Ay: Mart 2021

e-Fatura ve e-Arşiv Fatura Uygulamasına Geçiş Zorunluluğu

Mükelleflerin e-Uygulamalar kapsamındaki e-Fatura, e-Arşiv Fatura, e-İrsaliye, e-Serbest Meslek makbuzu, e-Müstahsil makbuzu, e-Gider Pusulası, e-Bilet, e-Sigorta Komisyon Gider Belgesi, e-Sigorta Poliçesi, e-Döviz Alım-Satım Belgesi, e-Dekont gibi uygulamalarda tabii olacağı durumlar 19.10.2019 tarihli ve 30923 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 509 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile açıklanmıştır.

e-Fatura Uygulamasına Geçiş Zorunluluğu

a) Aşağıda sayılan mükellef gruplarının e-Fatura uygulamasına dâhil olmaları ve bu Tebliğin “V.7.” ve “VIII.” numaralı bölümlerinde belirtilen istisnai durumlar haricinde, e-Fatura uygulamasına kayıtlı diğer kullanıcılara faturalarını e-Fatura olarak düzenlemeleri ve bunlardan e-Fatura olarak almaları zorunludur.

1- 2018 veya müteakip hesap dönemleri brüt satış hasılatı (veya satışları ile gayrisafi iş hasılatı) 5 Milyon TL ve üzeri olan mükellefler.

2- 6.6.2002 tarihli ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli I sayılı listedeki malların imali, ithali, teslimi vb. faaliyetleri nedeniyle Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK)’ndan lisans alan (bayilik lisansı dâhil) mükellefler.

3- Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (III) sayılı listedeki malları imal, inşa ve/veya ithal edenler.

4- Mal veya hizmetlerin alınması, satılması, kiralanması veya dağıtımı işlemlerinin gerçekleştirilmesine aracılık etmek üzere internet ortamında 23.10.2014 tarihli ve 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanunda tanımlanan başkalarına ait iktisadi ve ticari faaliyetlerin yapılmasına elektronik ticaret ortamını sağlayan gerçek ya da tüzel kişi aracı hizmet sağlayıcıları, internet ortamında gerçek ve tüzel kişilere ait gayrimenkul, motorlu araç vasıtalarının satılmasına veya kiralanmasına ilişkin ilanları yayınlayan internet sitelerinin sahipleri veya işleticileri ile internet ortamında reklamların yayınlanmasına aracılık faaliyetinde bulunan internet reklamcılığı hizmet aracıları.

5- 11.3.2010 tarihli ve 5957 sayılı Sebze ve Meyveler ile Yeterli Arz ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun hükümlerine göre komisyoncu veya tüccar olarak sebze ve meyve ticaretiyle iştigal eden mükellefler.

b) e-Fatura uygulamasına dâhil olma zorunluluğu bulunan mükelleflerin, sattıkları mallar ve/veya ifa ettikleri hizmetler için düzenleyecekleri faturaları, bu Tebliğin “V.7.” ve “VIII.” numaralı bölümlerinde belirtilen istisnai durumlar haricinde e-Fatura olarak düzenlemeleri ve almaları zorunludur.

c) 10.12.2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli cetvellerde yer alan idare, kurum ve kuruluşlar ile iktisadi kamu kuruluşlarının e-Fatura uygulamasından yararlanma zorunluluğu, usul ve esasları Muhasebat Genel Müdürlüğü’nce tespit edilen Bütünleşik Kamu Mali Yönetim Sistemi çerçevesinde belirlenir.

ç) e-Fatura uygulamasından yararlanan kayıtlı kullanıcıların güncel listesi ebelge.gib.gov.tr adresinden yayımlanır.

d) Bu Tebliğle belirlenen hadlerin altında kalan mükellefler de istemeleri halinde e-Fatura uygulamasından yararlanabilir.

e) e-Fatura uygulamasına geçme zorunluluğu olan mükelleflerin; tam bölünme, birleşme (devralma şeklinde birleşme ve yeni kuruluş şeklinde birleşme) veya tür (nev’i) değişikliğine gitmeleri halinde devrolunan veya birleşilen tüzel kişi mükellefler ile tam bölünme veya tür (nev’i) değişikliği sonucunda ortaya çıkan yeni tüzel kişi mükellefler e-Fatura uygulamasına geçmek zorundadır. Uygulamalara geçme süresi hiçbir koşulda işlemin ticaret siciline tescil tarihini izleyen ayın başından itibaren 3 ayı geçemez.

