekhane,
  • Yemek kartı,                                    
  • Yemek fişi,

Özellikle işverenler yemek çözümü olarak yemek kartı tercih ettiklerinde günlük ne kadar ücret belirtmesinin uygun olacağı konusunda kararsız kalabiliyor. Vergi avantajından faydalanılabilecek günlük yemek bedeli, 2022 yılı için 34 TL + KDV olarak belirlenmiştir. Bu tutarın üzerindeki kısım için vergi avantajı uygulanmamakta olup, aşan tutar için Gelir Vergisi ödenmesi gerekir. Bir çalışanın günlük yemek ücreti ne olmalı, Bu konu ile ilgili olarak Esnaf lokantaları ve Kafe gibi işletmelerdeki yemek fiyatlarına göre belirlememiz en uygun yöntem. Burada belirleyici faktör çalışanlarınızın en çok hangi yemeği tercih etmesine bağlı olarak değişecektir. Çoğunlukla çalışanlarınız öğle yemeklerinde pide türlerinden yemeği istediğini düşünerek hesap yaptığımızda bir çalışan için bir günlük yemek ücreti en az 36,72 TL olmalıdır. Ayrıca çalışanın pide türü tercihi bu yemek türünün hem besin değerinin yüksek olması hem de fiyatının değişimlerden az etkilenmesinden kaynaklıdır. 2022 hesaplarına göre günlük yemek bedeli ve pide endeksine göre bakıldığında işletmelerin yemek ücretinin 36,72 TL altında olmaması gerektiği aşikardır.       

Scroll to top