f) Başkanlık, yapılan analiz veya inceleme çalışmaları neticesinde riskli ya da vergiye uyum düzeyi düşük olduğu tespit edilen mükellefleri veya mükellef gruplarını, faaliyet, sektör ve ciro tutarına bağlı olmaksızın, yazılı bildirim yapmak ve geçiş hazırlıkları için en az 3 ay süre vermek suretiyle e-Fatura uygulamasına geçme zorunluluğu getirmeye yetkilidir.  Kendisine yazılı bildirim yapılan mükelleflerin, yazılı bildirimde belirtilen süreler içinde e-Fatura uygulamasına dâhil olması gerekmektedir. Yazılı bildirim yapılan mükelleflerin, yazıda belirtilen süreler içinde e-Fatura uygulamasına dahil olması ve e-Fatura uygulamasına kayıtlı kullanıcılara düzenleyecekleri faturaları e-Fatura olarak düzenlemeleri gerekmektedir.

Bu zorunluluğa uymayan mükellefler hakkında Kanunda öngörülen hükümler uygulanır.

8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜNDE ÇALIŞAN KADINLARIN HAKLARI

 -Ülkemizde kadın istihdamının maalesef düşük olduğu ülkelerden biridir. Bir ülkenin refah seviyesinin yükselmesi ve insan kaynaklarının daha iyi değerlendirilebilmesi için nüfusun son yıllarda yarıdan fazlasını oluşturan kadınlarımızın sanayide, ticarette, eğitim ve kamusal alanlarda istihdamlarının artırılması büyük önem taşımaktadır.
        – 4857 sayılı İş Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca iş ilişkisinde cinsiyet ayrımı yapılamaz. İşveren, biyolojik veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu kılmadıkça, bir işçiye, işe alımda, çalışma şartlarının oluşturulmasında, çalışma sırasında ve işten çıkarmada cinsiyet veya gebelik nedeniyle doğrudan veya dolaylı farklı işlem yapamaz. Aynı veya eşit değerde bir iş için cinsiyet nedeniyle daha düşük ücret veremez. İşçinin cinsiyeti nedeniyle özel koruyucu hükümlerin uygulanması, daha düşük bir ücretin uygulanmasını haklı kılmaz. Bu kurallara aykırı davranıldığında işçi dört aya kadar ücreti tutarındaki ayrımcılık tazminatının yanı sıra yoksun bırakıldığı haklarını da talep edebilir.
         -Evlenen kadın çalışanın, Kıdem tazminatı normalde emeklilikte diğer taraftan 08.09.1999 tarihinden önce sigortası olan kadın çalışan 15 yıl sigortalılık 3600 prim günü , 08.09.1999 25 yıl sigortalılık 4500 prim günü 01.05.2008 sonra çalışmaya başlayan kadınlar 5400 gün gibi yaş dışındaki emeklilik koşullarının yerine getirilmesi, işçinin haklı nedenle iş akdini feshetmesi, işverenin işçiyi işten çıkartması gibi hallerde ödenir.
Bekâr kadın çalışan, evlendiği tarih itibariyle işçilere resmi nikâh tarihinden itibaren bir yıl içinde işten ayrılırsa kıdem tazminatı alabilmektedirler.
           – Kadın çalışanı, işveren işçisinin hamile olduğuna dair rapor kayıtlara geçmesi ile birlikte sağlığını ve güvenliğini riske atacak şekilde çalıştıramaz. Çalışma koşullarını buna göre değiştirmek, gerekirse daha hafif işte çalıştırmak zorundadır. Çalışma şartlarındaki bu değişikliklerden dolayı ücretinde indirim yapamaz. İşyerinde hamile kadını çalıştırmaya uygun hafif bir iş yoksa ücretsiz izin verme yoluna gidebilir. Hamile kadınlar, doğuma kadar geçen sürede 20.00-06.00 saatleri arasında çalışmaya zorlanamaz. Yarısından fazlası 20.00-06.00 arasına denk gelen gece vardiyalarında çalıştırılamazlar. Yeni doğum yapmış kadınlar, doğumu izleyen bir yıl boyunca da gece çalıştırılamazlar. Bir yıllık sürenin sonunda sağlık ve güvenlik açısından sakıncalı olduğuna ilişkin sağlık raporu alınması halinde, raporda belirtilen süre boyunca gece çalıştırma yasağı devam eder. Hamile ve emziren kadınların günlük çalışma süresi de 7,5 saati aşamaz.
              -Kadın işçiler kamu, özel dâhil olmak üzere doğumdan önce ve sonra 8’er hafta analık izni kullanır. Analık izninde kadın sigortalıya son 3 aylık dönemdeki ortalama prime esas kazancının 3’te 2’si oranında iş göremezlik ödeneği verilir. Bu haktan yararlanabilmek için son bir yılda 90 gün sigorta primi ödemesi yapılması gerekmektedir.
            – Analık izninin bitiminden itibaren, çocuğun hayatta olması şartıyla kadın işçi ve memur ile üç yaşını doldurmamış çocuğu evlat edinen kadın veya erkek işçi/memurlara istekleri hâlinde yarım çalışma izni verilir. Kadın çalışanlar, birinci doğumda 2 ay, ikinci doğumda 4 ay, sonraki doğumlarda ise 6 ay süreyle yarım gün çalışabilirler. Çoğul doğum hâlinde bu sürelere 30’ar gün eklenir. Çocuğun engelli doğması hâlinde ise bir yıl süreyle yarım gün çalışma hakkı tanınır.
            -Özel sektörde işveren, yarım gün ücretsiz çalışma hakkının kullanıldığı dönemde yarım aylık ücret öder. İşsizlik Fonu’ndan da brüt asgari ücretin yarısı tutarında ödeme yapılır. 2021 yılı için İşsizlik Fonu’ndan ayda 1.788,75 TL ödeme yapılıyor. Yarı zamanlı çalışma döneminde yarım maaş hakkından yararlanabilmek için, işçi adına son 3 yılda en az 600 gün prim bildirilmesi gerekiyor. Her hangi bir İŞKUR merkezine analık hali izninin bitiminden itibaren 30 gün içinde yazılı başvuruda bulunanlar yarım maaş hakkından yararlanabilir.
             – 5510 sayılı kanun ile getirilen yasa ile başkasının bakımına muhtaç derecede ağır engelli çocuğu bulunan annelerin, 1 Ekim 2008 tarihinden sonraki çalışma günlerine her yıl 90 gün eklenir. Eklenen bu süreler emeklilik yaş ve prim gün sayısından indirilmektedir. Örneğin engelli çocuğu hayatta iken 25 yıl çalışan kadının çalışma süresine 6 yıl ilave edilip, emeklilik yaşı da 6 yıl öne çekilmektedir.  Yaş haddinden indirilecek süre konusunda bir sınırlama bulunmuyor. Getirilen bu haktan yararlanabilmek için engelli çocuğu olan çalışan çocuğun ağır engelli olduğuna dair tam teşekküllü hastaneden alınan sağlık kurulu raporu alınarak çalışanın bağlı bulunduğu Sosyal Güvenlik Kurumu Merkezlerine verilmesi gerekmektedir.1 Ekim 2008 tarihinden önce çalışan kadın sigortalılar anılan tarih öncesi engelli çocuk yıpranma indiriminden yararlandırılmamaktadır.
               – Çocuk Esirgeme Kurumu veya diğer yollardan 3 yaşını doldurmamış çocuğu evlat edinen eşlerden birine veya evlatlığı sahiplenen eşten birine, çocuğun aileye teslim edildiği tarihten itibaren 8 hafta analık izni kullandırılır.
              -Kadın işçilere bir yaşından küçük çocuklarını emzirmeleri için günde 1,5 saat süt izni verilir. Kadın memurlara ise analık izin süresinin bitiminden itibaren ilk altı ayda günde 3 saat, ikinci altı ayda günde 1,5 saat süt izni kullandırılır.
            – Kadın çalışan doğum izninin bitiminden itibaren, çocuğun hayatta olması şartıyla kadın işçi ve memur çalışan ile üç yaşını doldurmamış çocuğu evlat edinen kadın veya erkek memur veya işçi çalışanlara istekleri hâlinde yarım çalışma izni verilir. Kadın çalışanlar, birinci doğumda 2 ay, ikinci doğumda 4 ay, sonraki doğumlarda ise 6 ay süreyle yarım gün çalışabilirler. Çoğul doğum hâlinde bu sürelere otuzar gün eklenir. Çocuğun engelli doğması hâlinde ise bir yıl süreyle yarım gün çalışma hakkı tanınır.
            -Doğum yapan kadın işçiler ise 16 haftalık analık izni süresinin bitiminden itibaren 6 aya kadar ücretsiz izin kullanabilir.        
 Kadın çalışan memur, talep ederse 16 haftalık analık izninin veya 6 aya kadar olan yarım gün çalışma döneminin bitiminden itibaren 24 aya kadar ücretsiz izin kullanabilir.
          -10.Şubat 2016 yılında çıkartılan kanunla kadın işçi ve memurlara, çocuk okula başlayıncaya kadar yarım zamanlı çalışma hakkı tanınmıştır.

          -Diğer yandan erkeklere tanınan çalışma sürelerinin öncesi askerlik hizmeti borçlanmaları, çalışma süresi öncesi doğum yapan kadın işçi, memur, esnaf sigortalılarına sağlanmamıştır.

           -Türkiye Büyük Millet Meclisinde her yasa döneminde büyük umutlarla beklenen hep kırıklığına sebep olan bu düzenlemenin bir an önce hayata geçirilmesi elzemdir.

            – Doğumdan sonra primsiz geçen sürelerinin 2 yıla kadar olan kısmı için borçlanma yapabiliyor. Borçlanma hakkı, 3 çocuğa kadar kullanılabiliyor. Üç çocuğu bulunan anne, boşta geçen sürelerinin toplam 6 yıla kadar olan kısmı için doğum borçlanması yapabilir. Kadın çalışanların doğum borçlanma hakkından yararlanabilmek için, normalde doğumdan önce işçi, esnaf ve memur olarak sigortalı olmak gerekmektedir. Okul dönemi stajyer olarak sigortalı olan kadın çalışanlar staj sonrası doğumlarını borçlanma haklarına sahiptirler.

ÇALIŞANLAR İŞTEN ÇIKIŞ YAPMADAN SGK‘DAN YAŞLILIK AYLIĞI TALEBİNDE BULUNABİLECEKLER

    5510 sayılı kanunun 4’üncü maddenin a bendi kapsamında bulunan sigortalıların mağduriyetinin giderilmesine yönelik olarak AYM 3 Mart 2021 tarihli ve 31412 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2019/104 Esas ve 2021/3 Karar sayılı Anayasa Mahkemesi Kararı ile yaşlılık aylığı bağlanacak sigortalıların “işten ayrılmaları” kuralına dair önemli bir iptal kararı alınmış bulunmaktadır.

             Anayasa Mahkemesi’nin ilgili kararı 4a kapsamındaki sigortalılar sigortalılık başlangıç tarihinin ve yaşlılık aylığına hak kazanılmasının tespitine ilişkin Yargıtay’da açılan bir davada mülga 506 sayılı Kanun’daki çalıştığı işten ayrıldıktan sonra yaşlılık aylığının bağlanması ilgili kanunun Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun AYM’ye itirazı ile gerçekleşmiştir.

               Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun itiraz yoluyla başvurusu sonucu alınan kararda 17/7/1964 tarihli ve mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun mülga 62. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “…çalıştığı işten ayrıldıktan sonra…” ibaresinin Anayasa’nın 2., 10., 48., 49. ve 60. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline ve yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmesi talep edilmiştir. Anayasa Mahkemesi söz konusu talebi kabul ederek ilgili yasa hükmünün iptaline karar vermiş bulunmaktadır.

                İptal kararında yaşlılık aylığı talebinde bulunabilmek için çalışılmakta olan işten ayrılmayı öngörmesi nedeniyle çalışma hak ve özgürlüğünü ihlal ettiği ifade edilmiştir. Kararda, 29/4/1986 tarihli ve 3279 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle yaşlılık aylığı bağlananların sosyal güvenlik destek primi ödemek suretiyle hem aylık almalarının hem de çalışmalarının mümkün olduğu, bu durumda yaşlılık aylığı için işten ayrılma koşulunun aranmasının bir öneminin kalmadığı, nitekim itiraz konusu kuralla öngörülen şekli şartı yerine getirmek için sigortalının çalıştığı işten çıkışını yaptırıp yazılı tahsis talebinde bulunduktan sonra sosyal güvenlik destek primi ödemek suretiyle ertesi gün işbaşı yapabileceği, koşulları taşıyan sigortalıya mevzuat uyarınca tahsis talebinden itibaren üç ay içinde Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından aylığın bağlanması gerektiği ancak uygulamada bu sürenin çok daha uzun olduğu, bu durumda kural uyarınca işten ayrılmış olan sigortalının aylık bağlanıncaya kadar hiçbir gelirinin olmayacağı, hizmet akdi ile çalışanların da 5434 sayılı Emekli Sandığı iştirakçileri gibi çalıştıkları işten ayrılmaksızın talepte bulunabilmelerinin ve talebin kabul edildiği tarihe kadar çalışabilmelerinin eşitlik ilkesine uygun olacağı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 10., 48., 49. ve 60. Maddelerine aykırı olduğu ifade edilmiştir.

               Mülga 506 sayılı Kanun’da yer alan hükme göre hizmet akdine bağlı olarak çalışan sigortalının yaşlılık aylığına hak kazanabilmesi için yaş, prim gün sayısı ve sigortalılık süresi şartlarının yanı sıra yazılı olarak tahsis talebinde bulunmadan önce kural uyarınca çalıştığı işten ayrılması gerekmektedir. Başka bir ifade ile “işten ayrılarak, aktif çalışma yaşamından uzaklaşmak” emekli olabilmenin koşulu sayılmıştır.

                Söz konusu düzenleme, 5510 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesinde ise “(a) ve (b) bentlerinde belirtilen sigortalılardan yaşlılık aylığına hak kazananlara, yazılı istek tarihinden sonraki, kamudan emekli olma talebinde bulunanlar için ayın 15’i özel sektörden emekli olmak isteyenlerin yaşlılık aylıkları takip eden aybaşından itibaren aylık bağlanır.” Hükmü yer almaktadır.

               Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi kararı sonrasında yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunabilmesi için yaşlılık aylığı talebi için öngörülen işten ayrılma durumu iptal edilerek mevcut çalışma durumunda olanlar için Sosyal Güvenlik Kurumundan yaşlılık aylığı bağlanması için işten ayrılmama zorunluluğu 14.01.2021 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiş bulunmaktadır.

              Bununla Anayasa Mahkemesinin iptal etmiş olduğu mevcut kanunun boşluğundan dolayı oluşabilecek mağduriyetlerin giderilmesine yönelik Türkiye Büyük Millet Meclisinden kanun düzenlemesi ile birlikte Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığınca yönetmelik ve genelge çıkartılması elzemdir. 

Veri Kaybı İçin Özel Rapor Düzenleme

Siber saldırı, Elektronik arıza, Donanım, Yazılım kaynaklı sebepler yüzünden elektronik ortamda tutulan muhasebe verilerinin ve özellikle e-defter verileri silinme, bozulma, zarar görme, yok olma ile karşılaşan mükelleflerin durumu aşağıda açıklandığı gibidir.

1. e-Defter Dosyaları, Berat Dosyaları ve Muhasebe Fişlerinin Muhafaza ve ibrazı

     – Vergi Usul Kanunu ve diğer vergi kanunlarında defter, kayıt ve belgelere ilişkin olarak yer alan hükümler elektronik defter, kayıt ve belgeler için de geçerlidir. Bu nedenle, Vergi Usul Kanununun defterlerin Muhafazası ve ibrazı başlıklı 253. Ve 256. maddesi e-defterler için de uygulanacaktır.

  • Defter ve vesikaları muhafaza:

Madde 253 – Bu Kanuna göre defter tutmak mecburiyetinde olanlar, tuttukları defterlerle üçüncü kısımda yazılı vesikaları, ilgili bulundukları yılı takip eden takvim yılından başlayarak beş yıl süre ile muhafaza etmeye mecburdurlar.

  • Defter ve belgelerle diğer kayıtların ibraz mecburiyeti:

Madde 256 – (Değişik: 22/7/1998-4369/4 md.);

Geçen maddelerde yazılı gerçek ve tüzel kişiler ile mükerrer 257. madde ile getirilen zorunluluklara tabi olanlar, muhafaza etmek zorunda oldukları her türlü defter, belge ve karneler ile vermek zorunda bulundukları bilgilere ilişkin mikro fiş, mikro film, manyetik teyp, disket ve benzeri ortamlardaki kayıtlarını ve bu kayıtlara erişim veya kayıtları okunabilir hale getirmek için gerekli tüm bilgi ve şifreleri muhafaza süresi içerisinde yetkili makam ve memurların talebi üzerine ibraz ve inceleme için arz etmek zorundadırlar. Bu zorunluluk Maliye Bakanlığınca belirlenecek usule uygun olarak, tasdike ve 3568 sayılı Kanunun 8/A maddesi uyarınca düzenlenecek katma değer vergisi iadesine dayanak teşkil eden rapora konu hesap ve işlemlerin doğrulanması için gerekli kayıt ve belgelerle sınırlı olmak üzere, bu hesap ve işlemlere doğrudan ya da silsile yoluyla taraf olanlara, defter ve belgelerinin tetkiki amacıyla yeminli mali müşavirler ve serbest muhasebeci mali müşavirler tarafından yapılan talepler için de geçerlidir.

– 1 seri nolu elektronik Defter Genel Tebliğinin 4. Maddesinde;

Elektronik defter oluşturma konusunda izin alanların muhafaza ve ibraz yükümlülüklerine ilişkin açıklamalar yapılmıştır. Buna göre; Bu Tebliğ kapsamında, e-Defter uygulamasına dâhil olanlar, muhafaza ve ibraz ödevlerini yerine getirirken aşağıdaki hususlara uygun hareket etmek zorundadırlar:

a) e-Defter dosyaları ve bunlara ait berat dosyaları birbirleri ile ilişkili şekilde elektronik ortamda, muhasebe fişleri ise kağıt ve/veya elektronik ortamda, istenildiğinde ibraz edilmek üzere muhafaza edilmek zorundadır.

b) e-Defter dosyaları,  berat dosyaları ve elektronik ortamda oluşturulan muhasebe fişlerinin veri bütünlüğünün sağlanması ile kaynağının inkâr edilmezliği, NES veya Mali Mühür ile garanti altına alındığı için kâğıt ortamında saklanmayacak (kağıt ortamda tutulması tercih edilen muhasebe fişleri hariç) ve elektronik ortamdaki bu dosyaların kağıt ortamdaki hali hukuken hüküm ifade etmeyecektir.

c) Defterlerini elektronik ortamında tutanlar, e-Defter dosyaları, elektronik ortamda oluşturulan muhasebe fişleri ve ilgili berat dosyalarını vergi kanunları, Türk Ticaret Kanunu ve diğer düzenlemelerde yer alan süreler dâhilinde elektronik, manyetik veya optik ortamlarda (kağıt ortamda tutulması tercih edilen muhasebe fişleri kağıt ortamda) muhafaza ve istenildiğinde elektronik, manyetik veya optik araçlar vasıtasıyla eksiksiz ve okunabilir şekilde ibraz etmekle yükümlüdür.

ç) Muhafaza ve ibraz yükümlülüğü, e-Defter dosyalarının, elektronik ortamda oluşturulan muhasebe fişlerinin ve berat dosyalarının doğruluğuna, bütünlüğüne ve değişmezliğine ilişkin olan (elektronik imza ve mali mühür değerleri dâhil) her türlü elektronik kayıt ve veri ile doğrulama ve görüntüleme araçlarının tümünü kapsamakta olup, e-Defterlere istenildiğinde kolaylıkla erişebilmeyi, anlaşılabilir ve eksiksiz bir biçimde görüntüleyebilmeyi ve okunabilir kâğıt baskılarını üretebilmeyi sağlayacak biçimde yerine getirilmelidir.

d) e-Defter ve berat dosyalarının e-Defter uygulamasına dâhil olan mükelleflerin kendilerine ait bilgi işlem sistemlerinde muhafaza edilmesi mecburidir. Üçüncü kişiler nezdinde ya da yurt dışında muhafaza işlemi, muhafaza ve ibraz sorumluluğunu ortadan kaldırmamakta ve Başkanlık ve Genel Müdürlük açısından herhangi bir hüküm ifade etmemektedir. Muhafaza yükümlülüğünün Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde ve Türkiye Cumhuriyeti kanunlarının geçerli olduğu yerlerde yerine getirilmesi zorunludur.

2. Elektronik Defter Verilerinin Silinmesi, Zarar Görmesi, Siber Saldırıya Uğraması Halinde Yapılması Gerekenler


– Elektronik Defter Tebliğinin 7. Maddesine göre Başkanlığa başvuru:

7. Diğer Hususlar (Değişik:RG-19/10/2019-30923)  ;

  • e-Defter tutanlar, Vergi Usul Kanununda belirtilen “Mücbir Sebep” halleri nedeniyle e-Defter veya beratlarına ait kayıtlarının bozulması, silinmesi, zarar görmesi veya işlem görememesi ve e-Defter ve berat dosyalarının muhafaza edildiği e-Defter saklama hizmeti veren özel entegratör kuruluşlardan veya Başkanlıktan ikincil örneklerinin temin edilemediği hallerde, söz konusu durumların öğrenilmesinden itibaren tevsik edici bilgi ve belgeleri ile birlikte 15 gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yetkili mahkemesine başvurarak kendisine bir zayi belgesi verilmesini istemelidir.
  • Mahkemeden zayi belgesinin temin edilmesini müteakip, zayi belgesi ile birlikte durumun Başkanlığa yazılı olarak bildirilmesi ve Başkanlık tarafından istenilen bilgi ve belgelerin (talep edilecek bilgi ve belgeler e-Defter Uygulama Kılavuzunda açıklanır) ibraz edilmesi halinde, mükelleflerin zayi olan e-Defter kayıtlarının yeniden oluşturulması ve bunlara ait yeni oluşturulan e-Defter ve berat dosyalarının e-Defter uygulaması aracılığı ile Başkanlık sistemine yeniden yüklenmesi için Başkanlık tarafından yazılı izin verilir.
  • Yeminli Mali Müşavir tarafından hazırlanacak Özel Amaçlı Rapor ile Başkanlığa başvuruda bulunulması gerekmektedir.

Kaynaklar :

https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=213&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=4

https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=15570&MevzuatTur=9&MevzuatTertip=5

E-FATURA ve E-ARŞİV FATURA UYGULAMALARINDAKİ DEĞİŞİKLİK

    09.02.2021 Tarih ve 31390 nolu Resmi Gazetede yayımlanan 526 nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile e-fatura ve e-arşiv fatura uygulamalarında yeni düzenlemeler yapılmıştır.

Bahsi geçen tebliğ ile yapılan değişiklikler şunlardır:

1)Sosyal Güvenlik Kurumu ile Sözleşme imzalayan sağlık hizmet sunucuları ve medikal malzeme ve ilaç temin eden tüm mükellefler (tıp merkezleri, eczaneler, laboratuvarlar, ecza depoları vb) 01.07.2021 tarihinden itibaren e-fatura uygulamasına geçmek zorundadırlar.

2)e-arşiv Fatura uygulamasına dâhil olmayan mükelleflerce düzenlenecek faturaların vergiler dahil toplam tutarının 30 Bin TL’yi, vergi mükelleflerine düzenlenenler açısından vergiler dahil toplam tutarı 5 Bin TL’yi aşması halinde, GİB e-Belge düzenleme portalından ya da özel entegratör kuruşların sistemleri aracılığıyla düzenlenmesi zorunluluğu getirilmiştir.

3)e-Adisyon uygulaması; masada servis yapılan ve gerçek usulde (şahıs işletmeleri)vergilendirilen hizmet işletmeleri ( lokanta, kafeterya, pastane, gazino vb.) tarafından kullanma zorunluluğu bulunan, kayıt ortamda düzenlenen “adisyonun elektronik olarak düzenlenebilmesi imkânı getirilmiştir. e -Adisyon uygulaması zorunlu bir uygulama olmayıp, isteğe bağlı tercih edilebilir.

e-Adisyon uygulamasına dahil olmak isteyen mükellefler;

  • e-Fatura ve e-Arşiv Fatura uygulamalarına dahil olması,
  • e-Adisyon belgesi düzenleyebilme, muhafaza ve ibraz edebilme bilgilerini elektronik ortamda GİB’e iletebilme konusunda alt yapısının tamamlanmış olması,
  • Özel Entegretör firması aracılığı ile e-Adisyon uygulamasına dâhil olması gerekir.

4)e-Fatura, e-Arşiv Fatura gibi düzenlenen e-belgelere ait olarak Türk Ticaret Kanunu 18/3 maddesi uyarınca noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak,  kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılan ihbar veya ihtarlar ile e-belge iptal portalındaki kılavuzdan yer alan usul ve süreler içerisinde elektronik ortamda GİB bilgi işlem sistemine 01.05.2021 tarihinden itibaren bildirme zorunluluğu getirilmiştir.

Scroll to top